Cemâlin dilberâ bâğ-ı İrem’dir de ne dersen de
Şair sevgilinin yüzünü İrem bağı, dudağını derman sayar; gittiği yere kendisini de götürmesini ister, gam tekkesinde derviş ve zararsız abdal diye anılmayı kabul eder, gördüğü cefayı kerem sayar ve sevgilinin semtini Kâbe çevresine benzetir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Cemâlin dilberâ ’dir de ne dersen de
Lebin derdin çeken derdine emdir de ne dersen de
1Ey güzel, yüzün İrem bağıdır; ne dersen de;
2dudağının derdini çekenin derdine ilaçtır; ne dersen de.
- 2
Efendin kande gidersen beni de bilice al git
Sararsa nendürür deyu gülümdür de ne dersen de
1Efendim, nereye gidersen beni de yanına alıp götür;
2sararmışsa ‘nedir?’ diye sorana ‘gülümdür’ de; ne dersen de.
Âşık sevgilinin yolculuğuna katılmak ister; ayrılığın verdiği sarılık, dışarıdakilerin soracağı görünür belirtiye dönüşür. ‘Gülümdür’ cevabı bu sararmayı kaynakta kesinleştirilmeyen bir beden ya da nesneye bağlamadan sevgi diliyle sahiplenir.
- 3
Görüp bu sorarlarsa bu derviş ne
Zararsızca bir de dedemdir de ne dersen de
1Bu gam tekkesinde görüp ‘Bu derviş nedir?’ diye sorarlarsa
2‘zararsız bir abdal, dedemdir’ de; ne dersen de.
Gam alanı bir tekke, âşık da orada görülen derviştir; toplum onun kimliğini sevgiliden öğrenir. ‘Zararsız abdal’ sözü hem alçakgönüllü bir öz tanım hem de çevreye tehdit oluşturmadığını bildiren savunmadır; ‘dedem’ yakınlık payı verir.
- 4
Benim sana sordukta ahbâbım
Bana ettiklerin cevri keremdir de ne dersen de
1Dostlarım benim hâlimin niteliğini sana sorduğunda
2bana ettiğin cefaları ‘keremdir’ diye anlat; ne dersen de.
Dostlar âşığın hâlini sevgiliye sorunca, yaşanan eziyetin adı tersine çevrilip ‘kerem’ olacaktır. Bu, cefanın gerçekten iyilik olduğu nesnel bir hüküm değil; Ömer’in sevgilinin davranışını kötü sözle anmama ve acıyı lütuf gibi taşıma tavrıdır.
- 5
Efendim Ömer şeydâ
yâ Beyt-i Harem’dir de ne dersen de
1Efendim, semtinin Kâbe’sini tavaf ederken Ömer çılgındır;
2‘Safâ nü Merve’ yahut ‘Kutsal Ev’dir de; basılı ‘nü’ yüzeyi tanıksız normalleştirilmedi.
Sevgilinin semti Kâbe, Ömer’in çevresinde dolaşması tavaf olarak kurulur. Son dize Safâ, Merve ve Beyt-i Harem adlarını aşk coğrafyasına taşırken aradaki basılı ‘nü’ yüzeyinin görevi ikinci tanık olmadan kesinleşmez; bu nedenle üç yer adı sessizce ‘ile’ bağlacıyla birleştirilmez.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.170 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n170-6C43D8747C67. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.170, PDF 184; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sevgilinin yüzü cennet bahçesi İrem’e, dudağı da dert çeken için ilaca benzetilir. Her dizeyi kapatan ‘ne dersen de’ tekrarı, övgünün sevgilinin itirazından etkilenmeyeceğini ve âşığın kendi adlandırmasına bağlı kaldığını gösterir.