Târîh-i Sulh-i ‘Acem (T38)
Sultan Ahmed'i Keyhüsrev, Cem ve İbrahim Edhem karşılaştırmalarıyla öven tarih, İran seferini tufan imgesiyle anlatır; barışın Mir Eşref'e aman yolu açtığını söyleyen kronogramla kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Cenâb-ı Ḥażret-i Sulṭân Aḥmed Ḫân Ġâzî kim
Degil şâyeste-i der-bânlıġı Keyḫüsrev ü Cemde
1Gazi Sultan Ahmed Han hazretleri
2Keyhüsrev ile Cem bile onun kapıcısı olmaya layık değildir.
- 2
Şehen-şâh-ı cihândır hem gedânıñ dil-nüvâzıdır
Bunuñ cem‘inde ‘âciz oldı bî-şek de
1O dünya hükümdarıdır, yoksulun da gönlünü hoş tutar;
2İbrahim Edhem bile bu iki niteliği birleştirmekte aciz kalır.
Ahmed hem dünya hükümdarı hem yoksulun gönlünü hoş tutan kişi olarak tanıtılır; İbrahim Edhem'in bile bu iki niteliği birleştiremeyeceği ileri sürülür. Güç ile tevazu aynı bedende toplanır.
- 3
O rütbe sâye-i luṭfında gümdür sorsalar farżâ
Degil mümkin ġamıñ iŝbâtı bir keyfiyyet ü kemde
1Sorulsa, gam onun lütuf gölgesinde öylesine kaybolmuştur ki
2onu nitelik veya nicelik bakımından kanıtlamak mümkün değildir.
Gamın hükümdarın lütuf gölgesinde nitelik veya nicelik bakımından kanıtlanamayacak kadar kaybolduğu söylenir. Mantık terimleri, kusursuz huzur iddiasına mizahî bir kesinlik görünümü verir.
- 4
Zamân-ı devletinde fitne cümle mużmaḥil oldı
Meger kim saklıya ḫûbânı dehriñ zülf ü perçemde
1Onun devlet zamanında fitnenin tümü dağıldı;
2yalnız çağın güzelleri onu saç ve perçemde saklar.
Hükümdarın devrinde fitnenin bütünüyle dağıldığı, yalnız güzellerin saç ve perçeminde saklanabildiği belirtilir. Siyasal karışıklık, klasik sevgili imgesindeki kıvrımlı saça taşınarak zararsızlaştırılır.
- 5
Aḳıtdı seyl-i ṭûfân gibi ‘asker şaşdı
Bu rütbe keŝreti görmüş degildi mevce-i yemde
1Orduyu tufan seli gibi akıttı; Mir Eşref şaşırdı;
2denizdeki dalga bile böyle bir çokluk görmemişti.
Ordunun tufan seli gibi akması Mir Eşref'i şaşırtır; deniz dalgalarının bile böyle çokluk görmediği söylenir. Askerî kalabalık tabiat ölçüsünü aşan bir saray gücü olarak abartılır.
- 6
Neye ḳâdir idigin bildi Sulṭân Aḥmediñ ẓâhir
Unutdı iddi‘â-yı bâṭılın şimdi o sersem de
1Sultan Ahmed'in neye gücü yettiğini açıkça anladı;
2o sersem de batıl iddiasını şimdi unuttu.
Mir Eşref'in Sultan Ahmed'in gücünü anladığı ve “batıl” diye nitelenen iddiasını unuttuğu söylenir. “Sersem” sözü rakibi küçülten taraflı bir tarih dilidir; çağdaş kişiler için bir hüküm taşımaz.
- 7
Ser-â-ser mülk-i Îrân oldı tâbi‘ ṣad-şükür Ḥaḳḳa
Du‘âdan ġayrıya yoḳdır maḥal elfâẓa bir femde
1Bütün İran ülkesi baştan başa boyun eğdi; Allah'a yüz şükür;
2ağızda artık duadan başka söze yer yoktur.
Bütün İran ülkesinin boyun eğmesi Allah'a şükürle karşılanır; ağızda duadan başka söze yer kalmadığı ileri sürülür. Bu tümel teslimiyet, fetheden sarayın anlatısıdır ve İran toplumunun kendi sesi değildir.
- 8
ide şehen-şâh-ı cihânı Ḥażret-i Allâh
Dü-‘âlemde kedersiz bula maḳṣûdını her demde
1Allah dünya hükümdarını korusun;
2iki âlemde de her zaman amacını kedersizce bulsun.
Allah'tan dünya hükümdarını koruması ve iki âlemde bütün amaçlarına kedersiz ulaşmasını sağlaması dilenir. Savaş haberinden duaya geçiş, zaferin kalıcılığını ilahî muhafazaya bağlar.
- 9
İdüp şeh-zâdegânı ile etbâ‘ın Ḫudâ me’mûn
Zamân-ı devletinde olmasunlar bir nefes hemde
1Allah şehzadeleriyle bağlılarını güven içinde tutsun;
2onun devlet zamanında bir nefes bile gamlı olmasınlar.
Şehzadelerle hükümdarın bağlılarının güven içinde tutulması ve bir an bile gam görmemesi istenir. Dua, hükümdarın şahsından hanedan ve saray çevresine doğru genişler.
- 10
Sürûr oldı bu sûruñ bâ‘iŝ-i te’ḫîr-i târîḫi
Kemâl-i şevḳ-ile ḳalmaz efendim hûş âdemde
1Bu şenliğin sevinci, tarih söylemenin gecikmesine sebep oldu;
2efendim, büyük şevk sırasında insanda akıl kalmaz.
Şenliğin büyük sevinci tarih söylemeyi geciktirmiştir; çünkü yoğun şevk sırasında insanın aklı başında kalmaz. Şair gecikmesini ihmal değil coşkunun zihinsel sonucu diye açıklar.
- 11
‘Öẕür maḳbûl imiş ‘ınde’l-Kirâm ey Râsim-i küstâḫ
Ḳabûl eyler ümidim budur ol Sulṭân-ı Ekrem de
1Ey küstah Râsim, cömertlerin katında özür kabul edilirmiş;
2o yüce sultanın da kabul edeceğini umarım.
Râsim cömertler katında özrün kabul edildiğini hatırlatır ve yüce sultanın da kendisini kabul edeceğini umar. Kendi “küstahlığını” anması, saray hiyerarşisi içinde temkinli bir mazeret sunar.
- 12
Bu cürmi fikr iderken i‘tiẕâra başlayup itdi
İki târîḫ-i tâm ile ḳuṣûrın ‘arż ḫâmem de
1Bu kusuru düşünürken kalemim özür dilemeye başladı
2ve iki tam tarihle eksikliğini sundu.
Kalem kusuru düşünürken özür dilemeye başlar ve eksikliğini iki tam tarih dizesiyle sunar. Şiir üretimi, şairin niyetinden ayrı hareket eden kalem kişileştirmesiyle açıklanır.
- 13
Recâya çâresin buldı emânıñ ṣulḥ-ile nâ-çâr
Ḳul oldı bâb-ı Sulṭân Aḥmede Eşref de ‘âlemde
1Ümitsiz kalan aman dileği, barış sayesinde bir çare buldu:
2Eşref de dünyada Sultan Ahmed'in kapısına kul oldu.
Barış, çaresiz kalmış aman dileğine bir yol açar; Eşref'in Sultan Ahmed'in kapısına kul olduğu söylenir. Son beyit barışı eşit müzakere değil saraya bağlılık olarak anlatan kronogram bakışını açığa çıkarır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:t38-pdf153-154. Ana açık edisyon T38'i basılı s.140–141/PDF 153–154'de tam gövde, basılı kalıp adı ve T39/PDF 154 sınırıyla verir. T38 başlık ve “gedânıñ/ki anıñ”, “Neye/Ne”, “oldı/old”, “emânıñ/imâmıñ” farkları açıklandı; ana “gedânıñ”, “Neye”, “oldı”, “emânıñ” okumaları korunmuştur. AVESIS CC BY kaydı profil ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Derûna düşdi bir târîh-ile Râsim du‘â itmekEğrikapılı Mehmed Râsim · Tarih→
Sultan Ahmed'in öyle yüce olduğu söylenir ki Keyhüsrev ile Cem bile onun kapıcılığına layık değildir. Tarihsel hükümdarlar gerçek bir görev ilişkisiyle değil, karşılaştırmalı övgüyü büyütmek için anılır.