Cennet-i kûyinde çeşm-i bîdârım
Konuşan sevgilinin cennet mahallesinde uyanık gözü ve gül yüzü çevresindeki gönül kuşunu eksiltili bir söyleyişle anar. Civanın yüzü, bülbülün gül bahçesini özlemesi gibi özlenir. Dost ve düşkünler sevgilinin ihsanını, sarhoş olanlar yanağının busesini bekler. Sevgilinin boyu servileri hayrette bırakır; yürüyüşü çimende salınır. Hicran boyu büker, kavuşma vakti geldiğinde perinin konuşması istenir. Mihnet köşesindeki garip, lâl dudağın şerbetini tabip sayar; Ömer gece gündüz süren hastalığını ve ezelî nasibini sorar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bu ey gül’izârım
1Mahallenin cennetinde uyanık gözüm [eksiltili yüzey];
2Ey gül yüzlüm, bu gönül kuşumuz [eksiltili yüzey].
- 2
Görmeğe civâna dîdârın özler
gülzârın özler
1Civanı görmeye, yüzünü özler [özne bağı açık];
2Bülbül gibi gül bahçeni özler.
Civanın didarını görme arzusu ilk dizede özne bakımından açık kalır; kesin göz veya gönül faili uydurulmaz. İkinci dize bülbül misalini getirir ve sevgilinin gülzârını özlemeyi kuş-bahçe ilişkisiyle açıkça kurar.
- 3
Muhibbiz dediler âşinâların
İşrette gâhice mübtelâların
1Tanıdıkların ‘biz sevenleriz’ dediler;
2Eğlencede ara sıra düşkün olanların [eksiltili yüzey].
Âşinaların “muhibbiz” demesi tanıdık çevrenin sevgi iddiasıdır. İşrette zaman zaman müptela olanları anan ikinci dize tamamlanmış bir hüküm vermez; bu kişilerin ne yaptığı kaynakta söylenmediği için eksilti korunur.
- 4
İhsânın umarlar ol gedâların
Mest olup özler
1O yoksullar ihsanını umarlar;
2Sarhoş olup yanağının busesini özlerler.
Gedalar sevgili ihsanını umar; güzellik karşısındaki topluluk yoksul ve bekleyen konumdadır. Mest olanların yanağın busesini özlemesi, maddi bağış beklentisinden bedensel yakınlığa geçer ve yüzü arzu nesnesi yapar.
- 5
görenler meftûnun olmuş
Dikilip serviler hayrette kalmış
1Boyunu görenler sana tutkun olmuş;
2Serviler dikilip hayret içinde kalmış.
Sevgilinin kametini görenler meftun olurken serviler dikilip hayrette kalır; ağaçlar rakip güzellik ölçüsüdür. Boyun üstünlüğü serviyi eğmek yerine hareketini durdurur, onu donmuş bir seyirciye çevirir.
- 6
Büsbütün endâmın lerzeler almış
Çemende salınıp reftârın özler
1Bütün endamını titremeler almış;
2Çimende salınıp yürüyüşünü özler [özne bağı açık].
Bütün endamı alan “lerzeler” beden boyunca titreme kurar; titreyenin kişi bağı ayrıca kesinleştirilmez. Çemende salınış ve reftar özlemi, durağan boy övgüsünü yürüyen beden görüntüsüne taşır.
- 7
Habîbim hicrinle kaddimiz daldır
Nutka gel ey perî vakt-i visâldir
1Sevgilim, ayrılığınla boyumuz eğridir;
2Konuş ey peri, kavuşma vaktidir.
Hicran konuşanın kaddini “dal”, eğilmiş hâle getirir; ayrılık bedende biçim bırakır. Periye “nutka gel” denmesi sessizliğini bozma çağrısıdır, çünkü zaman artık ayrılık değil vuslat vaktidir.
- 8
Çekmemek gamları emr-i muhâldir
Bendeler lûtf ile ihsânın özler
1Gamları çekmemek imkânsız bir iştir;
2Kullar lütufla ihsanını özler.
Gam çekmemek emr-i muhal, yani gerçekleşmesi imkânsız iştir; aşkın yükünden kaçış kapatılır. Bendelerin lütuf ve ihsan özlemi, sevgiliyi hükümdar konumunda tutarken beklentiyi merhametli davranışa bağlar.
- 9
içre kalmış garîbim
Şerbet-i lâ’linle şimdi tabîbim
1Mihnet köşesinde kalmış bir garibim;
2Lâl dudağının şerbetiyle şimdi tabibimsin.
Konuşan künc-i mihnette kalmış gariptir; sıkıntı hem köşe hem yalnızlık yaratır. Lâl dudağın şerbeti sevgiliyi tabip yapar, fakat kesin tedavi gerçekleştiği söylenmez; aranan ilaç dudağın tatlı yakınlığıdır.
- 10
Tâ ezel yok mudur yohsa nasîbim
Rûz ü şeb bu Ömer bîmârın eyler
1Ezelden nasibim yok mudur, yoksa [soru bağı açık]?
2Gece gündüz bu Ömer’i hasta eder [özne bağı açık].
Ezelden nasip bulunup bulunmadığı soru olarak kalır ve “yohsa” yüzeyi tamamlanmış seçenek üretmez. Son dizede bu Ömer’i gece gündüz hasta eden fail açık değildir; hastalığın sürekliliği mahlasla kayda geçirilir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.126 gövdesinde “Rûz ü şeb bu Ömer bîmârın eyler” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n126-C6CC6403057A. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.126, PDF 163–164; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Cennet-i kûy sevgilinin mahallesini cennet düzeyine çıkarır, çeşm-i bîdâr konuşanın uyumayan gözüdür. İkinci dizedeki gönül kuşu ile gül yüzlü hitabı eksiltilidir; kaynakta olmayan uçuş veya konma yüklemi eklenmez.