DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Cennet-i kûyinde çeşm-i bîdârım
Şiir · 17. yüzyıl

Cennet-i kûyinde çeşm-i bîdârım

Konuşan sevgilinin cennet mahallesinde uyanık gözü ve gül yüzü çevresindeki gönül kuşunu eksiltili bir söyleyişle anar. Civanın yüzü, bülbülün gül bahçesini özlemesi gibi özlenir. Dost ve düşkünler sevgilinin ihsanını, sarhoş olanlar yanağının busesini bekler. Sevgilinin boyu servileri hayrette bırakır; yürüyüşü çimende salınır. Hicran boyu büker, kavuşma vakti geldiğinde perinin konuşması istenir. Mihnet köşesindeki garip, lâl dudağın şerbetini tabip sayar; Ömer gece gündüz süren hastalığını ve ezelî nasibini sorar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bu ey gül’izârım

    1Mahallenin cennetinde uyanık gözüm [eksiltili yüzey];

    2Ey gül yüzlüm, bu gönül kuşumuz [eksiltili yüzey].

    Cennet-i kûy sevgilinin mahallesini cennet düzeyine çıkarır, çeşm-i bîdâr konuşanın uyumayan gözüdür. İkinci dizedeki gönül kuşu ile gül yüzlü hitabı eksiltilidir; kaynakta olmayan uçuş veya konma yüklemi eklenmez.

  2. 2

    Görmeğe civâna dîdârın özler

    gülzârın özler

    1Civanı görmeye, yüzünü özler [özne bağı açık];

    2Bülbül gibi gül bahçeni özler.

    Civanın didarını görme arzusu ilk dizede özne bakımından açık kalır; kesin göz veya gönül faili uydurulmaz. İkinci dize bülbül misalini getirir ve sevgilinin gülzârını özlemeyi kuş-bahçe ilişkisiyle açıkça kurar.

  3. 3

    Muhibbiz dediler âşinâların

    İşrette gâhice mübtelâların

    1Tanıdıkların ‘biz sevenleriz’ dediler;

    2Eğlencede ara sıra düşkün olanların [eksiltili yüzey].

    Âşinaların “muhibbiz” demesi tanıdık çevrenin sevgi iddiasıdır. İşrette zaman zaman müptela olanları anan ikinci dize tamamlanmış bir hüküm vermez; bu kişilerin ne yaptığı kaynakta söylenmediği için eksilti korunur.

  4. 4

    İhsânın umarlar ol gedâların

    Mest olup özler

    1O yoksullar ihsanını umarlar;

    2Sarhoş olup yanağının busesini özlerler.

    Gedalar sevgili ihsanını umar; güzellik karşısındaki topluluk yoksul ve bekleyen konumdadır. Mest olanların yanağın busesini özlemesi, maddi bağış beklentisinden bedensel yakınlığa geçer ve yüzü arzu nesnesi yapar.

  5. 5

    görenler meftûnun olmuş

    Dikilip serviler hayrette kalmış

    1Boyunu görenler sana tutkun olmuş;

    2Serviler dikilip hayret içinde kalmış.

    Sevgilinin kametini görenler meftun olurken serviler dikilip hayrette kalır; ağaçlar rakip güzellik ölçüsüdür. Boyun üstünlüğü serviyi eğmek yerine hareketini durdurur, onu donmuş bir seyirciye çevirir.

  6. 6

    Büsbütün endâmın lerzeler almış

    Çemende salınıp reftârın özler

    1Bütün endamını titremeler almış;

    2Çimende salınıp yürüyüşünü özler [özne bağı açık].

    Bütün endamı alan “lerzeler” beden boyunca titreme kurar; titreyenin kişi bağı ayrıca kesinleştirilmez. Çemende salınış ve reftar özlemi, durağan boy övgüsünü yürüyen beden görüntüsüne taşır.

  7. 7

    Habîbim hicrinle kaddimiz daldır

    Nutka gel ey perî vakt-i visâldir

    1Sevgilim, ayrılığınla boyumuz eğridir;

    2Konuş ey peri, kavuşma vaktidir.

    Hicran konuşanın kaddini “dal”, eğilmiş hâle getirir; ayrılık bedende biçim bırakır. Periye “nutka gel” denmesi sessizliğini bozma çağrısıdır, çünkü zaman artık ayrılık değil vuslat vaktidir.

  8. 8

    Çekmemek gamları emr-i muhâldir

    Bendeler lûtf ile ihsânın özler

    1Gamları çekmemek imkânsız bir iştir;

    2Kullar lütufla ihsanını özler.

    Gam çekmemek emr-i muhal, yani gerçekleşmesi imkânsız iştir; aşkın yükünden kaçış kapatılır. Bendelerin lütuf ve ihsan özlemi, sevgiliyi hükümdar konumunda tutarken beklentiyi merhametli davranışa bağlar.

  9. 9

    içre kalmış garîbim

    Şerbet-i lâ’linle şimdi tabîbim

    1Mihnet köşesinde kalmış bir garibim;

    2Lâl dudağının şerbetiyle şimdi tabibimsin.

    Konuşan künc-i mihnette kalmış gariptir; sıkıntı hem köşe hem yalnızlık yaratır. Lâl dudağın şerbeti sevgiliyi tabip yapar, fakat kesin tedavi gerçekleştiği söylenmez; aranan ilaç dudağın tatlı yakınlığıdır.

  10. 10

    Tâ ezel yok mudur yohsa nasîbim

    Rûz ü şeb bu Ömer bîmârın eyler

    1Ezelden nasibim yok mudur, yoksa [soru bağı açık]?

    2Gece gündüz bu Ömer’i hasta eder [özne bağı açık].

    Ezelden nasip bulunup bulunmadığı soru olarak kalır ve “yohsa” yüzeyi tamamlanmış seçenek üretmez. Son dizede bu Ömer’i gece gündüz hasta eden fail açık değildir; hastalığın sürekliliği mahlasla kayda geçirilir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.126 gövdesinde “Rûz ü şeb bu Ömer bîmârın eyler” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n126-C6CC6403057A. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.126, PDF 163–164; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirCevr ü cefâları cânıma yettiÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Cennet-i kûyinde

Mahallesinin cennetinde.

çeşm-i bîdârım

Uyanık gözüm.

mürg-i gönlümüz

Gönül kuşumuz.

Andelîb misâli

Bülbül gibi.

bûse-i ruhsârın

Yanağının busesini.

Kametin

Boyun.

emr-i muhâl

İmkânsız iştir.

Künc-i mihnet

Mihnet köşesi.