Cevr ü cefâları cânıma yetti
Sevgilinin cefası ve kayıtsızlığı karşısında canın bedenden çıkışını anlatan âşık, melamet yolunda ahının işlemediğini söyler; güzelliğin baharıyla yüzdeki tüylerin ordusu üzerinden faniliği hatırlatır ve vefasız sevgiliden safanın beklenemeyeceğini kabul eder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Cevr ü cefâları cânıma yetti
Ol insâfa gelmedi gitti
1Eziyetleri canıma yetti;
2o kan dökücü insafa gelmeden çekip gitti.
- 2
Bilmezem bende mi dilberde mi suç
Can ise cesetten ediyor
1Suç bende mi sevgilide mi, bilmiyorum;
2can bedenden çıkıyor sanki.
Suçun kimde olduğunu belirleyememek âşığın muhakemesini kararsız bırakır. Buna karşılık canın bedenden çıkışı son derece somut bir sonuçtur. Neden belirsiz, acı kesindir; birim sevgilinin mi âşığın mı sorumlu olduğu hükmünü kapatmaz.
- 3
Bakışın ferişteh ya melek zâde
Mahabbet arzeder karşımda yâde
1Bakışın melek midir, melek soyundan mıdır?
2Karşımda yabancıya sevgi gösterir.
Bakış melekle ilişkilendirilerek önce yüceltilir, fakat ikinci dizede sevginin yabancıya yöneldiği görülür. Göksel güzellik ile dünyevi kıskançlık yan yana gelir; âşık beğendiği bakışın kendisine değil rakibe çevrilmesiyle yaralanır.
- 4
Lûtfedip hâtırım eyle küşâde
Der ki şu düşmana gel eyle
1Lütfedip gönlümü ferahlat;
2‘Der ki şu düşmana gel eyle hurûc.’
İlk dize gönlün açılması için bir dilektir. İkinci dizede ‘der ki’, ‘şu düşmana’, ‘gel’ ve ‘hurûc’ sözlerinin konuşan, muhatap ve yön ilişkisi kesinleşmemiştir; kaynakta bulunmayan ‘ama bana’ eklenmez ve doğrudan konuşmanın faili ayrıca uydurulmaz.
- 5
Düşeli râhım
Hiç eser eylemez
1Yolum melamet yoluna düştüğünden beri
2iniltim ve ahım hiç etki etmiyor.
Melamet yoluna düşmek toplumun kınamasını göze almak demektir; fakat âşığın iniltisi yine de sonuç vermez. Nale ve ahın etkisizliği, çekilen acının görünür olmasına rağmen sevgilinin kararını değiştiremediğini vurgular.
- 6
Aşkınla gezerim her dem seyyâhım
Bilmem âhen midir yohsa bağrı tuç
1Aşkınla her an bir gezgin gibi dolaşıyorum;
2bağrı demir midir, yoksa tunç mudur bilmiyorum.
Aşk âşığı sürekli gezen bir seyyaha çevirir; hareket çoktur ama varış yoktur. Karşıdaki bağrın demir mi tunç mu olduğu sorusu merhametsizliği metal sertliğiyle ölçer. Belirsiz maden, değişmeyen katılığı daha da büyütür.
- 7
Kalmaz ana dahi güzellik bârı
Bozulur
1Güzellik yükü onda da kalmaz;
2yanağındaki tüylerin ordusu bozulur.
Şair sevgiliyi de fanilik hükmüne alır: güzellik yükü kalmayacak, yanaktaki ayva tüylerinin ordusu dağılacaktır. ‘Leşker’ yüzü bir savaş alanına çevirir; yaşlanma, düzenli bir ordunun bozulması gibi anlatılır.
- 8
Elbette kulluğun geçer bahârı
Bir gün eder
1Elbette ‘kulluğun’ baharı geçer;
2bir gün Ye’cüc misali ortaya çıkar.
Birinci dizedeki ‘kulluğun’ yüzeyi aynen korunur; güzellik veya başka bir soyut kavrama sessizce çevrilmez. Önceki yanak tüyleri ordusu Ye’cüc benzetmesine bağlanabilir, ancak ortaya çıkacak özne baskıda açık olmadığı için yorum bunu kesin referent ilan etmez.
- 9
Ne denlü yâr için çekilse cefâ’
İ’timâd eylemez sana bî vefâ
1Sevgili için ne kadar cefa çekilse de
2o vefasız sana güvenmez.
Âşık ne kadar cefa çekerse çeksin vefasız sevgilinin güveni kazanılmaz. Emek ile karşılık arasındaki bağ kopmuştur; şiir bağlılığın otomatik olarak mutluluk getireceği tesellisini reddeder ve sevgilinin niteliğini açıkça ölçü yapar.
- 10
değildir âşıka safâ
Ey Ömer gerekse kıl urûc
1Âşığa mutluluk nasip değildir;
2ey Ömer, istersen Arş’a yüksel.
Mahlaslı kapanış, âşığa safanın nasip olmadığını kesinleştirir. Arş’a çıkmak bile sonucu değiştirmeyecek kadar büyük bir boş çaba gibi sunulur. Yükseliş imgesi, aşk karşısında ulaşılabilecek en yüce yerin dahi yetersizliğini anlatır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.26 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n26-250440DA9D9A. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.26, PDF 124–125; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘şu düşmana gel eyle hurûc’ konuşma yönü, ‘kulluğun’ değeri ve Ye’cüc benzetmesinin referenti kesinleştirilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Açılışta cevr ve cefa artık dayanma sınırını aşar; buna rağmen sevgili insafa gelmeden gider. ‘Hûnî’ sözü onu yalnız kayıtsız değil kan dökücü gösterir. Âşığın şikâyeti, karşılık alamamanın ölümcül ağırlığıyla başlar.