Bilmezdiñ ıztırâb-ı dil ü derd-i firkati
Nâilî'nin bir gazeline yazılmış tahmîs: her beytin önüne aynı kafiyede üç dize eklenerek beş bendlik bir muhammes kuruluyor. Ekrem'in eklediği dizeler gazelin sitemini genişletir; kapanışta kendini Nâilî'nin yerine koyup aynı cefadan aynı memnuniyeti çıkarır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bilmezdiñ -ı dil ü derd-i firkati
Kahrıñla dem-be-dem koparırdıñ kıyâmeti
Tahmîl ederdiñ âşıka bin türlü mihneti
Sevdiñ görünce ol büt-i âyîne-tal'ati
Kurbânıñ oldıgım nice gördüñ muhabbeti
1Gönül ıstırabını, ayrılık derdini bilmezdin
2Kahrınla her an kıyamet koparırdın
3Âşığa bin türlü eziyeti yüklerdin
4O ayna yüzlü güzeli görünce sevdin
5Kurbanın olduğum, sevmek neymiş, nasıl gördün
- 2
Öldirdi hayli dem bizi cevr ü cefâlarıñ
Dillerde tâb koymadı vahşî edâlarıñ
Te'sîr-i âh ü zârını gör bî-nevâlarıñ
Yolda selâmın almaz iken mübtelâlarıñ
Kaddin ham eyleyip komamış sende tâkati
1Cevrin ve cefaların bizi çoktan öldürdü
2Vahşi edaların gönüllerde güç bırakmadı
3Çaresizlerin ah ve ağlayışının etkisini gör
4Sen yolda tutkunlarının selamını almazken
5Aşk boyunu büküp sende hiç güç bırakmamış
Bend bir bedduanın gerçekleştiğini bildiriyor: üç dize boyunca âşıkların ahından söz edilir, beyit o ahın sonucunu gösterir — sevgilinin beli bükülmüş, takati kalmamıştır. “Tâb” ikinci dizede gönüllerden alınan güçtür, beşincide sevgiliden alınan güç; aynı kelime iki tarafın hesabını kapatıyor.
- 3
Âguşunu o mâha açarsın iki gözüm
Dürdâne-i sirişki saçarsın iki gözüm
Şevk-ı muhabbetiyle uçarsın iki gözüm
Kûyun dolanmadan ne kaçarsın iki gözüm
Erbâb-ı aşkıñ elde degildir irâdeti
1O ay yüzlüye kollarını açarsın, iki gözüm
2Gözyaşı incilerini saçarsın, iki gözüm
3Sevgi coşkusuyla uçarsın, iki gözüm
4Onun mahallesini dolanmaktan niye kaçarsın, iki gözüm
5Aşk ehlinin iradesi kendi elinde değildir
Dört dize “iki gözüm” redifiyle bitiyor ve hitap sevgiliden muhataba kayıyor: burada azarlanan âşığın kendisidir. Açmak, saçmak, uçmak, kaçmak sırası bedeni giderek yerinden söküyor; beyit de bu dört fiilin faili olmadığını söyleyerek iradeyi elden alıyor.
- 4
Ey mâh-ı evc-i nahvet eyâ şûh-ı
Vaktiyle sende etmişidin bunları baña
İtdiklerin bulur kişi dünyâda dâ'imâ
Senden kaçub görünmemeler nâz imiş sana
Bir bî-vefâ imiş hele gördiñmi âfeti
1Ey kibir göğünün ayı, ey fitne doğuran şuh
2Bir zamanlar bunları bana sen etmiştin
3İnsan dünyada ettiğini daima bulur
4Senden kaçıp görünmemeler sana naz imiş
5O afet meğer bir vefasızmış, gördün mü
Sitem burada ahlâkî bir kurala bağlanıyor: “İtdiklerin bulur kişi” bir atasözü tonuyla araya giriyor ve şiiri şikâyetten hükme çeviriyor. Nahvet göğünün ayı olan sevgili, artık kendisine naz edilen taraftır; beyit onun da bir vefasıza tutulduğunu bildirerek dengeyi tamamlıyor.
- 5
Ekrem dahi sevinse gerek Nâ'ilî gibi
Yıktırdı cevrin onu da pek Nâ'ilî gibi
Her dem cefânı söyleşerek Nâilî gibi
Memnûnuyuz kıyâmete dek Nâ'ilî gibi
Tahrîk eden o şûh ise sen serv-i kameti
1Ekrem de Nâilî gibi sevinmeli
2Cevrin onu da Nâilî gibi fena yıktı
3Her an cefanı Nâilî gibi konuşarak
4Kıyamete dek Nâilî gibi memnunuz
5O selvi boylu şuhu kışkırtan sen isen
Tahmîsin asıl işi son bendde görünüyor: Nâilî'nin “Nâ'ilî gibi” redifi Ekrem'in eklediği üç dizede de sürüyor, yani şair kendi mahlasını ustasının adının yanına bir kez değil dört kez yazıyor. Cefadan memnun olma sözü böylece bir üsluba bağlanma ilânı hâline geliyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142810 numaralı sürüm esas alındı; Nağme-i Seher'in Tahmîs-i Gazeller bölümünden, yirmi yedi satırlık sayfa. Sayfa adı (“ati uyaklı Tahmîs-i Gazel”) fihristin kafiyeye göre yazdığı tariftir, şiirin başlığı değil; başlık ilk dizeden alındı. “Tahmîs-i Gazeller” bölüm başlığı ile “Tahmîs-i gazel” tür satırı metne alınmadı. Metin Nâilî'nin “Sevdiñ görünce ol büt-i âyîne-tal'ati” matlalı gazelinin tahmîsidir: her bendin son iki dizesi Nâilî'nin beyti, ilk üç dize Ekrem'in eklemesidir. Mahlas yıldızları atıldı (“*Ekrem * dahi” → “Ekrem dahi”, “* Nâ'ilî * gibi” → “Nâ'ilî gibi”). Kaynak son bendde adı dört yerde “Nâ'ilî”, bir yerde kesmesiz “Nâilî” dizmiş; “Şevk-ı” ve “Âguşunu” imlâları da kaynağa aittir, düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Eklenen üç dize hep geçmiş zamanda: bilmezdin, koparırdın, yüklerdin. Nâilî'nin beyti ise şimdiye geçip “sevdin” diyor. Böylece tahmîs bir zaman düzeni kuruyor — cefa edenin âşık olduğu an, geçmiş kipinin bittiği yerdir. “Kurbânıñ oldıgım” hitabı sitemi sevgi sözüyle yumuşatıyor.