DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Bû Muhammet Vehbi Pâşâ-zâde mîr-i Âtıf’ı
Manzume · 19. yüzyıl

Bû Muhammet Vehbi Pâşâ-zâde mîr-i Âtıf’ı

Muhammed Vehbi Paşa'nın oğlu Mîr Âtıf için yazılmış bir vefat tarihi. Manzume gencin Harbiye'deki öğrenimini, babasız büyümesini ve ansızın gelen ölümünü sırayla anlatıyor, sonunda tarihin ta'miye ile düşürüldüğünü bildiriyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bû Muhammet Vehbi mîr-i Âtıf’ı

    Hüsn-i ahlâkıyla tavsîf eylemiş -i kader

    1Muhammed Vehbi Paşa'nın oğlu Mîr Âtıf'ı

    2Kader kalemi güzel ahlâkıyla nitelemiş

    Tarih manzumesi bir künye ile açılıyor: ölen kişi baba adıyla ve rütbesiyle tanıtılıyor. İkinci dize kaderi bir kâtip yapıyor — “kilk-i kader”, kader kalemi — ve gencin ahlâkını tesadüf değil yazılmış bir nitelik sayıyor. “Tavsîf” hem övmek hem sıfat vermek demek; iki anlam burada üst üste biniyor.

  2. 2

    ü ismetle n’ola dersem yegâne zâtına

    Kim nazîri olmamış meşhûd bu âna kadar

    1Zühd ve iffette biriciktir dersem onun kişiliğine ne olur

    2Çünkü bu ana kadar bir benzeri görülmemiştir

    Övgü bir izin isteme kalıbıyla yumuşatılıyor: “n'ola dersem”, desem ne olur. Ardından gelen gerekçe iddiayı tanığa bağlıyor — “meşhûd”, görülmüş; yani benzersizlik bir duygu değil, gözleme dayandırılan bir hüküm. Kaynakta ikinci dize kalıptan bir hece kısa dizilmiş, dokunulmadı.

  3. 3

    Mekteb-i Harbiyye'ye kaydettirip ma'sûm iken

    Nâmını bir muktezâ-yı gayret-i fazl u hüner

    1Henüz masum bir çocukken adını Mekteb-i Harbiye'ye kaydettirip

    2Bunu erdem ve hüner gayretinin bir gereği saydı

    Beyit bir ölüm manzumesine kurum adı sokuyor: Mekteb-i Harbiye. Ölen genç asker adayıdır ve yazılışı bir mecburiyet değil “muktezâ-yı gayret”, gayretin gereği olarak anlatılıyor. Çocukluk ile askerî mektep aynı beyitte durunca ömrün ne kadar kısa kaldığı da hesaplanabilir hâle geliyor.

  4. 4

    Hayli müddet anda tahsîl-i fünûna sa'y ile

    Eyledi levh-i dilin mecmû'a-i rengîn-ter

    1Orada uzun süre bilimleri öğrenmeye çalışarak

    2Gönül levhasını daha renkli bir derleme hâline getirdi

    Öğrenim burada bir yazı işi olarak resmediliyor: gönül bir “levh”, üzerine yazılan tahta; öğrenilenler onu “mecmûa”ya, derlemeye çeviriyor. “Rengîn-ter” karşılaştırma taşıyor — daha renkli; yani bilgi bir doluluk değil bir renk artışı. İlk beyitteki “kilk-i kader” ile başlayan yazı imgesi böylece sürüyor.

  5. 5

    Gerçi bir idi hakîkatte velî

    Bâtınen eylerdi temyîz-i tarîk-i hayr u şer

    1Gerçi yeni yetişmiş bir genç idi, ama hakikatte

    2İçten içe iyilik ile kötülük yolunu birbirinden ayırırdı

    Beyit yaş ile olgunluk arasına bir ayrım koyuyor: dıştan bakınca “nevres-civân”, yeni yetişmiş biri; içten ise hayrı şerden ayırabilen biri. “Temyîz” hukuk dilinde de ayırt etme demek ve çocuğun sorumlu sayılma yaşını akla getiriyor. Övgü böylece bir yaş savunmasına dönüşüyor.

  6. 6

    Hem yetîm idi ederdi -i hasret-nisâr

    Hâtır-ı mahzûnuna gâhîce geldikçe peder

    1Hem yetimdi; hasret gözyaşları serperdi

    2Hüzünlü gönlüne arada bir babası geldikçe

    Manzumenin en somut beyti: baba çoktan ölmüş, çocuk yetim. “Girye-i hasret-nisâr” gözyaşını saçılan bir şey yapıyor; “gâhîce” ise ağlamanın sürekli değil aralıklı olduğunu söylüyor — acı bir hâl değil, bir ziyaret. İlk beyitte baba adıyla anılan gencin şimdi babasız kaldığını öğreniyoruz.

  7. 7

    Terk edip bu -yı mihneti âhir bûda

    Mürg-ı rûhu açtı firdevs-i berîne bâl ü per

    1Sonunda bu sıkıntı darlığını bırakıp

    2Ruh kuşu yüce cennete kanat açtı

    Ölüm bir kaçış olarak anlatılıyor: dünya “tengnâ-yı mihnet”, sıkıntı darlığı; ruh ise kanadı olan bir kuş. Kafesten kurtulma mazmunu burada kafes kelimesi kullanılmadan kuruluyor, darlık ile kanat açmanın karşıtlığı yetiyor. Kaynaktaki “âhir bûda” ibaresi bu hâliyle çözülemedi, dizgiye dokunulmadı.

  8. 8

    Füc'eten gûş eyleyince fevtini Ekrem hemân

    Söyledim târîhini her neyse bâ-hüzn ü keder

    1Ekrem, ölümünü ansızın duyunca hemen

    2Her neyse, tarihini hüzün ve kederle söyledim

    Mahlas beyti şiirin yazılma anını kaydediyor: haber ansızın gelmiş, tarih de hemen söylenmiş. “Her neyse” bir tevazu kalıbı gibi duruyor ve söylenen tarihin bir sanat gösterisi değil zorunlu bir görev olduğunu ima ediyor. Üçüncü tekilden birinci tekile geçiş de aynı beyitte oluyor.

  9. 9

    Ta'miyem te'sîr-i mazmûn-ı du'âya dâldir

    Rûh-ı pâk-i Âtıf'a gülzâr-ı adn olsun makar

    1Ta'miyem, dua mazmununun etkisine işaret eder

    2Âtıf'ın temiz ruhuna Adn cennetinin gül bahçesi durak olsun

    Kapanış beyti tarihin tekniğini açıklıyor: “ta'miye”, tarih mısraındaki hesabın nasıl yapılacağını gizlice bildiren işaret. Şair bu teknik notu duanın etkisine bağlayıp hesap ile temenniyi aynı işin iki yüzü sayıyor. Son dize de bir dua: gülzâr-ı adn artık mezar değil bir durak. Kaynakta ilk dize bir hece kısa.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142805 numaralı sürüm esas alındı; Nağme-i Seher'in tarihler bölümünden, Muhammed Vehbi Paşa'nın oğlu Mîr Âtıf için yazılmış bir vefat tarihi. Bölüm başlığı (“Tarihler”), tür adı (“Târih-i vefât”) ve metnin sonundaki “Sene 1281” tarih satırı dize olmadığı için alınmadı; o tarih hicrî 1281, yani 1864-65 yılına karşılık geliyor. Kaynak kesme işaretinin düz ve eğri biçimini karışık kullanıyor (“Âtıf’ı”, “n’ola” eğri; “Harbiyye'ye”, “ma'sûm”, “Âtıf'a” düz); hiçbiri tektipleştirilmedi. İkinci ve dokuzuncu beyitte birer dize kalıptan bir hece kısa. Yedinci beyitteki “âhir bûda” ibaresi bu dizgiyle çözülemedi, olduğu gibi bırakıldı. Mahlası çevreleyen yıldız işaretleri atıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBu oldu bir zamândır nâle-i Şâm u sehergâhımRecaizade Mahmut Ekrem · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

pâşâ-zâde

paşa oğlu

kilk

kalem

zühd

dünyadan el çekme, sofuluk

nazîr

benzer, eş

nevres-civân

yeni yetişmiş genç

girye

gözyaşı, ağlama

tengnâ

darlık, sıkışık yer

ta'miye

tarih mısraındaki hesabı gizleyen işaret