Cihân içre hazer etmek gerek insan munâfıktan
Şair münafıktan her an sakınmayı öğütler; görünüşe aldanmamayı, İblis benzetmesinin bile yalan sayılmayacağını söyler. Kenarı kırpılmış ve bir bölümü okunamayan son beyitte Ömer, düşmanlık hakkındaki sert hükmünü eksik yüzeyle bırakır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Cihân içre gerek insan
[N]e hod kim her ne der isen gelir cümle
1Dünyada insanın münafıktan sakınması gerekir.
2[N]e de olsa, ne söylersen hepsi münafıktan gelir.
- 2
Onun bakma ki baş düşmânın oldur ol
[H]iç gafil olmamak gerek her an
1Onun tavırlarına aldanma; asıl düşmanın odur.
2[H]er an münafıktan gafil olmamak gerekir.
“Etvârına bakma” uyarısı dışarıdan görünen davranışların güvenilir olmadığını söyler; düşman, dostça tavırların gerisine saklanabilir. [H]iç biçimindeki köşeli parantezli tamamlama ikinci buyruğun kesintisizliğini bozmaz: tehlike belirli bir ana bağlanmadığı için uyanıklık “her an” sürmelidir.
- 3
Nola eylesem sözümde
değil belki kaçar şeytan
1Onu İblis’e benzetsem ne olur; sözümde yalan söylemiş olmam.
2Değil insanoğlu, şeytan bile münafıktan kaçar.
Şair benzetmesini sınayarak kurar: münafığı İblis’e benzetmek bile yalan sayılmayacaktır. İkinci dize karşılaştırmayı daha ileri götürür ve insanoğlundan önce şeytanın kaçacağını söyler. Böylece İblis, kötülüğün ölçüsü olmaktan çıkıp münafıktan ürken bir varlığa dönüşür.
- 4
Nasîhattir benim bu c[ân]
Hazer kılmak gerek mutlak hele yâran
1Bu öğüdümü dinleyesin c[an]; söylediğim nasihattir.
2Dostlar, özellikle münafıktan kesinlikle sakınmak gerekir.
“Pendimi gûşidesin” sözü öğüdün dinlenmesini doğrudan cana yöneltir; c[ân] aparatı sağ kenardaki eksik glifleri saklamaz. İkinci dize “mutlak” ve “hele” sözcükleriyle sakınma buyruğunu güçlendirir, “yâran” hitabı ise nasihati belirsiz bir kalabalığa değil yakın çevreye taşır.
- 5
ile Ömer benim anladığım bu kim
Dahi yeğdir ölümün[…]istesin düşman
1Ömer’in hâl diliyle anladığı budur:
2“Dahi yeğdir ölümün[…]istesin düşman münafıktan” yüzeyinde tam sözdizimi okunamaz.
Mahlaslı kapanış “lisân-ı hâl” ile Ömer’in sözden önce deneyimle vardığı hükmü bildirir. Son dizede ölümün ardından gelen bölüm okunamadığı için karşılaştırmanın tam sözdizimi kurulamıyor; “[…]” tam da bu kaybı gösterir. Yorum, düşman ile münafık arasında sert bir tercih bulunduğunu söyleyebilir, eksik fiili tamamlayamaz.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.214 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Lisân-ı hâl ile Ömer benim anladığım bu kim mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n214-7E365AE62381. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.214, PDF 199; 5 iki dizelik birim/10 dize. Kaynak aparatı: dize 2 [N]e: Sol kenarda ilk glif tarama kırpımına uğramış; N açık restorasyon olarak verildi. dize 4 [H]iç: Sol kenarda ilk glif tarama kırpımına uğramış; H açık restorasyon olarak verildi. dize 7 c[ân]: Sağ kenarda son iki glif tarama kırpımına uğramış; ân açık restorasyon olarak verildi. dize 10 ölümün[…]istesin: İki kelime arasındaki basılı/tarama yüzeyi okunaksız; sessiz tamamlama yapılmadı. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Açılış “hazer etmek gerek” buyruğuyla münafıktan uzak durmayı genel bir hayat kuralına çevirir. İkinci dizenin başındaki [N] restorasyonu taramanın kırpılmış kenarını görünür tutar; ardından “her ne der isen” yapısı, söylenen her sözün münafıktan geri gelmesiyle güvenin bozulduğunu anlatır.