Çıkalı göklere âhum şereri döne döne
Necâtî'nin en tanınmış gazeli. “Döne döne” redifi her beyitte tekrarlanarak şiire bir dönme hareketi kazandırır; ses, anlamın kendisi olur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Çıkalı göklere âhum şereri döne döne
Yandı kandîl-i sipihrün ciğeri döne döne
1Âhımın kıvılcımları göklere çıkalı
2göğün kandilinin ciğeri döne döne yandı.
- 2
Ayağı yer mi basar zülfüne olanun
Zevk u şevk ile verür cân ü seri döne döne
1Saçına asılanın ayağı yere basar mı?
2Zevk ve coşkuyla canını, başını döne döne verir.
Asılmak burada ceza değil mertebe: ayağı yer basmayan kişi yükselmiş sayılıyor. Dönme hareketi ise idam ile semâ arasında bir yerde duruyor; şair ikisini bilinçli olarak üst üste bindiriyor.
- 3
-ı zülfünle gönül Mısrı harâb oldu diyü
Sana iletdi haberi döne döne
1Saçının Şam'ı yüzünden gönül Mısır'ı yıkıldı diye
2güvercin sana haberi döne döne iletti.
Coğrafya mazmuna dönüşüyor: saç Şam, gönül Mısır. Haberi taşıyan güvercin de dönerek uçuyor — posta güvercini gerçekten dönerek yol bulur, yani imge hem mecazî hem doğru.
- 4
Sen durup raks idesin karşuna ben boynum eğem
İne zülfün kuça sen sîm-beri döne döne
1Sen durup dans edesin, ben karşında boynumu eğeyim;
2saçın inip gümüş göğüslü seni döne döne kucaklasın.
Sevgili raks ederken konuşan karşısında boynunu eğer; ardından zülüf aşağı inip ‘sîm-ber’ diye seslenilen gümüş göğüslü sevgiliyi kucaklar. Eylemin nesnesi sevgilinin göğsü değil, sevgilinin kendisidir.
- 5
Kâbe olmasa kapun ay ile gün
Eylemezlerdi tavâf ol güzeri döne döne
1Kapın Kâbe olmasaydı ay ile güneş gece gündüz
2o geçidi döne döne tavaf etmezlerdi.
Redif burada en güçlü karşılığını buluyor: tavaf zaten dönerek yapılır. Şair sevgilinin kapısını Kâbe sayıp gök cisimlerinin dönüşünü bir ibadete çeviriyor; kozmik hareket ile aşk aynı fiile bağlanıyor.
- 6
Sen olasın diyü yer yer asılup âyineler
Gelene gidene eyler nazarı döne döne
1Sen olabilirsin diye yer yer asılan aynalar
2gelene geçene döne döne bakar.
Aynalar sevgiliyi arıyor ve her gelene dönüp bakıyor. Bekleyişin en somut tarifi bu: nesneler bile başını çeviriyor. Dükkânlara ve duvarlara asılı aynaların gerçek işlevi yansıtmaktır; beyit onları bakan özneye çevirerek bekleyişi âşığın tekelinden çıkarıyor, bütün şehre yayıyor.
- 7
Ey Necâtî yaraşur mutribi şeh meclisinün
Raks urup okuya bu şi'r-i teri döne döne
1Ey Necâtî, padişah meclisinin çalgıcısına yakışır ki
2dans edip bu taze şiiri döne döne okusun.
Mahlas beyti şiiri kendi konusuna teslim ediyor: bu gazel okunurken de dönülecek. Şair metnini bir icra talimatıyla kapatıyor — “döne döne” artık redif değil, sahne yönergesi.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 167362 numaralı sürüm esas alındı; sayfa başlığı şapkasız yazılmış, metindeki imlâ korundu. Sabit kaynak şiirin aruz kalıbını adlandırmıyor.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif ilk beyitte işini gösteriyor: kıvılcım dönerek yükseliyor, gök kandili dönerek yanıyor. Necâtî ses tekrarını süs olarak değil hareket olarak kullanıyor — okurken dönme duygusu gerçekten oluşuyor.