DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Necâtî Bey/Lâle-hadler yine gülşende neler etmediler
Gazel · 15. yüzyıl

Lâle-hadler yine gülşende neler etmediler

İlk beyitteki ‘neler etmediler’ deyimi yapılmayan şey kalmadığını bildirir; sonraki gerçek olumsuzluklar lâlenin dışlanmasını, başkasına yapılmayan cefayı ve gerçekleşmeyen eylemleri sıralar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Lâle-hadler yine gülşende neler etmediler

    Servi yürütmediler goncayı söyletmediler

    1Lâle yanaklılar gül bahçesinde neler yapmadılar:

    2serviyi yürütmediler, goncayı söyletmediler.

    İlk dizedeki ‘neler etmediler’ deyimi, yapılmayan şey kalmadığını bildirir. İkinci dizedeki ‘yürütmediler’ ve ‘söyletmediler’ ise gerçek olumsuzluklardır; gazelin sonraki redifleri de tek bir olumlu anlama zorlanmaz.

  2. 2

    Taşradan geldi çemen mülkine diyü

    sohbetine lâleyi iletmediler

    1Çayır ülkesine dışarıdan geldi, yabancıdır diye

    2gül mevsiminin sohbetine lâleyi almadılar.

    Bir dışlanma sahnesi: lâle taşradan geldiği için meclise alınmıyor. Çiçekler üzerinden anlatılan şey açıkça sosyal — yabancıya kapalı bir çevre.

  3. 3

    Âdeti hûblarun cevr ü cefâdur ammâ

    Bana etdüklerini kimselere etmediler

    1Güzellerin âdeti eziyet ve cefadır, ama

    2bana yaptıklarını kimseye yapmadılar.

    Genel kural kabul ediliyor, sonra istisna iddia ediliyor: eziyet normaldir ama bu kadarı değil. Âşığın kendini seçilmiş sayması, acının bile bir ayrıcalığa çevrilmesi.

  4. 4

    Hamdülillâh mey-i cân-bahş ile sâkîlerümüz

    ile Kevser suyın istetmediler

    1Şükürler olsun, can veren şarapla sâkîlerimiz

    2bize ne bengisu ne Kevser suyu arattılar.

    Bu dünyanın şarabı öbür dünyanın suyuna denk tutuluyor. “Hamdülillâh” ile başlayıp meyi övmek, dinî söz ile meyhane sözünü aynı cümlede tutan klasik cesaretin örneği.

  5. 5

    Hele ol kaşları ya okları peykânlarını

    Sîneden çekmediler yüreği oynatmadılar

    1Hele o kaşları yay, okları temren olan;

    2onları göğsümden çekip yüreğimi oynatmadılar.

    Kaş yay, kirpik ok: divan şiirinin en bilinen silahı. Ama beytin acısı ok atmakta değil, oku çıkarmamakta — yara açık bırakılmış.

  6. 6

    Bin güzeller bulınur Yûsuf'a ammâ

    Bu kadar var ki bular kendülerin satmadılar

    1Yusuf'a benzeyen bin güzel bulunur, ama

    2şu kadarı var: bunlar kendilerini satmadılar.

    Yusuf kıssasına gönderme: köle olarak satılan güzelliğin timsali. Bugünkü güzeller ona benzer ama satılmıyor — yani ele geçmiyor. İnce bir sitem.

  7. 7

    Ey Necâtî yüri sabr eyle elünden ne gelür

    Hûblar cevr ü cefâyı kime öğretmediler

    1Ey Necâtî, yürü sabret; elinden ne gelir?

    2Güzeller eziyeti kime öğretmediler ki?

    Mahlas beyti sabrı öğütlüyor ama teselli vermiyor: cefa herkese öğretilmiş, yani şairin çektiği özel değil. Gazelin başındaki “bana etdüklerini kimselere etmediler” iddiası sonda kendi kendini geri alıyor.

Kavram sözlüğü (9) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 171243 numaralı sürüm esas alındı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTutalum zenbîl ile gökden iner meh-pârelerNecâtî Bey · Gazel

Kavram sözlüğü

9 kavram bulundu.

lâle-had

Lâle yanaklı; kırmızı yüzlü güzel

gülşen

Gül bahçesi

bîgâne

Yabancı, ilgisiz

devr-i gül

Gül mevsimi, bahar

hûb

Güzel

cevr ü cefâ

Eziyet ve sıkıntı

âb-ı hayvân

Bengisu; içeni ölümsüz kılan efsanevî su

peykân

Okun demir ucu, temren

mânend

Benzer, gibi