DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Bâkî/Çıkar eflâke derûnum şereri döne döne
Gazel · 16. yüzyıl

Çıkar eflâke derûnum şereri döne döne

‘Döne döne’ redifli gazel; iç ateşinin kıvılcımını göğe, gözyaşı damlalarını toprağa saçar; hayal feneri, girdap, dolap, kasırga ve pervane hareketleriyle aşkın dönerek yakan kuvvetini anlatır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Çıkar eflâke derûnum şereri döne döne

    Dökilür hâke yaşum katreleri döne döne

    1İçimin kıvılcımları döne döne göklere çıkar;

    2gözyaşımın damlaları döne döne toprağa dökülür.

    İç ateşin kıvılcımları göğe yükselirken gözyaşı damlaları toprağa iner; ‘döne döne’ iki karşıt yönü aynı hareket içinde birleştirir. Âşığın bedeni yukarı çıkan ateşle aşağı düşen suyun merkezidir. Redif, tek bir duygunun hem yakıcı hem akıcı iki maddede sürmesini sağlar.

  2. 2

    ‘Âşık-ı haste-dilüñ niteki

    Nâr-ı ‘aşkuñla yanupdur cigeri döne döne

    1Hasta gönüllü âşığın hayal feneri gibi

    2ciğeri, aşkının ateşiyle dönerek yanmıştır.

    Hasta gönüllü âşığın ciğeri, hayal feneri gibi aşk ateşiyle dönerek yanar. Fânûs-ı hayâl içindeki döner görüntü, iç organın sürekli alevlenen hâline aktarılır. Benzetme acıyı sabit yara olmaktan çıkarır; ışık, hareket ve yanma birlikte tekrar eden bir iç işkence kurar.

  3. 3

    Pister-i gamda gözüm giceler uyhu görmez

    İderin subha degin nâleleri döne döne

    1Gam yatağında gözüm geceleri uyku görmez;

    2sabaha kadar dönüp durarak inlerim.

    Gam yatağında göz geceleri uyku görmez; âşık sabaha kadar dönerek inler. Yatak dinlenme yeri olmaktan çıkıp uykusuz bedenin devindiği sahneye dönüşür. ‘Subha değin’ süreyi, redif de bitmeyen dönüşü bildirir; inleme gece boyunca kesintisiz devam eden işitsel izdir.

  4. 4

    Zevrak-âsâ gam-ı ‘aşkuñla yaşum gird-âbı

    Gark idüpdür sanemâ çeşm-i teri döne döne

    1Kayık gibi, aşkının gamıyla açılan gözyaşı girdabım

    2ey put gibi güzel, ıslak gözü döne döne batırmıştır.

    Aşk gamıyla oluşan gözyaşı girdabı, ıslak gözü kayık gibi döndürerek batırır. Göz hem suyun kaynağı hem o suda batan araçtır; bu iç içelik çaresizliği güçlendirir. Sevgiliye hitap, felaketin sebebini görünür kılar ama kurtarma talebine dönüşmez.

  5. 5

    ‘Îdgâhuñ göreyin iñlesün ol dûlâbı

    İle seyr itdürür ol sîm-beri döne döne

    1Bayram alanını göreyim; o eğlence dolabı inlesin,

    2o, gümüş bedenliyi döne döne ele seyrettirir.

    Beyit dolaptan bir iyilik değil bir ceza diler: konuşan onun inlemesini ister. Sebebi ikinci dizede haber kipiyle verilir — o dolap ‘sîm-ber’ sevgiliyi döndürerek ele seyrettirmektedir. Kıskançlığın kaynağı sevgilinin dönüşü değil, o dönüşün herkesin gözü önünde olmasıdır; bir önceki beyitte içeride kalan inleme burada meydana taşınır. Dizedeki ‘İle’ sözü ‘il’ (halk, memleket ahalisi) adının yönelme hâli olarak okunur; beyit bu okumanın dışında bir ipucu taşımaz.

  6. 6

    Dîde-i encüme kühl olmag içün eflâke

    ile çıkar hâk-i deri döne döne

    1Yıldızların gözüne sürme olmak için göklere,

    2kapısının toprağı kasırgayla döne döne çıkar.

    Sevgilinin kapısının toprağı, yıldızların gözüne sürme olmak için kasırgayla göğe çıkar. En aşağıdaki toz kozmik gözleri güzelleştiren maddeye dönüşür; yükselişi aşkın değer hiyerarşisini tersine çevirir. Girdap bu kez âşığı batırmaz, kapı toprağını yüceltir.

  7. 7

    Tolaşaldan ruhı şem‘ine dil-i ser-geşte

    Yakdı pervâne-sıfat bâl ü peri döne döne

    1Başı dönmüş gönül, yüzünün mumuna dolanalı beri

    2pervane gibi kanadını ve tüyünü döne döne yaktı.

    Başı dönmüş gönül yüz mumunun çevresinde dolaşalı beri pervane gibi kanadını yakar. Gönül, yönünü kaybetmiş olmasına rağmen ışık merkezinden ayrılamaz. Pervane benzetmesi yaklaşmanın bedelini açıklar: dönüş kavuşma sağlamaz, güzelliğin çevresinde öz tüketimi sürekli kılar.

  8. 8

    Katre-i eşkine öykündi diyü Bâkînüñ

    yonupdur güheri döne döne

    1Bâkî’nin gözyaşı damlasına özenmiş diye

    2oymacı felek, inciyi döndüre döndüre yontmuştur.

    Bâkî’nin gözyaşı damlasına özenen inci, oymacı felek tarafından döndürülerek yontulur. Şairin küçük damlası doğal inciden üstün tutulur; gök bile rakibini işleyen zanaatkârdır. Makta, bütün dönüşleri şiirsel değer yarışına bağlayarak redifi feleğin tezgâhında son kez işletir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.4543efa5-2233-4958-a504-0b76689cc339:g464-pdf300-301. Açık lisanslı tez ekinde G.464, basılı 282–283/PDF 300–301, 8 beyit; şiir-numarası ile vezin bağlantısı PDF 65–66'daki Tablo 2'de açıktır. Sabahattin Küçük neşri sınır ve kısa okuma karşılaştırmasında kullanılmıştır. CC BY profil-ek ilişkisindedir.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHadden efzûn mihrüm ol nâ-mihrbân bilmezlenürBâkî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

derûn

İç, gönül dünyası

fânûs-ı hayâl

Dönen görüntüler gösteren hayal feneri

pister-i gam

Gam yatağı

dûlâb

Dolap; burada bayram yerinde binenleri döndüren eğlence çarkı

sîm-ber

“Gümüş göğüslü”; ber Farsçada göğüs, sîm gümüş demektir, güzelin ten beyazlığını anlatır

il

Halk, memleket ahalisi; yönelme hâliyle “ele, yabancılara” anlamını verir

gird-bâd

Kasırga, hortum

çarh-i hakkâk

İnci yontan oymacıya benzetilen felek