Çıkar Tâ Göklere Dûd-ı Serüm Mânend-i Tenbâkû
Üç beyitlik numaralı kayıt, baştan yükselen dumanı tütün kâğıdı, su ile ateş arası yer ve biber kutusu üzerinden mizahi bir beden tasvirine çevirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Çıkar tâ göklere dûd-ı serüm mânend-i
Kızıl sarı boyanmak isterüm mânend-i
1Başımdan çıkan duman tütün gibi göklere yükselir;
2tütün gibi sarıya ve kızıla boyanmak isterim.
- 2
N’ola çün olsa âhum ‘arşa
Miyân-ı âb ü âteşdür yerüm mânend-i
1Âhım aracısız biçimde arşa yükselen dumansız bir alev olsa şaşılır mı;
2çünkü yerim tütün gibi su ile ateş arasındadır.
‘N'ola’ hem ‘ne olur’ hem ‘şaşılacak nesi var’ demektir; beyit âhın arşa aracısız çıkışını bir soruya çevirir. Gerekçe ikinci dizede: konuşanın yeri su ile ateşin arasıdır, yani yaprağın nargilede durduğu yer. ‘Mârice’ dumansız alevi anar; oysa şiirin bütün imgesi dumandır, beyit alevle dumanı aynı yükselişte buluşturur.
- 3
Biber kutusına döndü noktadan kâğıd-ı serhi
Sarardı çehre-i hem-çün zerüm mânend-i
1Noktalı kırmızı kâğıt bir biber kutusuna döndü;
2altın gibi yüzüm de tütün misali sarardı.
Son beyit gözle görülür iki nesneye iner: noktalarla delik deşik olmuş kırmızı kâğıt ve sararmış çehre. Kâğıdın biber kutusuna benzetilmesi kızıllığın yanına bir de yakıcılık koyar. ‘Zer’ sözü ise sararmayı hastalık renginden çıkarıp altına yaklaştırır; mizah, aynı yüzü hem hasta hem değerli göstermekten doğar.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e7912dc2-9d1e-4325-af4a-c55ffa865ab5:g143-pdf289-printed281. Elbir neşrinde G143, basılı s. 281/PDF 289; 6 dize, basılı ölçü satırı ve numaralı G143 başlığı-tam üç beyit-sonraki G144 başlığı; gövdede mahlas yoktur ile tam sınır görselden sabittir. G143, mahlassız fakat başlığı ve G144 sınırı açık, ayrı numaralı üç beyitlik tam kayıttır. Profildeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gülistânunda gül yok bülbül-i şeydâyı neylersünKânî · Kıt‘a→
Matla'ın iki dizesi de aynı redifle biter ve o redif bir bitki adıdır: mânend-i tenbâkû. Klasik şiirin ‘dûd-ı ser’i, yani âhın dumanı, burada mecaz olmaktan çıkıp gerçekten tütülen bir yaprağın dumanına iner. İkinci dize etkiyi isteğe çevirir: âşığın sararmış yüzü artık başa gelen bir hâl değil, kuruyan yaprağın kızıl sarısı gibi seçilerek istenen bir renktir.