Çirkin
Çirkin sayılan bir adamın yüzünden başlayıp ona bakanların hükmüne, oradan da o hükmü doğuran yaratılışa uzanan bir sone. Şiir acımayı reddediyor; suçu çirkinde değil, çirkinliği bir kader olarak dağıtan elde arıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Buruşuk hatları şişkin yüzünün
Açılır şüpheli bir safvetle;
Gülüyor zannolunurken öyle,
Bir bakışından gözünün
1Şişkin yüzünün buruşuk çizgileri
2şüpheli bir saflıkla açılır;
3öyle, gülüyor sanılırken,
4gözünün aşağılayıcı bir bakışından
- 2
-i rûhu bütün fark olunur.
Başka hiçbir sebeb-i zilleti yok;
O da herkes gibi, lâkin ;
Âh çirkinlik!.. Evet, râhatı yok;
1ruhunun bütün sıkıntısı anlaşılır.
2Başka hiçbir aşağılanma sebebi yok;
3o da herkes gibi, ama nefret edilen biri;
4Ah çirkinlik!.. Evet, rahatı yok;
"Zucret" iç sıkıntısı demek ve ruhun sıkıntısı yüzden değil bakıştan okunuyor. Bent hükmünü ikinci dizede veriyor: bu adamın aşağılanmasının başka hiçbir sebebi yoktur. "O da herkes gibi, lâkin menfur" cümlesi eşitliği kurup aynı nefeste bozuyor; kusur kişide değil, ona bakanların hükmünde toplanıyor.
- 3
Ne zaman baksa bu süfliyyetine
Gerilir inleyerek a'sâbı,
Çalkanır kalb-i teessür-yâbı
En felâketli tasavvurlarla.
1Ne zaman kendi bu bayağılığına baksa
2sinirleri inleyerek gerilir,
3kederle dolan kalbi çalkalanır
4en felaketli düşüncelerle.
Şiir dışarıdan içeriye geçer: kişi kendi ‘süfliyyet’ine her baktığında sinirleri inleyerek gerilir ve kederle dolan kalbi felaketli düşüncelerle çalkalanır. ‘Gerilir / çalkanır’ fiilleri ruhsal tepkiyi bedende duyurur; metnin söylemediği bir ayna sahnesi eklenmez.
- 4
Tükürür gayz u tehevvürlerle
Hilkatin çehre-i sâfiyyetine!
1Öfke ve kudurmuşlukla tükürür
2yaratılışın o tertemiz yüzüne!
Kapanışta öfkeyle tükürmenin hedefi insanlar değil ‘hilkatin çehre-i sâfiyyeti’, yani yaratılışın tertemiz yüzüdür. Çirkinliği kişiye yükleyen bakış, son iki dizede yaratılışın kendisine yöneltilmiş sert bir itiraza dönüşür; bu itiraz şiir dışı bir inanç hükmüne genişletilmez.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 172563 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. "a'sâbı" düz kesmeyle, "lâkin" ve "Âh" şapkalı, "rûhu" ve "menfur" ise şapkasız dizilmiş; imlâ birliği sağlanmadı. Şiir on dört dize ve kafiye örgüsü sone düzeninde olduğu için biçim alanına "Sone" yazıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hazan, hazan... Yine sen, ey remîde fasl-ı hüzal!Tevfik Fikret · Manzume→
Sone yüzü bir yüzey gibi tarif ederek açılıyor: buruşuk hatlar, şişkin bir yüz, "şüpheli bir safvet". Gülümseme kurulur kurulmaz bozuluyor, çünkü asıl bilgi yüzde değil bakışta. Dizeler adamın kendisini değil, ona bakanın kuruntusunu anlatıyor — gülüyor değil, gülüyor "zannolunuyor".