Derd-i Nihân
Fikret güzü bir mevsim olarak değil, karşısına aldığı bir fail olarak anlatıyor: dalları kıran, yaprakları döken sen. İki bent bugünle yarını karşılaştırıyor ve şiir, kışın her şeyi dondurduğu yerde susmayan bir ağlayışla kapanıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hazan, hazan... Yine sen, ey !
1Güz, güz… Yine sen, ey ürkek erime mevsimi!
- 2
Şu kırdığın , nahif dallardan
Şu döktüğün , zavallı yapraklar
–Zavallı acz-i hayât!–
Bilir misin nasıl eder, ağlar?...
1Şu kırdığın duyarlı, ince dallardan,
2şu döktüğün veremli, zavallı yapraklardan
3—hayatın zavallı acizliği!—
4bilir misin nasıl dert döker, nasıl ağlar?…
Dört dize tek bir soru cümlesi ve yüklemini sona saklıyor: önce kırılan dallar, sonra dökülen yapraklar sıralanıyor, cevap "ağlar" ile geliyor. "Mütehassis" ile "müteverrim" bilerek yan yana; biri duygulanmayı, öteki vereme tutulmayı anlatır, ağaç böylece hem hisseden hem hasta bir bedene çevriliyor. Araya sıkışan kısa dize bir fısıltı gibi çalışıyor.
- 3
Bugün nasılsa gam-âlûd sislerinle ,
Yarın da cism-i tabiat kefenlenip kardan
Ölür bütün şu , donar şu ırmaklar,
1Dağlar bugün gama bulanmış sislerinle nasıl örtülüyse,
2yarın da tabiatın gövdesi kardan bir kefene bürünüp
3şu manzaraların hepsi ölür, şu ırmaklar donar,
İkinci bent bugünle yarını karşılaştırıyor: bugün sis, yarın kar. "Kefenlenip" fiili tabiatı ölüye, karı da örtüsüne çeviriyor; ardından gelen "ölür" ve "donar" bu cenazeyi tamamlıyor. Dağların gama bulanmış sisi kışın habercisi değil, yasın ilk perdesi olarak konuluyor.
- 4
Donar; fakat heyhât,
İçin için yine hepsinde bir ağlar!...
1Donar; fakat ne yazık,
2yine hepsinin içinde için için bir hüzün ağlar!…
"Donar" kelimesi bir önceki dizenin sonundan alınıp yeni dizenin başında tekrarlanıyor; şiir tam bitecekken "fakat" ile dönüyor. Buz her şeyi durdurur ama ağlamayı durduramaz. Başlıktaki gizli dert karşılığını burada buluyor: melâl donmuş manzaranın içinde, görünmeden sürüyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 172508 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Kaynak on satır: her bendin dördüncü sırasındaki kısa dize ("–Zavallı acz-i hayât!–" ve "Donar; fakat heyhât,") şiirin dizesidir, çizgiler dahil olduğu gibi korundu. Bent boşluğu birim sınırı sayılmadı; birimler cümle bütünlüğüne göre bölündü.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Baban diyor ki: "Meserret çocukların, yalnızTevfik Fikret · Manzume→
Manzume bir seslenişle açılıyor: güz bir zaman dilimi değil, karşıya alınmış bir muhatap. "Remîde" ürkmüş, kaçkın demek; "fasl-ı hüzâl" ise erime, zayıf düşme mevsimi. Tekrarlanan "hazan" ve "yine sen", güzü her yıl aynı işi görmeye dönen tanıdık bir fail hâline getiriyor.