Bilmem Kiminçün Ağlarım?
Dört bendin hepsi aynı dizeyle kapanır; ağlamanın sebebi hiçbirinde kesinleşmez. Şiir gündoğumundan günbatımına ilerler, son bentte celâl, kelâl, melâl ve hayâli aynı ‘hîç’ sözüne bağlayarak soruyu yanıtsızlığın kendisine taşır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Seyre daldıkça cihânı -i hayret-verim
Yâda akseyler hayâl-i hâl-i sevdâ-perverim
-i sevdâ olunca -i aşk-âverim
Encüm-i aşk-ı melâl-efzâ-yı hande ahterim
"Ağlarım ammâ niçin bilmem kiminçün ağlarım'?!
1Hayret veren gözüm cihanı seyre daldıkça,
2sevda besleyen hâlimin hayali hatırıma vurur.
3Aşk getiren doğum yerim sevdanın batısı olunca,
4gülüş yıldızım hüzün artıran aşkın yıldızları olunca,
5"Ağlarım ama niçin, kim için ağlarım, bilmem!"
- 2
Arzedince rûy-ı pertev-bârını -i münîr
eyz-i âlem-tâbdan olmaz mı âlem müstenîr?
Böylece oldukça mağrûk-ı safâ bâlâ vü zîr
Nâle-i samt-ı tulû '-ı olunca
"Ağlarım ammâ niçin bilmem kiminçün ağlarım!?”
1Parlak güneş ışık saçan yüzünü gösterince,
2âlemi aydınlatan o feyizle âlem ışık almaz mı?
3Böylece yukarı ve aşağı safaya batmış dururken,
4güneşin doğuşundaki sessizliğin iniltisi kulağa gelince,
5"Ağlarım ama niçin, kim için ağlarım, bilmem!"
Bu bent gündoğumunu kurar. Âlemi aydınlatan feyizden âlemin ışık alıp almadığı sorulur; ardından ‘nâle-i samt’, yani sessizliğin iniltisi işitilir. Işığın çoğaldığı anda iniltinin duyulması, bendin aydınlık ile hüznü aynı sahnede tutmasını sağlar.
- 3
Eyliyorken âfitâb-ı âlem-ârâ
Garbda bin reng-i hüzn-efzâ alır her bir
Seyrederken levha-i âfâkı ben bî-ıztırâb
Hâl-i kasvet-bahşı eyler gönlümü kasvet-meâb
"Ağlarım ammâ niçin bilmem kiminçün ağlarım!?”
1Âlemi süsleyen güneş perdeye çekilirken,
2batıda her bulut hüzün artıran bin renk alır.
3Ben ufukların levhasını ıstırapsız seyrederken,
4o kasvet veren hâl gönlümü kasvet yurdu eder.
5"Ağlarım ama niçin, kim için ağlarım, bilmem!"
İkinci bendin güneşi burada perdeye çekiliyor; şiir gündoğumundan günbatımına geçiyor. Üçüncü dize önemli: şair kendini "bî-ıztırâb" ilan ediyor, sarsılmadan bakıyor. Kasveti gönle taşıyan onun duygusu değil, manzaranın kendisi oluyor — tabiat ruh hâlini önden söylüyor.
- 4
Nerde manzûr olsa bir hâif celâl-i hîç hiç
Kimde görsem tâb-perver bir -i hîç hiç
Nerde görsem hande-âver bir melâl-i hîç hiç
Zulmet-i leyl içre görsem bir hayâl-i hîç hiç
"Ağlarım ammâ niçin bilmem kiminçün ağlarım!?”
1Nerede korkulu bir hiçlik celâli görünse,
2kimde ışık besleyen bir hiçlik yorgunluğu görsem,
3nerede gülümseten bir hiçlik hüznü görsem,
4gecenin karanlığında bir hiçlik hayali görsem,
5"Ağlarım ama niçin, kim için ağlarım, bilmem!"
Dört dize ‘hîç hiç’ ile kapanır; celâl, kelâl, melâl ve hayâl aynı kafiyede hiçliğe bağlanır. Nakarattaki ‘kiminçün’ sorusu böylece belirli bir kişiyle değil tekrar edilen hiç sözüyle karşılanır. Kaynaktaki daha kısa dize yapısı sourceNote'taki haliyle korunur.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142959 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Metnin başındaki başlık tekrarı ("Bilmem kiminçün aglarım?") dize olmadığı için alınmadı. İkinci bendin ikinci dizesi kaynakta "eyz-i âlem-tâbdan" diye başlıyor, baştaki F basımda düşmüş; düzeltilmedi. Nakaratın tırnak işaretleri, ilk bentteki fazla kesme ("ağlarım'?!") ve "tulû '-ı" yazımındaki boşluk olduğu gibi korundu. Dördüncü bendin dört dizesi de ölçüde bir hece kısa.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey pîr-i cinân-perest gâfil!Cenab Şahabeddin · Manzume→
Bendin dört dizesi de yan cümle: "daldıkça", "olunca". Asıl yüklem nakaratta, tırnak içinde geliyor; şiir cümlesini dört kez erteliyor. Doğu ile batı çifti sevdanın doğuşunu ve batışını tek dizeye sığdırıyor, ardından gülüş yıldızı hüzün yıldızına dönüşüyor.