Akşam
On dört dizelik bir sone: ilk iki bent akşamın çöküşünü dışarıdan bir manzara olarak kuruyor, son bent bu manzarayı içeri alıyor. Kaval, ezgi ve rüzgârla gelen inleme, sonunda gölün yerine şairin kalbinde dalgalanıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sâkin bir akşamın -i erguvânını
Yırtarken ihtiraz ile ,
Duşunda bir günün yükü, bir zıll-ı pür tâb
Sevk eyliyor ufuklara pây-i girânmı.
1Sakin bir akşamın erguvan renkli perdesini
2gecenin kara eli çekinerek yırtarken,
3omzunda bir günün yükü olan, parıltıyla dolu bir gölge
4ağır ayağını ufuklara doğru sürüyor.
- 2
Tâ nokta-yi gurûba yakın mâi bir
Ateşli gamzelerle süzer âşiyânları;
Gûya bütün kucaklamak ister cihânları
Yorgun kanatlarıyle uzaktan bir .
1Tâ batış noktasına yakın, mavi bir bulut
2ateşli süzgün bakışlarla kuş yuvalarını süzer;
3sanki bütün dünyaları kucaklamak ister
4uzaktaki bir değirmen, yorgun kanatlarıyla.
İkinci dörtlük gökyüzüne bakıyor: batışa yakın mavi bir bulut, yuvaları "ateşli gamzelerle" süzüyor. Bulutun bakışı flörtvari, hareketi ağır; son dizede bu ağırlık uzaktaki değirmenin yorgun kanatlarıyla eşleşiyor. Kucaklamak isteyip yetişemeyen kanat, bendin bütün duygusunu tek imgede topluyor.
- 3
Nâlende bir kaval sesi etrafı inletir;
Nâlende bir ile bâd-i garîb-i şâm
Estikçe, gölde titreşir emvâc-ı pür-garâm...
Akşam, hayâtımın şu sükûnetli hâlidir:
1İnleyen bir kaval sesi etrafı inletir;
2inleyen bir ezgiyle akşamın garip rüzgârı
3estikçe, gölde tutkuyla dolu dalgalar titreşir…
4Akşam, hayatımın şu durgun hâlidir:
Manzaraya ses giriyor: kaval, sürûd, akşam rüzgârı. "Nâlende" — inleyen — iki dizenin başında tekrarlanıp sahneyi bir ağıt zeminine oturtuyor. Dördüncü dize bakışı içe çeviriyor ve iki nokta üst üste ile hükmünü veriyor: akşam artık dışarıda bir vakit değil, şairin hâlinin adıdır.
- 4
Nâlende bir ile bir yâd-ı pür hazen
Ba'zan olur -yi kalbimde .
1İnleyen bir ezgiyle hüzün dolu bir anı
2kimi zaman kalbimin gölünde dalgalanır.
Kapanış beyti üçüncü kez "nâlende bir sürûd" diyerek dönüyor, ama ezgi bu kez gölde değil kalpte dalgalanıyor. "Buhayre" küçük göl demek; ilk bentlerin dış manzarası böylece iç manzaraya çevrilip sone kapanıyor. "Ba'zan" kaydı ise hüznü sürekli değil, gelgitli gösteriyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 70878 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Dördüncü dizedeki "pây-i girânmı" hem dilbilgisi hem kafiye (erguvânını) bakımından "girânını" olmalı; dizgi hatası olduğu gibi bırakıldı. "tütuk", "Duşunda" ve "mâi" kaynaktaki eksik şapkalarıyla korundu; "zıll-ı pür tâb", "pür-garâm" ve "pür hazen" tamlamalarının kimi yerde tireli kimi yerde ayrı dizilmesine dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Birlikte açılmış iki zambak gibi hem-ser,Tevfik Fikret · Manzume→
Sone bir yırtılma hareketiyle açılıyor: akşamın erguvan tülünü gecenin kara eli yırtıyor. "İhtiraz" çekinme demek; gece bile bu perdeye tereddütle dokunuyor, böylece akşam bir çöküş değil isteksiz bir devir teslim oluyor. Günün kendisi de yolcuya benzetiliyor — omzunda yük, ayağı ağır.