Halûk'un Bayramı
Bayram sevinci bir babanın ağzından çocuğuna anlatılıyor, sonra da aynı sevinç tersine çevriliyor: aynı gün öksüzler için bir yas günü. Şiir süsleri çıkarıp yoksula giydirmeyi öneriyor ve başladığı cümleye "lâkin" ekleyerek geri dönüyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Baban diyor ki: " çocukların, yalnız
Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle;
Fakat sevincinle
1Baban diyor ki: “Sevinç çocukların, yalnız
2çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle;
3ama sevincinle
- 2
Neler düşündürüyorsun, bilir misin?...Babasız,
Ümitsiz, ne kadar yavrucakların şimdi
-ı mateme benzer -î îdi!
1neler düşündürüyorsun, bilir misin?… Babasız,
2umutsuz nice yavrucağın şimdi
3bayram türküsü yasın karasına benziyor!
Sorunun cevabı bayram sevincini tersinden gösteriyor: aynı gün, babasız ve umutsuz çocuklar için bir matem günü. "Terâne-i îd" bayram türküsü demek, "sıyâh-ı mâtem" ise yasın karası. Şenlik ezgisiyle yas rengi tek dizede çakıştırılınca bayram ikiye bölünüyor ve çocuğa sorulan soru cevabını kendi içinde taşıyor.
- 3
Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir;
Çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin;
Biraz güzellensin
1Çıkar artık o süsleri, sevindiğin yeter;
2çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin;
3biraz güzelleşsin
Öğüt burada somutlaşıyor: süsleri çıkar, öksüz giysin. Aynı fiilin iki dize başında tekrarı sözü bir ricadan çok bir el hareketine benzetiyor. İstenen şey sadaka değil, yer değiştirme: sevinç kıyafeti el değiştirdiğinde bayramın kime ait olduğu da değişiyor.
- 4
Şu -i ...Evet meserrettir
Çocukların payı; lakin sevincinle
Sevinmiyor şu yetim, ağlıyor..., dinle!
1şu sefaletin sarı yüzü… Evet, sevinçtir
2çocukların payı; ama senin sevincinle
3şu yetim sevinmiyor, ağlıyor… Halûk, dinle!”
Kapanış açılışın cümlesini geri getiriyor — meserret çocukların payıdır — fakat bu kez arkasına "lâkin"i ekliyor. "Ru-yı zerd-i sefalet", yani yoksulluğun sarı yüzü, süslerin gideceği adres olarak gösteriliyor. Manzume başladığı yerde bitiyor ve son kelime yine "dinle": öğüt tamamlanmıyor, tekrarlanıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 70883 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın gövdesi "Çokdilli Vikikaynak 'ta bu metni Osmanlıca olarak okuyabilirsiniz." bildirimiyle açılıyor; bu bir gezinti satırı olduğu için metne alınmadı, şiir on iki dize sayıldı. "terane-î îdi", "Sıyâh-ı mateme" ve "ru-yı zerd" kaynaktaki eksik şapkalarıyla bırakıldı; üç nokta ile sonraki kelime arasındaki boşluksuz dizgi ("misin?...Babasız") korundu. On birinci dize bu dizgide vezni tam doldurmuyor, müdahale edilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Size, ey bilmediğim, görmediğim kâri'ler,Tevfik Fikret · Manzume→
Şiir doğrudan babanın sesiyle değil, tırnak içinde aktarılan bir sözle başlıyor: "Baban diyor ki". Bu çerçeve öğüdü kuru bir dersten çıkarıp sahnelenmiş bir konuşmaya çeviriyor. "Meserret" iki dizede iki kez geçip çocukluğun payı ilan ediliyor; üçüncü kısa dize ise "fakat" ile bu payı hemen sorgulamaya açıyor.