DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Tevfik Fikret/Halûk'un Bayramı
Manzume · 20. yüzyıl

Halûk'un Bayramı

Bayram sevinci bir babanın ağzından çocuğuna anlatılıyor, sonra da aynı sevinç tersine çevriliyor: aynı gün öksüzler için bir yas günü. Şiir süsleri çıkarıp yoksula giydirmeyi öneriyor ve başladığı cümleye "lâkin" ekleyerek geri dönüyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Baban diyor ki: " çocukların, yalnız

    Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle;

    Fakat sevincinle

    1Baban diyor ki: “Sevinç çocukların, yalnız

    2çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle;

    3ama sevincinle

    Şiir doğrudan babanın sesiyle değil, tırnak içinde aktarılan bir sözle başlıyor: "Baban diyor ki". Bu çerçeve öğüdü kuru bir dersten çıkarıp sahnelenmiş bir konuşmaya çeviriyor. "Meserret" iki dizede iki kez geçip çocukluğun payı ilan ediliyor; üçüncü kısa dize ise "fakat" ile bu payı hemen sorgulamaya açıyor.

  2. 2

    Neler düşündürüyorsun, bilir misin?...Babasız,

    Ümitsiz, ne kadar yavrucakların şimdi

    -ı mateme benzer -î îdi!

    1neler düşündürüyorsun, bilir misin?… Babasız,

    2umutsuz nice yavrucağın şimdi

    3bayram türküsü yasın karasına benziyor!

    Sorunun cevabı bayram sevincini tersinden gösteriyor: aynı gün, babasız ve umutsuz çocuklar için bir matem günü. "Terâne-i îd" bayram türküsü demek, "sıyâh-ı mâtem" ise yasın karası. Şenlik ezgisiyle yas rengi tek dizede çakıştırılınca bayram ikiye bölünüyor ve çocuğa sorulan soru cevabını kendi içinde taşıyor.

  3. 3

    Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir;

    Çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin;

    Biraz güzellensin

    1Çıkar artık o süsleri, sevindiğin yeter;

    2çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin;

    3biraz güzelleşsin

    Öğüt burada somutlaşıyor: süsleri çıkar, öksüz giysin. Aynı fiilin iki dize başında tekrarı sözü bir ricadan çok bir el hareketine benzetiyor. İstenen şey sadaka değil, yer değiştirme: sevinç kıyafeti el değiştirdiğinde bayramın kime ait olduğu da değişiyor.

  4. 4

    Şu -i ...Evet meserrettir

    Çocukların payı; lakin sevincinle

    Sevinmiyor şu yetim, ağlıyor..., dinle!

    1şu sefaletin sarı yüzü… Evet, sevinçtir

    2çocukların payı; ama senin sevincinle

    3şu yetim sevinmiyor, ağlıyor… Halûk, dinle!”

    Kapanış açılışın cümlesini geri getiriyor — meserret çocukların payıdır — fakat bu kez arkasına "lâkin"i ekliyor. "Ru-yı zerd-i sefalet", yani yoksulluğun sarı yüzü, süslerin gideceği adres olarak gösteriliyor. Manzume başladığı yerde bitiyor ve son kelime yine "dinle": öğüt tamamlanmıyor, tekrarlanıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 70883 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın gövdesi "Çokdilli Vikikaynak 'ta bu metni Osmanlıca olarak okuyabilirsiniz." bildirimiyle açılıyor; bu bir gezinti satırı olduğu için metne alınmadı, şiir on iki dize sayıldı. "terane-î îdi", "Sıyâh-ı mateme" ve "ru-yı zerd" kaynaktaki eksik şapkalarıyla bırakıldı; üç nokta ile sonraki kelime arasındaki boşluksuz dizgi ("misin?...Babasız") korundu. On birinci dize bu dizgide vezni tam doldurmuyor, müdahale edilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirKâri'lerime
Size, ey bilmediğim, görmediğim kâri'ler,
Tevfik Fikret · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

meserret

Sevinç, sevinme

terane

Ezgi, türkü

îd

Bayram

sıyâh

Kara, siyah

matem

Yas

ru-yı zerd

Sarı, solgun yüz

sefalet

Yoksulluk, düşkünlük

Halûk

Babanın öğüt verdiği ve son dizede adıyla seslendiği çocuk