Bayram şiirleri
15 şiir · 11 şair
Klasik şiirde bayram önce bir izindir: sevgilinin sokağa çıktığı, kalabalık içinde görülebildiği gündür. Nedîm'in “Sevdiğim cânım yolunda hâke yek-sân olduğum” şarkısında her bent aynı çağrıyla döner — bayramdır, naz ile seyrana çık — ve Feyzâbâd'dan Sadâbâd'a uzanan mesire adları şiirin coğrafyasını kurar. Mihrî Hatun'un “Devlet atına süvâr olmış iki sîmîn-beden” gazeli de bir kurban bayramı sabahında ata binmiş iki genci anlatır ve matla dizesini sonda tekrarlayarak o sabaha geri döner.
Bâkî'de bayram yeri bir düşünme yerine dönüşür. “Lâleler bezm-i çemende câm-ı ‘işret gösterür” gazelinde bahar bahçesi bir içki meclisidir; şair bayram yerindeki dolabı devranın aynası sayar ve onun ne göstereceğini merak eder. Eğlence sahnesi, felek üzerine bir soruya bahane olur.
Servet-i Fünûn'da aynı gün tersine çevrilir. Tevfik Fikret'in “Halûk'un Bayramı” manzumesi babanın ağzından konuşur ve sevinci bir sınava dönüştürür: aynı sabah öksüzler için yas günüdür, çocuğa süslerini çıkarıp yoksula giydirmesi söylenir. Bayram burada bir mutluluk değil, bir vicdan meselesidir.
Orhan Veli'de bayram nihayet çocuğun kendisine kalır. “Kargalar, sakın anneme söylemeyin!” diye başlayan şiirde toplar atılırken evden kaçılır ve gün, büyüklerin töreninden çalınmış bir kaçamağa dönüşür. Bu sayfadaki şiirler aynı günün sırayla nasıl bir görünme izni, bir devran aynası, bir vicdan sınavı ve bir çocuk kaçamağı olduğunu gösteriyor.
15 şiir







