Çömlekçi
Bir baba testinin toprağından hareketle oğluna çalışma dersi verir; ardından yoksulluktan çömlekçi çırağına, ustalıktan refaha uzanan örnek hayat, çamurun emekle değer kazanmasını gösterir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Köyde idik, bir sabah, hava almak istedim;
Çocuğuma: «Seni de götüreyim, gel!» dedim.
Baba oğul kırlarda, bayırlarda dolaştık;
Elmas gibi parlayan bir pınara yaklaştık.
Söğütlerin o zümrüt gölgesinde oturduk.
Bu sırada, arkadan bir ses duyduk: Bir çocuk.
Sol elinde bir , sağ elinde bir ;
Su başında bunları doldurmaya getirdi.
1Bir sabah köyde hava almak istedim;
2çocuğuma, ‘Seni de götüreyim, gel,’ dedim.
3Baba oğul kırları ve bayırları dolaştık;
4elmas gibi parlayan bir pınara yaklaştık.
5Söğütlerin zümrüt renkli gölgesine oturduk.
6Bu sırada arkamızdan bir çocuk sesi duyduk.
7Sol elinde bir bakraç, sağ elinde bir testi vardı;
8bunları su başında doldurmaya getirmişti.
- 2
Ben, testiyi gösterip şöyle dedim:
— Oğlum, bak!
Bilir misin, hamuru bunun nedir? Şu toprak!...
Toprak diyip hor bakma; o bir sinedir,
Çocukları üstüne titreyen bir ninedir.
Ondan bir şey isteyen hiç bir vakit boş kalmaz,
Yoksulluğun karanlık zindanında bunalmaz.
Şu kadar ki o, terli alınları alkışlar.
bağlı ellere zenginlikler bağışlar .
Her gördüğün , mesut insan onundur;
Bu dünyada çalışmak herkes için kanundur.
1Testiyi gösterip şöyle dedim:
2— Oğlum, bak!
3Bunun hamurunun ne olduğunu biliyor musun? İşte şu toprak.
4Toprak diye küçümseme; o kutsal bir göğüstür,
5çocuklarının üzerine titreyen bir büyükanne gibidir.
6Ondan bir şey isteyen hiçbir zaman eli boş kalmaz,
7yoksulluğun karanlık zindanında bunalmaz.
8Yeter ki terli alınla çalışsın;
9toprak nasırlı ellere zenginlikler bağışlar.
10Gördüğün mutlu yuvalar ve insanlar onun eseridir;
11çalışmak bu dünyada herkes için kanundur.
Testinin ham maddesi olan toprak önce hor görülebilecek çamurdan kutsal göğse ve koruyucu nineye yükseltilir. Fakat bu bereket koşulsuz değildir: toprak ancak terleyen alınla nasır tutmuş ele karşılık verir. Somut kap böylece emeğin yoksulluktan çıkış sağlayabileceğini anlatan ahlaki bir örneğe dönüşür.
- 3
Çömlekçi de başını bu kanuna eğerek
İçersinden demiş ki: «Bana dahi iş gerek;
Bir insanın elinden bir şey yapmak gelirken
Zengin yerin üstünde yoksul kalmak. Bu, neden?
Eğer kişi sefilse, bu kendinin suçudur;
O isterse saadet sarayında oturur.
Çömlekçilik, hayır ben, hiç bir işten utanmam;
Canım tende oldukça çalışmaktan usanmam.
Benim kirli önlüğüm bana büyük şan verir.
Bir zanaat adamı olduğumu gösterir.
Yüzde isler, çamurlar... Bunlar leke değildir;
Irz ve namus karası alnı yere eğiltir;
Yiyeceğim ekmeği terim ile kazanmak
Benim için mukaddes bir vazife olacak!...»
1Çömlekçi de bu kurala boyun eğerek
2içinden, ‘Benim de çalışmam gerek,’ demiş.
3Bir insanın elinden bir iş geliyorken
4zengin bir toprağın üstünde neden yoksul kalsın?
5Kişi yoksulsa bunun sorumluluğu kendindedir;
6isterse mutluluk sarayında oturabilir.
7Çömlekçilik yaparım; ben hiçbir işten utanmam,
8canım bedenimde oldukça çalışmaktan bıkmam.
9Kirli önlüğüm bana büyük bir şeref verir;
10bir zanaat insanı olduğumu gösterir.
11Yüzümdeki is ve çamur leke değildir;
12insanın alnını yere eğdiren onur ve namus lekesidir.
13Yiyeceğim ekmeği kendi terimle kazanmak
14benim için kutsal bir görev olacak,’ demiş.
Çömlekçi çalışma kanununu kendi iç konuşmasına çevirir ve kirli önlüğü utanç değil meslek nişanı sayar. İs ile çamurun bedensel izi, ahlaki ‘namus karası’ndan kesin biçimde ayrılır. Bent dönemin sert bireysel sorumluluk anlayışını taşırken ekmeği kendi teriyle kazanmayı mesleki onurun merkezine koyar.
- 4
Bu erkekçe düşünce onu işe saldırtmış,
Çömlekçinin çamurlu teknesine daldırtmış.
Pek az vaktin içinde zanaatı öğrenmiş.
Yeni biçim testiler yapmaklığa özenmiş.
Bu uğurda yorulmuş; gece, gündüz didinmiş;
1Bu yiğitçe düşünce onu çalışmaya yöneltmiş,
2çömlekçinin çamurlu teknesine girmesini sağlamış.
3Kısa zamanda zanaatı öğrenmiş;
4yeni biçimde testiler yapmaya özenmiş.
5Bu uğurda yorulmuş, gece gündüz didinmiş.
Karar hemen bedensel eyleme dönüşür: çamurlu tekneye girmek, öğrenmek, yeni biçimler denemek ve gece gündüz didinmek. ‘Yeni biçim’ ayrıntısı emeği yalnız tekrar değil ustalığa doğru ilerleyen yaratıcı çaba olarak gösterir; yorgunluk başarının atlanmayan aşamasıdır.
- 5
Lâkin sonra ün almış, birçok para edinmiş!
Bak evlâdım, zanaat, ne mübarek bir iştir;
Şu çiğnenen toprağa nasıl şeref vermiştir.
B ir ustanın elinde her şey değer buluyor;
Hakir çamur yığını halis altın oluyor!..
1Fakat sonra ün kazanmış ve çok para edinmiş.
2Bak evladım, zanaat ne kutlu bir iştir;
3şu çiğnenen toprağa nasıl da değer kazandırmıştır.
4Bir ustanın elinde her şey değer bulur;
5değersiz görülen çamur yığını saf altına dönüşür.
Sonuç bölümünde ün ve kazanç, uzun öğrenme ile didinmenin ardından gelir. Başta ayağın altında çiğnenen toprak ustanın elinde şeref ve değer kazanır; çamurun altına dönüşmesi gerçek bir maden değişimi değil, zanaatın ham maddeye emek ve biçim katarak yarattığı değerin güçlü benzetmesidir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 165475 numaralı sabit revizyonu ile bu revizyonun bağlı olduğu Türk Sazı.pdf 94–95. sayfalar şiiri ve bent sınırlarını verir. Kaynak ölçünün adını basmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ben bir küçük çocukken bir zavallı sefildim,Mehmet Emin Yurdakul · Şiir→
Köy gezisi, elmas gibi parlayan pınar ve zümrüt söğüt gölgesiyle değerli taşların renklerine bürünür. Su almaya gelen çocuğun bakracı ile testisi bu seyir manzarasını gündelik emeğe bağlar; baba, oğluna vereceği dersi soyut öğütten değil gözlerinin önündeki eşyadan çıkarır.