Demirci
Çocukluk yoksulluğundan gelen konuşucu, merhamet dilenmek yerine demirciliği seçer; örs, ocak ve çekicin ağır emeğiyle ürettiği aletlerde hem yorgunluğunu gideren sevinci hem de namuslu meslek gururunu bulur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ben bir küçük çocukken bir zavallı sefildim,
Ömrün ağır yumruğu beni dahi inletti.
Kopardığım feryadı yine bana dinletti;
Çok vakitler hiç kimse sormadı ki: Ben kimim?...
1Ben küçük bir çocukken yoksul ve çaresizdim;
2hayatın ağır yumruğu beni de inletti.
3Kopardığım feryadı yine yalnız bana dinletti;
4çoğu zaman hiç kimse ‘Bu çocuk kim?’ diye sormadı.
- 2
Lâkin bir gün dedim ki: «Benim gibi en sağlam,
En kuvvetli kollara sahip olan bir adam
Kendi gibi bir kuldan
Bir merhamet umarak ekmeğini dilenmez.
1Fakat bir gün dedim ki: Benim gibi sağlam,
2çok güçlü kollara sahip bir insan,
3kendi gibi başka bir kuldan
4merhamet bekleyerek ekmeğini dilenmez.
Konuşucu dönüm noktasını kendi kendine verdiği kararla kurar. Güçlü kollar çalışma kapasitesinin somut kanıtıdır; bu nedenle başka bir insandan merhamet bekleyip ekmek istemeyi reddeder. Bent, yardım görmemiş çocuğun bağımsızlık arzusunu sert bir öz yeterlilik ilkesine dönüştürür.
- 3
Yeryüzünde kendine av bulacak bir aslan.
Başkasma güvenmez.
Her alında bir kavganın teri var;
Eğer kişi isterse talihini kucaklar!...»
1Yeryüzünde kendi avını bulabilecek bir aslan
2başkasına güvenmez.
3Her mutlu insanın alnında bir mücadelenin teri vardır;
4kişi isterse talihini kucaklayabilir.
Aslan kendi avını bulan bağımsız varlığın örneğidir. Ardından mutluluğun alnındaki ter, talihi rastlantı olmaktan çıkarıp mücadeleyle erişilen sonuca bağlar. ‘Talihi kucaklamak’ edilgin bekleyişin karşısına kişinin iradesiyle geleceğine uzanmasını koyar.
- 4
Gençliğimin en tatlı, en ateşli yaşında,
Şu örsümün önünde, ocağımın başında
Çekicimle çalışmak sanatını buldum ben;
Memleketin namuslu demircisi oldum ben.
1Gençliğimin en güzel ve ateşli çağında,
2örsümün önünde, ocağımın başında
3çekicimle çalışma sanatını buldum;
4ülkenin namuslu demircisi oldum.
Soyut çalışma kararı örs, ocak ve çekiçle belirli bir mesleğe kavuşur. Gençliğin ateşi demirci ocağının ateşiyle birleşir; konuşucu hem bir zanaat edinir hem de ‘namuslu demirci’ adıyla çocukken kendisine sorulmayan kimlik sorusuna kendi emeğiyle cevap verir.
- 5
Demircilik!... Evet bu, sıkıntılı bir iştir;
Bunun için göğüste kalbim gibi kalp gerek...
Öyle erkek bir kalp ki, Allah ona ürkmemek.
Zahmet çekmek, katlanmak kuvvetini vermiştir!.
1Demircilik... Evet, bu güç bir iştir;
2bunun için göğüste benimki gibi bir yürek gerekir.
3Öyle yiğit bir yürek ki Allah ona korkmamayı,
4zahmet çekme ve dayanma gücünü vermiştir.
Demircilik romantikleştirilmeden önce sıkıntılı bir iş diye tanımlanır. Mesleğin gerektirdiği güç yalnız kolda değil yürektedir; korkmamak, zahmete dayanmak ve sabretmek art arda sıralanarak ateş ve ağır demir karşısındaki bedensel emeğe ahlaki direnç ekler.
- 6
Ancak, benim zahmetim karşılıksız değildir;
üstünde dövdüğüm bir biçimsiz, sert demir
Çekicimin altından
Alet olup çıkınca, bana bir zevk aldırtır;
Benim terli alnımı asaletli bir insan
Vakarıyle kaldırtır.
Bu saatta duyduğum yorgunluklar hep gider;
Bir ses bana içimden: «Çalış, çalış, çalış!» der.
1Fakat çektiğim zahmet karşılıksız değildir;
2örsün üstünde dövdüğüm biçimsiz, sert demir
3çekicimin altından
4bir alet olarak çıkınca bana sevinç verir;
5terli alnımı soylu bir insanın
6vakarıyla kaldırmamı sağlar.
7O anda duyduğum bütün yorgunluk geçer;
8içimden bir ses bana, ‘Çalış, çalış, çalış!’ der.
Biçimsiz sert demirin işe yarar alete dönüşmesi, emeğin karşılığını gözle görülür kılar. Ürün yalnız gelir değil ustaya zevk ve vakar verir; terli alın utanarak eğilmez, soylu bir insanınki gibi kalkar. Üçlü ‘çalış’ buyruğu dış baskıdan değil tamamlanan işin verdiği iç güçten doğar.
- 7
Yan ocağım, bir güneş aleviyle yan, parla;
Gözlerimi bir gibi yaldızla.
Yan ocağım, altından kıvılcım saç, can göster;
Bir ananın mübarek bağrı gibi sesler ver.
1Yan ocağım; güneş alevi gibi yan ve parla.
2Gözlerimi bir mihrap ışığı gibi aydınlat.
3Yan ocağım; altın renkli kıvılcımlar saç, canlılığını göster;
4kutsal bir anne bağrı gibi ses ver.
Kapanışta demirci ocağı doğrudan çağrıyla canlı bir varlığa dönüşür. Alev güneş, ışık mihrap nuru, kıvılcımlar altın olur; ağır işlik kutsal ve üretken bir mekân gibi yüceltilir. Annenin bağrına benzetilen ocak, demircinin kimliğini ve geçimini doğuran ikinci bir yuva hâline gelir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 165429 numaralı sabit revizyonu ile bu revizyonun bağlı olduğu Türk Sazı.pdf 73–74. sayfalar şiiri ve bent sınırlarını verir. Kaynak ölçünün adını basmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sen her gece o yalçın kayalığın üstündenMehmet Emin Yurdakul · Şiir→
Açılış yoksulluğu yalnız maddi eksiklik değil görünmezlik olarak anlatır. Ömrün yumruğu çocuğu döven bir güç, feryadın yalnız kendi kulağına dönmesi ise toplumsal kayıtsızlığın işaretidir; ‘Ben kimim?’ sorusu duyulmayan kişinin varlığını kabul ettirme ihtiyacını açığa çıkarır.