Çün bana yâr olmağı sen kılmadın cânâ murâd
Sevgili konuşana yâr olmayı istemediği için âşık muratsız kalır; bir kez lütuf görmez ve sevgili onu âleme karşı yabancı sayar. Gam gecesi uykuyu haram eder, feryat duyulmaz ve günler cefa içinde geçer. İlgisiz, cefa alışkanlıklı ve hercai sevgiliye feryadın etkisizliği söylenir; Ömer, güzeller şahını gerçeklik yoluna çağırıp kulların Rabbi’nin zulme razı olup olmadığını sorar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Çün bana yâr olmağı sen kılmadın cânâ murâd
Ben olmadan kurtuldum oldum
1Çünkü bana yâr olmayı murat etmedin sevgili;
2Ben de sana gönül vermekten kurtulup muratsız oldum [sebep bağı açık].
- 2
Kılmadın bîçâreni bir kerre lûtfun ile şâd
Halk-ı âlem cümleten yârın ben oldum sana yâd
1Zavallıyı bir kez olsun lütfunla sevindirmedin;
2Bütün âlem sevgilin oldu, ben sana yabancı oldum.
Bir kerelik lütuf bile esirgenmiştir; “bîçâre”nin beklentisi süreklilik değil tek sevinç anıdır. Âlemin bütünü sevgiliye yâr olurken konuşanın “yâd” kalması kalabalık kabul ile kişisel dışlanmayı karşılaştırır.
- 3
Çeşmime uyhu harâm oldu şeb-i gamdır dünüm
Âlemi tuttu figanım gûşuna ermez ünüm
1Gözüme uyku haram oldu, dünüm gam gecesidir;
2Feryadım âlemi tuttu, sesim kulağına erişmez.
Uyku “harâm” olur ve önceki gün “şeb-i gam” diye geceye çevrilir; zaman düzeni acı içinde karışır. Feryat bütün âlemi kaplayacak kadar büyükken sevgilinin kulağına erişmemesi, sesin kozmik yayılımıyla kişisel sağırlık arasında çelişki kurar.
- 4
Geçti devrinde yazıklar bu cefâlarla günüm
Olmadı kendi murâdım üstüne bir lâhze şâd
1Senin devrinde günüm yazık, bu cefalarla geçti;
2Kendi muradım üzere bir an bile sevinçli olmadı.
Sevgilinin “devr”i yönetim dönemi gibi düşünülür, ancak konuşanın günü bu iktidar altında cefayla geçer. Kendi muradı üzerine “bir lâhza” şad olamamak, mutluluk yoksunluğunu en küçük zaman birimine kadar indirir.
- 5
dil-i şeydâyisin
Yine derin kim sana noldu neden sevdâyisin
1Yaradılışı ilgisiz, işi cefa, gönlü çılgınsın;
2Yine derim ki sana ne oldu, neden sevdalısın?
“Tab’ı müstağnî” ilgisiz ve kendine yeter yaradılışı, “cefâ pîşe” eziyeti meslek edinmeyi bildirir. Şeyda gönüllü sevgiliye “neden sevdâyisin” sorusu yönelir; aşk çılgınlığı yalnız âşığın değil muhatabın da açıklanmayan hâlidir.
- 6
Hey ne zâlim merhametsizsin dil-i hercâyisin
Hîç te’sîr etmedi gitti sana feryâd ü dâd
1Hey, ne zalim ve merhametsizsin; hercai gönüllüsün;
2Feryat ve adalet çağrım sana hiç etki etmeden gitti.
Zalimlik ile merhametsizlik doğrudan hitapla yüzüne söylenir; “dil-i hercâyi” gönlün kararsız dolaşmasını ekler. Feryat ve dâdın hiçbir tesir bırakmadan gitmesi, ilk şiirdeki adalet talebinin burada bütünüyle başarısız oluşudur.
- 7
Tut ki hublar şâhısın feryâdım işitmez misin
Terk edüp cevri hakîkat râhına gitmez misin
1Güzeller şahı olduğunu kabul edelim; feryadımı duymaz mısın?
2Cefayı bırakıp hakikat yoluna gitmez misin?
Sevgilinin “hublar şâhı” oluşu tartışma için kabul edilen varsayımdır; bu makam ona feryadı duyma sorumluluğu yükler. Cevri terk edip “hakîkat râhı”na gitme çağrısı, aşk davranışını ahlaki ve manevi yol seçimine dönüştürür.
- 8
Der ki bu Âşık Ömer Hak’tan hicâb etmez misin
Yâ senin bu zulmüne râzî mıdır
1Bu Âşık Ömer der: Hak’tan utanmaz mısın?
2Kulların Rabbi senin bu zulmüne razı mıdır?
Mahlaslı kapanış insan sevgiliyi ilahî utanca çağırır: “Hak’tan hicâb” zulmü özel ilişkinin dışına taşır. “Rabbü’l-ibâd” bütün kulların Rabbi olarak son hüküm makamıdır; soru, sevgilinin eziyetini Allah’ın rızasıyla bağdaşmaz gösterir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.309 gövdesinde “Der ki bu Âşık Ömer Hak’tan hicâb etmez misin” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n309-A5F13337D954. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.309, PDF 254; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Çün” sevgilinin yâr olmayı murat etmemesini sonraki sonucun sebebi yapar. “Hevâdâr olmadan kurtuldum oldum nâmurâd” dizimi kurtuluş ile muratsızlığı yan yana getirir; gönül vermekten çıkmak başarı değil isteksiz yenilgidir.