DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Çün koyup gittin beni nâmihribânım tezce gel
Şiir · 17. yüzyıl

Çün koyup gittin beni nâmihribânım tezce gel

Merhametsiz sevgilinin bırakıp gidişi ardından tez dönmesi ve menzile sağ salim ulaşması istenir. Canın kafesten çıkıp mezara gireceği düşüncesiyle konuşan gam kabrinde kalmamak için yürüyen ruhunu çağırır. Ayrılık ahı dünyayı, bedeni, giysiyi, dokuz feleği ve yedi göğü yakar; figan arşa ulaşmadan sevgili gelmelidir. Leyla aşkının çıkardığı kavgalar ve Mecnun gibi dağları yurt edinme tehlikesi anlatılır. Ömer, âşığın canan ve derman istediğini; gözleri yolda kalan canın kavuşmayı arzuladığını söyler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Çün koyup gittin beni tezce gel

    Sağ esen ir menzile eğlenme cânım tezce gel

    1Beni bırakıp gittin madem, ey merhametsizim, tez gel;

    2Menzile sağ salim ulaş, oyalanma canım, tez gel.

    “Çün” gidişi gerçekleşmiş sebep olarak kabul eder; tartışılan artık ayrılık değil dönüşün hızıdır. Nâmihriban hitabı merhametsizliği suçlarken menzile sağ esen erişme duası, sitemin içinde sevgilinin güvenliğini korur.

  2. 2

    Can kafesten çıkıcak derler mezâr içre girer

    Kabr-i gamda kalmayım tezce gel

    1Can kafesten çıkınca mezara girer derler;

    2Gam kabrinde kalmayayım, yürüyen ruhum, tez gel.

    Can bedenden çıkacak kuş, beden kafestir ve sonraki yer mezardır. Konuşan daha ölmeden “kabr-i gam” içinde kaldığını söyler; rûh-i revân diye çağrılan sevgilinin gelişi bu erken mezardan çıkış umududur.

  3. 3

    Firkatinle ey perî âhım fenâyı yandırır

    Cismimi üryân eder yandırır

    1Ey peri, ayrılığınla ahım fani dünyayı yakar;

    2Bedenimi çıplak bırakır, taç ve kaftanı yakar.

    Firkat ahı önce fena âlemini yakar, sonra bedeni üryan bırakıp taç ile kabayı kül eder. Ateş hem dünya ölçeğinde hem statü giysilerinde ilerler; ayrılık kişiyi bedeni dışındaki bütün örtülerden soyar.

  4. 4

    Çerhı dokuz dolanır yandırır

    Dahi çıkmadan yetiş tezce gel

    1Dokuz feleği dolaşır, yedi göğü yakar;

    2Figanım arşa çıkmadan yetiş, tez gel.

    Ah dokuz çarhı dolaşıp yedi semayı yakar; geleneksel gök katları figanın yükseliş yolu olur. Ses arş-ı âlâya çıkmadan sevgilinin yetişmesi istenir, çünkü kozmik şikâyet son sınırına varmadan dönüş mümkündür.

  5. 5

    Aşkın ey Leylâ kopardı başıma gavgaları

    Vermesin Hak kimseye ben çektiğim sevdâları

    1Ey Leyla, aşkın başıma kavgalar kopardı;

    2Hak benim çektiğim sevdaları kimseye vermesin.

    Sevgili Leyla rolüne yerleşir, aşk ise konuşanın başında sürekli gavga çıkaran güçtür. Hak’tan kimseye aynı sevdaların verilmemesi duası, yaşanan aşkı övülen nimet değil başkasından esirgenmesi gereken ağır sınav sayar.

  6. 6

    Gündüzün ahşama dek gezmekteyim sahrâları

    Olmadan Mecnun gibi tezce gel

    1Gündüz akşama dek kırları geziyorum;

    2Mecnun gibi dağlar yurdum olmadan tez gel.

    Gündüzden akşama kadar sahraları gezmek merkezsiz arayışı gösterir. Sonraki eşik Mecnun gibi dağları mekân edinmektir; sevgilinin hızlı gelişi, konuşan bütünüyle efsanevi çöl ve dağ âşığına dönüşmeden istenir.

  7. 7

    Ey perî vaslınla mesrûr olduğum demler kani

    Böyle ummazdım ki devran ayıra benden seni

    1Ey peri, kavuşmanla sevindiğim zamanlar nerede?

    2Devrin seni benden ayıracağını böyle ummazdım.

    Vuslatla mesrur olunan demler “kanı” sorusuyla geçmişte aranır; mutlu zaman artık görünmezdir. Devrin sevgiliyi ayıracağı umulmamıştır, böylece ayrılık yalnız muhatabın seçimi değil şaşırtan zaman düzeniyle ilişkilendirilir.

  8. 8

    Ey güzeller şâhı aşkın nârına yaktın beni

    Kalmadı sabrım meded tezce gel

    1Ey güzeller şahı, aşkının ateşinde beni yaktın;

    2Sabrım kalmadı, yetiş ey can huzurum, tez gel.

    Güzeller şahı sevgiliyi en yüksek makama çıkarırken aşkının narı konuşanı yakar. Sabrın tükenişinde sevgili “ârâm-ı cân”, canın huzurudur; yarayı açan ateş ile onu dindirecek dönüş aynı kişide toplanır.

  9. 9

    Ey Ömer âşık olan elbette cânân arzular

    Derdlidir yâ neylesin derdine dermân arzular

    1Ey Ömer, âşık olan elbette sevgiliyi arzular;

    2Dertlidir, ne yapsın; derdine derman arzular.

    Mahlaslı birimde Ömer’e âşığın doğal olarak canan istemesi hatırlatılır; arzu aşkın tanımıdır. Dertli kişinin derman istemesi de aynı mantıktadır, sevgili hem istenen kişi hem hastalığın çaresi olur.

  10. 10

    Gözlerim yollarda kaldı vaslını cân arzular

    eyle ey şûh-i cihânım tezce gel

    1Gözlerim yollarda kaldı, can kavuşmanı arzular;

    2Ey dünya şuhu, yüzünü göster, tez gel.

    Gözlerin yolda kalması uzun bekleyişi bedende sabitler; canın istediği şey vuslattır. Arz-ı didar talebi sevgiliden bütün kavuşma hikâyesi değil önce yüzünü göstermesini ister ve hızlı dönüş nakaratını tamamlar.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.368 gövdesinde “Ey Ömer âşık olan elbette cânân arzular” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n368-4B92D02CA99D. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.368, PDF 293–294; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSeher Vakti Hamama Giden Güzel
Çün seher vaktinde gördüm bir cemâli afitâb
Âşık Ömer · Tarihî kaynakta nazım şekli ayrıca sınıflandırılmadı

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

nâmihribânım

Merhametsizim.

rûh-i revânım

Yürüyen/canlı ruhum.

tâc ü kabâyı

Taç ve kaftanı.

heft-i semâyı

Yedi göğü.

arşa figanım

Arşa çıkan feryadım.

dağlar mekânım

Dağlar yurdum.

ârâm-ı cânım

Can huzurum.

Arz-ı dîdâr

Yüz gösterme.