DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Seher Vakti Hamama Giden Güzel
Tarihî kaynakta nazım şekli ayrıca sınıflandırılmadı · 17. yüzyıl

Seher Vakti Hamama Giden Güzel

Âşık Ömer seher vakti hamama giden güneş yüzlü bir güzeli kapıdan halvethaneye, yıkanmadan giyinip ayrılışına kadar izler. Hamamın gündelik ayrıntıları bakış, hayranlık ve mahremiyet imgeleriyle birleşerek hareketli bir güzellik tablosu kurar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Çün seher vaktinde gördüm bir cemâli afitâb

    Azm-i hmmâm eylemiş ol lânazir âlıcenâb

    1Seher vaktinde güneş yüzlü bir güzel gördüm.

    2O eşsiz ve yüce kişi hamama gitmeye niyet etmişti.

    Seherin ilk ışığıyla güneş yüzlü güzelin görünmesi zaman ve yüz imgesini birleştirir. Hamama yöneliş gündelik bir hareket olsa da ‘eşsiz, yüce’ nitelemesi daha kapıda bu kişiyi seyredilen bir hükümdar gibi yükseltir.

  2. 2

    Yüz sürüp pâyine düştüm eyledim

    Karşı çıktı nâz ile hammamcı şâhid açtı bâb

    1Ayağına yüz sürüp düştüm, utanç perdesini attım.

    2Hamamcı güzel nazla karşı çıkıp kapıyı açtı.

    Ayağa yüz sürmek âşığın teslimiyetini, utanç perdesini atmak ise bu seyir uğruna sınır aşmasını gösterir. Hamamcının nazla kapıyı açması, içeri geçişi sıradan hizmetten küçük bir merasime dönüştürür.

  3. 3

    Cümleye verdi selâmı -i hâzır cevâb

    Göz ucuyla kimine lûtf etti kimine itâb

    1Herkese selam verdi; hazır cevap bakışı karşılık verdi.

    2Göz ucuyla kimine iyilik etti, kimini azarladı.

    Selama sözle değil gamzenin hazır cevabıyla karşılık verilir. Aynı göz ucu kimine lütuf, kimine azarlama dağıtır; güzelin bakışı hamamdaki topluluğu seçip ayıran bağımsız bir hüküm gücü kazanır.

  4. 4

    Sâye saldı sadra ol bâl.i bülend ibretnümâ

    Mest ü hâyrân oldu her bir gûşede bir mübtelâ

    1O ibret gösteren uzun boy göğse gölge saldı.

    2Her köşede bir tutkun sarhoş ve hayran kaldı.

    Uzun boyun göğse düşen gölgesi bedensel yakınlığı sezdirirken her köşedeki tutkunlar bu etkinin ortaklığını gösterir. Sarhoşluk şaraptan önce başlar; yalnız görünüş, seyredenleri kendilerinden geçirir.

  5. 5

    Sakmur yavuz nazardan kendin ol dilrübâ

    Sim bedenden oldu ihrrc atlas u zerrin kabâ

    1Ey gönül çalan güzel, kendini kem gözden koru.

    2Gümüş bedeninden atlas ve altın işlemeli elbise çıkarıldı.

    Kem göz uyarısı güzelliğin hayranlık kadar tehlike de çektiğini bildirir. Atlas ve altın kaftanın çıkarılmasıyla toplumsal gösteriş geride kalır; gümüş beden, giysinin değerini aşan asıl parlaklık olarak belirir.

  6. 6

    Cümle a ’zâsmdan ancak pîrehen kaldı nikab

    Yoksa kim aceb bu mudur subha kalmış mâhitâb

    1Bütün uzuvlarını yalnız gömleği örtüyordu.

    2Yoksa bu, sabaha kalmış ay ışığı mıydı?

    Gömlek son mahremiyet perdesidir; ay ışığı sorusu bedeni doğrudan söylemeden aydınlıkla anlatır. Sabah vaktinde kalmış ay benzetmesi, seher sahnesine uygun bir göksel şaşkınlık katar.

  7. 7

    Nâz ile kıldı azîmet içeru ol mehcebîn

    Girdi halvethâneye bigâneden oldu emîn

    1Ay alınlı güzel nazla içeri yöneldi.

    2Özel bölmeye girip yabancı bakışlardan emin oldu.

    Ay alınlı güzelin özel bölmeye girişi nazlı yürüyüşle verilir, ardından yabancı bakışların dışarıda kaldığı belirtilir. Şiir mahrem sınırı adlandırır; gözlem kapıdan iç hizmetin betimine geçse de bunu emniyet fikriyle çerçeveler.

  8. 8

    Bir güzel gulamı yanma geldi yakın

    Sürünüp kîseyle sabun ol vücûd-i nâzenîn

    1Güzel bir tellak uşağı yanına yaklaştı.

    2O nazik bedene kese ve sabun sürdü.

    Tellak uşağının kese ve sabunla yaklaşması hamamın gerçek işini sahneye taşır. Nazik bedenin bakım görmesi, önceki hükümdarlık benzetmelerini gündelik bir dokunuşla birleştirir; hizmet yine güzelin merkezde olduğu bir tören gibidir.

  9. 9

    Lûlerden aldı zerrin tâs ile dükündü âb

    Gusle niyyet eyledi Allahu a’lem bissavâb

    1Musluklardan altın renkli tasla su alıp dökündü.

    2Doğrusunu Allah bilir; yıkanmaya niyet etti.

    Altın renkli tas ve akan su yıkanmayı görsel bir zenginliğe dönüştürür. ‘Doğrusunu Allah bilir’ kaydı, anlatıcının gördüğüyle çıkardığı sonucu ayırır; mahrem hareket hakkında kesinlik iddiasını sınırlar.

  10. 10

    Bürünüp havlu nihân oldu meh.i enver gibi

    Sîne bendin bağlayup reftâr edr server gibi

    1Parlak ay gibi havluya bürünüp gizlendi.

    2Göğüs örtüsünü bağlayıp bir önder gibi yürüdü.

    Havlu parlak ayı hem örter hem daha görünür kılar; gizlenme yeni bir benzetme üretir. Göğüs örtüsünü bağlayıp önder gibi yürümesi, yıkanma sonrasında da güzelin hâkim ve ağırbaşlı duruşunu sürdürür.

  11. 11

    Düştü dellâkler önüne her biri rehber gibi

    Taşra çıktı ruhleri olmuş gül-i ahmer gibi

    1Tellaklar birer rehber gibi önüne düştü.

    2Dışarı çıktığında yanakları kıpkırmızı gül olmuştu.

    Tellakların öne düşmesi geçidi andırır; dışarı çıkan yüzün kırmızı güle dönüşmesi hamam sıcaklığını güzellik diline çevirir. Böylece içerideki yıkanma, dışarıda görülen taze renk üzerinden anlatılır.

  12. 12

    Sundular bir kâse-i fağfûriden sâfı şerâb

    Nûşuna sahbâ dedi çün bendeleri içti nâb

    1Porselen bir kâseden duru içecek sundular.

    2İçtiğine şarap dedi; hizmetkârları saf içeceği içti.

    Porselen kâse ve duru içecek hamam sonrası ikramını gösterir. İçkinin adlandırılışı ile hizmetkârların içişi arasında kurulan oyun, gerçek içecekten çok meclis ve sarhoşluk çağrışımını öne çıkarır.

  13. 13

    Cümle atlas u kabâyı lâhzede giydi heman

    Sardı sarındı libâsın doladı

    1Bütün atlas ve kaftanlarını hemen giydi.

    2Giyinip kuşandı, bel bağını doladı.

    Atlas kaftanların hızla giyilmesi ve bel bağının dolanması, önceki soyunma sahnesini tersine çevirir. Güzel yeniden kamusal görünüşünü kurarken hareketlerin tek tek sayılması gözün ondan ayrılmadığını belli eder.

  14. 14

    Oturup mir'ata baktı gördü bir şûh-i cihan

    Pâdişâhım verdi hammam hakkını oldu revan

    1Oturup aynaya baktı; cihanın güzelini gördü.

    2Padişahım hamam ücretini verip yola çıktı.

    Aynaya bakan kişi kendisinde ‘cihan güzelini’ görür; ayna, anlatıcının övgüsünü güzelin kendi bakışında tekrarlar. Hamam ücretinin verilmesi de padişah benzetmesine rağmen sahneyi gündelik hayatın somut alışverişine geri bağlar.

  15. 15

    Kıldı vasfın yazmağa Âşık Ömer ba’de-l-hisâb

    Dinlenürdü sergüzeştim eylesem bin cild kitâb

    1Âşık Ömer sonunda onun vasfını yazmaya koyuldu.

    2Başımdan geçeni anlatsam bin cilt kitapta dinlenirdi.

    Ömer’in vasfı yazmaya başlaması, bütün seyri şiirin doğuş anına bağlar. Bin ciltlik serüven abartısı, anlatılan kısa hamam ziyaretinin âşığın zihninde ne kadar büyüdüğünü ve sözle tüketilemediğini gösterir.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Âşık Ömer isnadı kaynak başlığı, basılı numara ve görünür mahlasla bağlandı: Visible Ömer/Âşık Ömer in frozen historical body; comprehensive audit confirms attribution.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 Âşık Ömer baskısı; basılı No. 620; 15 birim/30 dize. Özgün yüzey korunmuş, kapalı basılı biçimlerde tahmin yapılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÂlemin Hayatı Sebatsızdır
Çünki bildin âlemin nakş-ı hayâtı bî sebât
Âşık Ömer · Musammat

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

tarh-ı hicâb

Utanma perdesini kaldırma.

gamze

Yan bakış, göz işareti.

halvethâne

Hamamın özel yıkanma bölümü.

tellâk

Hamamda yıkama hizmeti veren kişi.

fağfûrî

Porselenden yapılmış.

bend-i miyan

Bele sarılan kuşak.