Çün Halka-i Dilde Destires Oldum
Şiir, Resul’ün söz ve fiiline uymayı, boş işten dönmeyi, farz ve sünneti yerine getirmeyi öğütler. Dünyanın hilesine karşı aşkı bir menzil ve yiğitlik ölçüsü sayar; son bölüm yaşlı dünyanın aldatıcılığına açık bir uyarıyla biter.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Çün halka-i dilde oldum
Kavlini tut fi’line uy Resûl’ün
1Gönül halkasında erişme imkânı bulunca,
2Peygamber’in sözünü tut ve davranışına uy.
- 2
Gönül murâdından bir misâl yine
Selâm olsun ashâbına âline
1Ey gönül, dileğinden yine bir örnek söyle.
2Peygamber’in ailesine ve arkadaşlarına selam olsun.
Gönlün muradından bir örnek daha verilirken Peygamber’in ashabına ve ailesine selam gönderilir. Kişisel dilek, kutsal topluluğa yönelen saygıyla genişleyip ortak bir bağlılığa dönüşür.
- 3
Derûnun içinde koma
işlerden çek el tevbe kıl
1İçinde boş söz ve tartışma bırakma.
2Yararsız işlerden el çekip tövbe et.
İç dünyada boş tartışma bırakmamak, yararsız işlerden el çekip tövbe etmek gerekir. Şair, zihinsel gürültü ile davranış savurganlığını aynı arınma hareketi içinde susturur.
- 4
Edâ et farzını sünnetini kıl
Belki din incine îman alına
1Farzını yerine getir, sünnetini uygula.
2Yoksa din incinir ve iman elden gider.
Farzı ödemek ve sünneti yerine getirmek istenir; aksi hâlde dinin incinip imanın elden alınabileceği belirtilir. İbadet, soyut aidiyetin değil, korunması gereken canlı bağın göstergesidir.
- 5
Cihânın zahmetin çektin bir iki kat
Kalbin siyahların göz yaşına kat
1Dünyanın zahmetini bir iki kat çektin.
2Kalbindeki karalığı gözyaşına katıp akıt.
Dünyanın zahmeti birkaç kat çekilmiştir; kalbin karası gözyaşına katılarak yıkanmak istenir. Dış sıkıntı, iç lekeden kurtulmayı sağlayacak samimi pişmanlık suyuna çevrilir.
- 6
Kalmayıp tâkatın kıldın bîtâkat
Ağladıkça zemin üzre alına
1Gücün kalmadı, bütünüyle güçsüz düştün.
2Ağladıkça alnın yere değsin.
Güç tükenip kişi bütünüyle takatsiz kalır; ağladıkça yüzünün yere değmesi beklenir. Bedensel çöküş, umutsuzluk değil, gururu bırakan secde ve teslimiyet yönünde anlam kazanır.
- 7
Aşk ile kal olan er aşk eridir
Ali Düldülî Hamza Aşkarîdir
1Aşk içinde olgunlaşan er, gerçek aşk eridir.
2Ali’nin Düldül’ü ve Hamza’nın Aşkar’ı bunun simgesidir.
Aşkla olgunlaşan kişi gerçek aşk eridir; Ali’nin Düldül’ü ve Hamza’nın Aşkar’ı bu yiğitliğe örnek olur. Manevi cesaret, destansı savaş atlarının gücüyle görünür kılınır.
- 8
Eridir âheni bu aşk eridir
Gerektir sayılıp menzil alına
1Bu aşk eri demiri bile eritir.
2Onun yol alıp menzile ulaşması gerekir.
Aşk eri demiri eritecek kuvvettedir; fakat bu gücün menzil alabilmesi için ölçülüp tanınması gerekir. Ham coşku, yolu olan ve hedefe ilerleyen disiplinli bir kudrete dönüşür.
- 9
Ömer Hû çek sana denmiştir dön ya
Ne çâre bizlere dedikte yâ
1Ömer, sana “Hû de ve geri dön” denmiştir.
2Bize “Aşağı dön” dendiğinde başka ne yapabiliriz?
Ömer’e “Hû” diyerek yönelmesi söylenmişken aşağıya dön çağrısının çaresizliği hissedilir. İlahi zikre yükselme isteği ile dünyevi geri çekiliş, şairin önündeki iki yönü çatıştırır.
- 10
Çok yaşlı bir zendürür dünyâ
Er isen aldanma mekr ü âline
1Dünya çok yaşlı ve yıpranmış bir kadındır.
2Mertsen onun hilelerine aldanma.
Dünya, çok yaşlı ve köhne bir kadına benzetilir; mert kişiden onun mekrine, yani hile ve düzenlerine aldanmaması istenir. Fanilik uyarısı dünyanın “ailesi” hakkında değildir: yaşlanmış görünse bile insanı yanıltmayı sürdüren oyunlarına karşı uyanık kalmayı öğütler.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 38; görünür Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması birlikte doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 38; PDF 129–130; 10 birim/20 dize. Görünür mahlas, sınırlar, aparat ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dedi Bir pir bana pişmân olursunÂşık Ömer · Koşma→
Şair gönül halkasında bir imkân ve erişme bulduğunda Resul’ün sözüne bağlı kalıp davranışına uymayı öğütler. Manevi yakınlık, yalnız his değil, örnek alınan hayatla doğrulanan bir eylem ister.