Dedi Bir Pir Bana Pişmân Olursun
Bir pirin öğüdü, sırrı yalnız Allah’a açmayı, Eyyûb gibi sabretmeyi ve mazlumun âhını küçümsememeyi öğretir. Zulmün karşılıksız kalmayacağı vurgusu, tevekkül ve mertlik çağrısıyla birleşerek şiiri ahlâkî bir yol haritasına dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dedi Bir pir bana pişmân olursun
Vücûdun şehrine sultân olursun
1Bir bilge bana, “Sonunda pişman olursun” dedi.
2“Kendi beden ülkenin sultanı olursun.”
- 2
Râzın açma Hudâ’dan gayrı ferde
Sabredersen Eyyûb misâli derde
1Sırrını Allah’tan başka hiç kimseye açma.
2Derdine Eyyûb gibi sabredersen dayanırsın.
Sırrın Tanrı’dan başka kimseye açılmaması ve derde Eyyub gibi sabredilmesi öğütlenir. Mahremiyet ile dayanıklılık birleşerek kişinin acı karşısında dağılmadan kalmasının yolu olur.
- 3
Sanma isteyenler murada ermez
Zâlimin zulmüne Hak kail olmaz
1İsteyenlerin muradına ermediğini sanma.
2Hak, zalimin zulmünü onaylamaz.
İsteyenlerin murada eremeyeceği sanısı reddedilir; Hak zalimin zulmünü kabul etmez. Umut, boş teselliye değil, haksızlığı kalıcı bırakmayacak ilahî adalet düşüncesine dayanır.
- 4
Kimsenin ettiği yanına kalmaz
Ya mazlûmun âhı kalır mı yerde
1Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz.
2Mazlumun ahı hiç yerde kalır mı?
Hiç kimsenin yaptığı yanına kalmaz; mazlumun ahının yerde kalıp kalmayacağı sorusu cevabını içinde taşır. Zulmün görünürde cezasız oluşu, nihai hesap fikriyle geçici bir duruma çevrilir.
- 5
İste murâdını Hudâ’dan
Yakar u Kürs’ü geçer semâdan
1Dileğini Yüce Yaradan’dan iste.
2O ah Arş’ı ve Kürsî’yi yakar, gökleri aşar.
Muradın Bârî Huda’dan istenmesi öğütlenir; mazlumun yakarışı Arş ve Kürsü’yü yakıp semayı aşacak güçtedir. Dua, sessiz bir dilekten kozmik katları geçen etkili bir sese dönüşür.
- 6
Bekle tevekkülü geçme rızâdan
Feryâd-ı garibe olur mu perde
1Tevekkülden ayrılma, Allah’ın rızasına karşı gelme.
2Garibin feryadına perde çekilebilir mi?
Tevekkülü korumak ve rızadan ayrılmamak gerekir; garibin feryadına hiçbir perde dayanamaz. Sabır burada susmak değil, sesinin ilahî makama ulaşacağına güvenerek çizgiyi bozmamaktır.
- 7
Felek camlar sundu semler alursun
Nâmerde yâr olma olursun
1Felek sana kadehler sundu; sen zehir içiyorsun.
2Alçak insana dost olma, yoksa sen de alçalırsın.
Felek zehir dolu kadehler sunar; namerde dost olan kişi de onun huyuna benzer. Hayatın acısı kaçınılmaz olabilir, fakat ahlaki düşüş yanlış yoldaş seçiminin önlenebilir sonucudur.
- 8
Kurtulmaz ebedî gamda kalursun
Merd olursun yâr ol merd oğlu merde
1Kurtulamaz, sonsuza kadar keder içinde kalırsın.
2Mertsen, mert kişinin oğluna dost ol.
Namerde bağlanan kişi sonsuz gamdan kurtulamaz; mert olmak için mert oğluna yoldaşlık edilmelidir. Kimliğin, insanın yakınlık kurduğu kişilerin ahlakıyla biçimlendiği açıkça söylenir.
- 9
Ömer köpeklerin olsun dil bağı
Gam çekme murâda erdirir seni
1Ömer, köpeklerin dili bağlansın.
2Üzülme; Allah seni muradına erdirir.
Ömer düşman sözlerini susturup gam çekmemeye çağrılır; murada eriştirecek gücün varlığı hatırlatılır. Çevrenin gürültüsü karşısında hedefe duyulan güven, zihinsel bir dil bağı işlevi görür.
- 10
Tevekküle bend et cân ile teni
devletin var ise serde
1Canını ve bedenini tevekküle bağla.
2Ey çaresiz, başında biraz talih varsa bunu yap.
Can ve ten tevekküle bağlanmalıdır; başta talih varsa çaresizlik aşılabilir. Kapanış, öğütlerin yalnız düşüncede kalmamasını, bütün varlığın sabırlı güvene teslim edilmesini ister.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 31; görünür Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması birlikte doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 31; PDF 126–127; 10 birim/20 dize. Görünür mahlas, sınırlar, aparat ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dil verip sevdiğim şîvekâr olsaÂşık Ömer · Koşma→
Bir pir, pişmanlık uyarısının ardından şairin kendi beden şehrine sultan olacağını söyler. Öğüt, dışarıyı yönetmekten önce arzular ve davranışlar üzerinde iç egemenlik kurulmasını ister.