DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Sâdık Abdal/Çün Hidâyet Eyledi Sübhânımız
Gazel · 15. yüzyıl

Çün Hidâyet Eyledi Sübhânımız

Dünyayı durmayan bir rüzgâra, bedeni su üstüne çizilen nakşa benzeten dokuz beyit. Şiir bir hüküm kurar: herkes neye meylederse ona ulaşır, dolayısıyla tartışılacak şey ilâhî adalet değil kişinin kendi meylidir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Çün hidâyet eyledi Sübhânımız

    Râh-ı Hak’dır âşıka burhânımız

    1Sübhân olan Rabbimiz bize hidayet ettiğinden,

    2âşık için delilimiz Hak yoludur.

    Şiir bir sebep cümlesiyle açılıyor: yol, seçilmiş değil verilmiş sayılıyor. "Burhân" mantıkta kesin kanıt demek ve matla âşığın elindeki kanıtı bir düşünce değil bir yol yapıyor. Redif "-ânımız" dokuz beyit boyunca hükmü topluluk adına söyleyecek.

  2. 2

    Mâsivâdan el çeken her ehl-i aşk

    Ayn-ı dilden gördüler erkânımız

    1Allah'tan gayrı olan her şeyden el çeken aşk ehli,

    2erkânımızı gönlün gözüyle gördüler.

    Görmenin organı değiştiriliyor: "ayn-ı dil" gönül gözü demek. El çekmekle görmek aynı cümlede sebep-sonuç gibi diziliyor — bakışın açılması için elin boşalması gerekiyor. "Erkân" ise yolun uygulanabilir düzeni; görülen şey soyut bir hakikat değil.

  3. 3

    Dâr-ı dünyâ san -ı bî karâr

    Hiç ana meyl etmedi insânımız

    1Dünya evini durup dinlenmeyen rüzgârlar say;

    2insanımız ona hiç meyletmedi.

    Benzetme rüzgârın yönsüzlüğüne dayanıyor: "riyâh" rüzgârların çoğulu, "bî karâr" ise yerinde durmayan. Dünya bir yer değil bir kararsızlık olarak tanımlanınca ona meyletmemek sabit durmakla eşleşiyor. "Meyl" kelimesi yedinci beyitte hükme dönüşecek.

  4. 4

    Sa’y edüb ol dembedem eyler

    Hâk ile eder hayvâmmız

    1O, her an çalışıp öğütür, un ufak eder;

    2hayvanî varlığımızı toprakla bir eder.

    "Dakîk" un demek ve fiil bir öğütme işi tarif ediyor; öğüten "ol" ise adsız bırakılmış. İkinci dize öğütülen şeyi söylüyor: insanın hayvanî yanı. Kaynak bu kelimeyi "hayvâmmız" diye bozuk diziyor, vezin "hayvânımız" istiyor; dizgi düzeltilmedi.

  5. 5

    Serbeser bu cismimiz su üzre nakş

    Böyledir ol mansıb ü hem sânımız

    1Bu bedenimiz baştan başa su üstüne çizilmiş bir nakış;

    2makamımız da şanımız da böyledir.

    Fâniliğin ölçüsü süre değil, çizildiği yüzey: su üstündeki nakış çizilirken siliniyor. İkinci dize benzetmeyi bedenden makama taşıyor, yani ölümlülük ile itibarsızlık aynı cümlede toplanıyor. "Mansıb" resmî görev, "şân" ise ün demek.

  6. 6

    Hem hayâl ü anla çünbişin

    Böyledir u hem seyrânımız

    1Onun kımıldayışını da hayal ve gölge bil;

    2coşkumuz da gezintimiz de böyledir.

    Bir önceki beytin "böyledir" kalıbı tekrarlanıyor ve liste büyüyor: beden, makam, şan, şimdi de coşku ile gezinti. "Sâye" gölge demek; hareket, gölgenin hareketi kadar sahipsiz kalıyor. Kaynak "cünbiş" kelimesini "çünbişin" diye diziyor, imlâ korundu.

  7. 7

    Her kişi bil meyline vâsıl olur

    Kimseye zulm eylemez ’ımız

    1Bil ki herkes meylettiği şeye ulaşır;

    2Yezdân'ımız kimseye zulmetmez.

    Şiirin ekseni bu beyit: varılan yer verilmiş değil, meyille seçilmiş sayılıyor. İkinci dize bunu bir adalet savunmasına çeviriyor — kimse hak etmediği yere düşmüyor. Üçüncü beyitte dünyaya meyletmeyenler böylece kendi sonuçlarının sahibi oluyor.

  8. 8

    Olmaya gönlünde gayrı zerrece

    Ger dilersen sen dahi sultânımız

    1Sultanımızı sen de dilersen,

    2gönlünde zerre kadar başkası olmasın.

    İki dize sırayla değil tersine okunuyor: şart ikinci dizede, sonuç birincide. Ölçü "zerrece" ile veriliyor, yani en küçük miktar bile fazla sayılıyor. "Gayrı" kelimesi ikinci beyitteki mâsivâ ile aynı işi görüyor, bu kez bir gönül şartı olarak.

  9. 9

    Her kelâmı Sâdık’ın olmuş dürüst

    Fehm eder irfân olan insânımız

    1Sâdık'ın her sözü doğru çıkmış;

    2irfan sahibi olan insanımız bunu anlar.

    Mahlas beyti sözün doğruluğunu kendi üstüne alıyor ama hükmü okura devrediyor: doğruluğu anlayacak kişinin "irfân olan" olması gerekiyor. Şiirin sonu böylece bir sınava dönüşüyor — anlaşılmadığında kusur sözde değil, okurda aranıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144610 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un "Bektaşî Şairleri ve Nefesleri" derlemesinin taranmış nüshasından geliyor ve şairin bölümündeki beşinci, yani son manzumesidir. Derlemenin bastığı sıra numarası ("— 5 —") dize değildir, metne alınmadı. Kaynağın iki dizgi bozukluğu korundu: dördüncü beyitte vezin "hayvânımız" isterken kaynak "hayvâmmız" diyor, altıncı beyitte "cünbişin" kelimesi "çünbişin" biçiminde ç ile yazılmış.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDem Bu Demdir Gel Taleb Kıl Vuslati
Dem bu demdir gel taleb kıl vuslati
Sâdık Abdal · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

burhân

kesin kanıt, delil

mâsivâ

Allah'tan gayrı olan her şey

riyâh

rüzgârlar (rîh'in çoğulu)

dakîk

öğütülmüş tahıl unu; deyimde un ufak etmek

yeksân

aynı seviyeye getirilmiş, dümdüz; deyimde toprağa karıştırılmış

sâye

gölge

hurûş

coşma, kaynayıp gürültü etme

Yezdân

Allah