Cûş eder deryâ-yı rahmet girye-bâr oldukça ben
İki beyit, kulun hâliyle ilahî tecelli arasında bir bağ kurar: ağlamak rahmet denizini coşturur, ateş saçmak celâl ateşini parlatır. İkinci beyitte konuşan kendi varlığını dünyaya yük sayıp aşk içinde izsiz kalmayı diler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Cûş eder deryâ-yı rahmet oldukça ben
Berk urur oldukça ben
1Ben gözyaşı döktükçe rahmet denizi coşar,
2ben ateş saçtıkça celâl ateşi şimşek gibi çakar.
- 2
Mahv olup aşkınla cismim olsun Hudâ
Minnet-i ne lâyık dehre bâr oldukça ben
1Allah'ım, bedenim aşkınla yok olup izsiz kalsın;
2ben dünyaya yük oldukça feleğe minnet etmek bana yakışmaz.
İlk dize dua, ikincisi gerekçedir: bedenin aşk içinde yok olup izsiz kalması istenir; çünkü konuşan dünyaya yük oldukça feleğe minnet etmeyi kendine yakıştırmaz. Az önce tecelliyi harekete geçiren ‘ben’, burada ortadan kalkmayı isteyen özneye dönüşür.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142902 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın kitap içindeki adı “Nağme-i Seher/Kafiye-i Nûn/Dokuzuncu Gazel”dir, künye matla mısraından kuruldu. Metne alınmayanlar: baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı ve “Diger nâ-tamâm” kaydı. Bu ikinci kayıt kitabın kendi işaretidir: gazel iki beyitte bırakılmış olarak basılmış; metinde kesik dize ya da nokta ile gösterilen boşluk yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla iki ilahî sıfatı karşı karşıya koyuyor: rahmet ile celâl. Şairin ağlaması birini, yanması ötekini harekete geçiriyor; kulun hâli tecellinin hangi yüzünün görüneceğini belirler hâle geliyor. “Oldukça ben” redifi her iki dizeyi de bir şart cümlesine çeviriyor ve özneyi sona atarak vurguyu “ben”de topluyor.