Cüz’î âram et dedi dildâra katlansam gerek
Konuşan kendisine biraz dinlen denmesine rağmen gelmeyen peri sevgiliye ve gam karanlığında doğması beklenen ay yüzlüye katlanır. Aşk kılıcı ve oku karşısında tedbir kalmaz. Bülbül gibi gül bahçesinde yüz yapraklı gül için feryat eder; önce yüz gösterip sonra dönen sevgilinin bozduğu kavuşma vaadinin yeniden ikrara dönüşmesini bekler. Ömer, aşk yaralarına alıştığını ve gamze oklarının göğsünü ne kadar yaralarsa yaralasın sevgiliye katlanacağını söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
et dedi dildâra katlansam gerek
Kendi gelmez ol katlansam gerek
1‘Biraz dinlen’ dedi; sevgiliye katlanmam gerek;
2Kendisi gelmez, o peri yürüyüşlüye katlanmam gerek.
- 2
Var ise serde sitârem zulmet-i gamda, komaz
Doğa şâyet deyu ol mehpâre katlansam gerek
1Başımda yıldızım varsa gam karanlığında bırakmaz;
2Belki doğar diye o ay yüzlüye katlanmam gerek.
“Serde sitârem” kişinin başındaki talih yıldızıdır; varsa gam zulmetinde bırakmayacağı umulur. Ay yüzlünün belki doğması göksel bekleyiş kurar, sevgilinin gelişi karanlığı delen fakat kesin olmayan doğuştur.
- 3
Her kimin ki kasdına ey dil ede
Ana hiç bir veçhile olmaz imiş tedbîr-i aşk
1Ey gönül, aşk kılıcı her kime kastederse;
2Ona aşkın hiçbir biçimde tedbiri olmazmış.
Aşk “şemşîr” olarak kime kastederse savunma imkânı kalmaz. “Hiçbir veçhile” tedbirsizliği bütün yönlere yayar; gönle verilen ders, aşk saldırısının insan planıyla geri çevrilemeyeceğidir.
- 4
Nâgehan irdi kazâdan câna zahm-i tîr-i aşk
ki yok bîçâre katlansam gerek
1Aşk okunun yarası ansızın kaderden cana ulaştı;
2İster istemez çaresizim; zavallı, katlanmam gerek.
Yara “nâgehan” gelir ve aşk okunun ucu cana kader yoluyla ulaşır; saldırı hem ani hem yazgısaldır. “Çâr nâçâr” çare ile çaresizliği sesçe yan yana koyar, katlanmayı özgür seçimden zorunluluğa çevirir.
- 5
içün gülzârı işim bitmede
Vasl-ı yâr ile bilesin hele seyrân etmede
1Bülbül gibi gül bahçesi için işim bitmekte;
2Sevgiliye kavuşarak birlikte gezintiye çıkmada [dizim açık].
Konuşan kendini “andelîb âsâ” gül bahçesine bağlı bülbül yapar; “işim bitmede” tükeniş bildirir. İkinci dizede vuslat, sevgili ve seyran bağları tam kapanmaz; kesin gezi hikâyesi eklenmeden birlikte dolaşma alanı korunur.
- 6
Bir içün feryâdım artıp gitmede
Hem dahi bunca belâ-yı kâra katlansam gerek
1Yüz yapraklı bir gül için feryadım artıp gidiyor;
2Bunca kara belaya da katlanmam gerek.
“Gül-i sadberk” yüz yapraklı, katmerli güldür; tek sevgili yoğun güzellik taşır. Feryadın artıp gitmesi zamanla büyüyen sesken “belâ-yı kâra” karanlık ve ağır belalar bütünüdür; konuşan ikisine de dayanır.
- 7
Gül gibi ol gonca evvel eyledi
Sonra yüz dönderdi bülbül veş işim zâr eyledi
1O gonca önce gül gibi yüzünü gösterdi;
2Sonra yüz çevirdi; bülbül gibi ağlayıp inlemek işim oldu.
Goncanın önce gül gibi “arz-ı dîdâr” etmesi açılma ve yüz gösterme hareketidir. Sonra yüz çevirmesi çiçeği kapanışa götürür, âşığın işini bülbül gibi zara dönüştürür; güzellik kısa görünür, ağıt sürer.
- 8
Va’de-i vasletmiş iken döndü inkâr eyledi
Tâ gelince rahm edüp ikrâra katlansam gerek
1Kavuşma sözü vermişken dönüp inkâr etti;
2Merhamet edip ikrara gelinceye dek katlanmam gerek.
Vuslat vaadi verilmişken inkâr edilmesi yalnız gecikme değil sözden dönmedir. Konuşan yine de nihai “ikrâr” ihtimalini bırakmaz; merhametin sevgiliyi kabul sözüne geri getireceği zamana kadar sabreder.
- 9
Şol kadar oldum Ömer aşk ile bir âsûde ben
Kılsalar bilmen serâpâ cismi zahm âlûde ben
1Ben aşkla o kadar huzurlu oldum, Ömer [mahlas dizimi açık];
2Bütün bedenimi yarayla doldursalar bilmem [dizim açık].
Birinci kişi “oldum” ve “ben” zinciri korunur; Ömer yüzeyi kesin bir “Ey Ömer” hitabına çevrilmez ve mahlasın dizimdeki bağı açık tutulur. Âsûdelik ile baştan ayağa yara dolu beden yan yana gelerek aşk huzurunu gerilimli kılar.
- 10
Gamzesi tîrine kıldım ben
Her ne denlü yâre ursa yâre katlansam ben
1Gamze okuna göğsümü pota yaptım;
2Ne kadar yara vurursa sevgiliye katlanırım.
Göğüs gamze oklarına “pûte”, yani maden eritilen dayanıklı kap olur; yara sınavı ısıyla birleşir. “Yâre” sözü yara ve sevgili seslerini yaklaştırır, her yeni darbenin sevgiliye katlanma kararını değiştirmediğini söyler.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.345 gövdesinde “Şol kadar oldum Ömer aşk ile bir âsûde ben” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n345-A5C94673B8D6. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.345, PDF 278; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Cüz’î âram et” öğüdü küçük bir dinlenme ister, fakat konuşan bunu sevgiliye katlanma göreviyle karşılar. Peri “reftâr”lı kişinin kendisinin gelmemesi, bekleyişin rahat değil yokluğa dayanma biçimi olduğunu gösterir.