Değme bir anduğumca yürek yeründe durmaz
Şiir gönlü elden çıkmış bir mal gibi anlatır: aşk gelip yağmalamış, sahibine geri vermemektedir. Sekiz beytin sekizi de üçüncü tekil olumsuz bir fiille kapanır, böylece her beyit bir imkânsızlık bildirir; sonunda iş ile temâşâ karşı karşıya konur ve iş tarafı büsbütün terk edilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
bir anduğumca yürek yeründe durmaz
Nice kim anı ananı gönlüm hiç karar almaz
1Onu her andığımda yürek yerinde durmaz
2Onu ananı andıkça gönlüm hiç durulmaz
- 2
Bana derler oturgıl bir yerde
Sebatum andan iste gönlümü bana vermez
1Bana derler: otur, bir yerde sebat et
2Sebatımı ondan iste; gönlümü bana vermiyor
Şiirin tek dışarıdan sesi burada: öğüt verenler onu bir yerde durmaya çağırıyor. Cevap yükümlülüğü devrediyor — sebat istenecek adres kendisi değil, gönlünü elinde tutan taraf. “Gönlümü bana vermez” gönlü el konmuş bir mülk yapıyor.
- 3
Işk denüz misâli mevci kapar gönlümü
Yüzbin tefekkür itdüm endişem ana irmez
1Aşk zaten deniz gibidir; dalgası gönlümü kapar
2Yüz bin kez düşündüm, düşüncem ona ulaşmıyor
Aşk girilen bir yer değil, kapan bir güç: özne dalga, nesne gönül. İkinci dize şiirin bilgi görüşünü kuruyor — yüz bin kez tekrarlanmış tefekkür yetmiyor. Buradaki “endişe” bugünkü kaygı değil düşünce demektir; okuru en çok yanıltan yer.
- 4
Sermayem gönül idi ışk erdi yağmaladı
Canumun derdi oldur görmeğe virmez
1Sermayem gönüldü; aşk gelip onu yağmaladı
2Canımın derdi odur; görmeye izin vermez
Beyit ticaret ve akın kelimelerini yan yana getiriyor: sermaye elde tutulan tek varlık, aşk onu yağmalayan güç. Aynı kelime şairin “Bakuben ne göresün” ilahisinde de geçer, ama orada elin boşalması istenen şeydir; burada uğranılan zarar.
- 5
Kime şikâyet idem kim koyup kime gidem
Yine ana varaym yüreğüm ayru varmaz
1Kime şikâyet edeyim, kimi bırakıp kime gideyim
2Yine ona varayım; yüreğim ayrı gitmez
İlk dize iki soruyu iç kafiyeyle bağlıyor (idem / gidem) ve şikâyetin muhatapsız kaldığını gösteriyor: davalı ile hâkim aynı kişi olduğu için üçüncü bir merci yok. İkinci dize kaynakta bir hece kısa; eksik görünen kelime tamamlanmadı.
- 6
Işk burcundan inerem zemaneye dönerem
Işkdan artuk pîşeyi dost bana revâ görmez
1Aşk burcundan inerim, zamana dönerim
2Dost bana aşktan başka bir iş uygun görmez
İlk dize inmeyi ve sıradan zamana dönmeyi bir imkân gibi öne sürüyor, ikinci dize aynı cümlede onu iptal ediyor: dost aşktan başka uğraşa izin vermiyor. “Burc” hem gök burcu hem kule demek; ikisi de yüksekten aşağı bir hareket düşündürüyor.
- 7
Garkoldum aşk mevcine denüz teferrücüne
Işkdan çıkmayan gönül ayruk kendüye gelmez
1Aşkın dalgasına, denizin seyrine gark oldum
2Aşktan çıkmayan gönül bir daha kendine gelmez
“Teferrüc” gezinti, seyre çıkma demektir ve boğulma sahnesinin tam ortasına yerleştirilmiş: deniz hem manzara hem ölüm. İkinci dize kendine gelmeyi şart olarak yazıyor — aşkta kalan gönlün ayılması beklenmiyor.
- 8
Said nider pîşeyi kaçan kor temâşâyı
Işkdan duyan ayruk pîşeye varmaz
1Said işi ne yapsın, temâşâyı nasıl bıraksın
2Aşktan temâşâ duyan bir daha işe dönmez
Mahlas beyti pîşe (iş) ile temâşâ (seyir) arasında seçim yapıp işi bırakıyor. Şiirin bütün beyitleri üçüncü tekil olumsuzla kapanmıştı — durmaz, almaz, vermez, irmez, görmez, gelmez — son dize de aynı kipe bağlanıyor: redif bir olumsuzluk kalıbıdır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144129 numaralı sürüm esas alındı; Ergun'un derlemesindeki birinci manzume. Kaynakta iki dize şiirin 7+7 düzenini tutmuyor: ikinci dize bir hece uzun, onuncu dize bir hece kısa. Ayrıca on üçüncü dize “aşk mevcine” yazarken metnin geri kalanı “ışk” diyor; ne ölçü ne imlâ düzeltildi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla zikri fizyolojik bir tepkiyle tanıtıyor: anmak, yüreği yerinden oynatan bir olay. İkinci dize “anmak” fiilini üç kez üst üste getiriyor ve bu sıkışma yüzünden cümlenin nesnesi belirsizleşiyor. Dize aynı zamanda şiirin düzeninden bir hece uzun.