Her dem bile danışub anı kandedir dirsin
Baştan sona ikinci tekil kişiye söylenmiş bir suçlama: sen uyuyorsun, sen kendini uyanık sanıyorsun. Şiir görmeyi gözden alıp aşka bağlar, sonra da uyuyan kişinin tanıklığını geçersiz kılar. Mahlas beytinde bile hitap değişmez; şair kendi adını, altı beyit boyunca okura yönelttiği ekle birlikte anar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Her dem bile danışub anı kandedir dirsin
Uyanuk sanma seni katı uyursun
1Her an onunla birlikte konuşup “o nerede” diye sorarsın
2Kendini uyanık sanma, çok derin bir uykudasın
- 2
sana çağırır bir bakgıl diyü
Bir kez dönüp bakmadan uyumazın sanırsın
1Gece gündüz sana “bir beri bak” diye çağırır
2Bir kez dönüp bakmadan uyumadığını sanırsın
“Dün gün” burada dün ve bugün değil, gece gündüz demektir; “dün” Eski Anadolu Türkçesinde geceyi karşılar. Çağrı kesintisiz, kusur ise sağırlık değil kendinden emin oluş: uyuyan kişi başını çevirmeyi hiç denemiyor.
- 3
Ana bakan kimsenün gözünde olmaz
Niçün gözün hicablı bunca yıldır bakarsın
1Ona bakan kimsenin gözünde perde olmaz
2Niçin bunca yıldır gözün perdeli bakıyorsun
Beyit iddiayı bir teşhis ölçütüne çeviriyor: perde varsa bakış gerçekleşmemiştir. Kıyas iki dizeye bölünmüş — kural önce konuyor, sonra muhatabın hâli karşısına getiriliyor. “Bunca yıldır” suçlamaya bir ömür süresi veriyor.
- 4
Gel açalım nazarı koyalum nengüârı
Anun içün görmedün ile bakarsın
1Gel bakışı açalım, “nengüâr”ı bir yana koyalım
2Onun için görmedin; şüpheyle bakıyorsun
Şiirde birinci çokluk kişinin göründüğü tek yer burası: “açalım, koyalum” diyen ses suçlayan taraftan çıkıp muhatabın yanına geçiyor. Bırakılması istenen “nengüâr” kaynakta bu biçimde dizili; “neng ü âr” okuyuşu doğrulanamadığı için çevrilmedi.
- 5
Işk ile aç gözünü doğru eyle özünü
Zinhar eğri dirilme çün doğruluk bilürsin
1Aşkla gözünü aç, özünü doğrult
2Aman eğri yaşama, çünkü doğruluğu biliyorsun
Şiirin ilk emir beyti; gözü açan şey bilgi değil aşk olarak gösteriliyor. İkinci dize konuyu görmekten davranışa taşıyor ve mazereti kapatıyor: doğruluğu bilmek varsayıldığı için eğrilik bilgisizlik değil tercih sayılıyor.
- 6
Kim yolu doğru vardı cümle düşman il oldu
Niçün dost eylemezsün çün düşmanın bilürsin
1Kim yolu doğru gittiyse bütün düşmanları barıştı
2Niçin dost edinmiyorsun, çünkü düşmanını biliyorsun
Buradaki “il” ülke değil, barışık, uzlaşmış demektir; doğru yürüyen kişinin düşmanı düşman kalmıyor. Beyit önceki beytin “çün … bilürsin” kalıbını tekrarlıyor: iki beyit üst üste muhatabı kendi bildiğiyle mahkûm ediyor.
- 7
Katı uykuda kişi düş görmek anun işi
Göre durduğun söyle niçe düşün söylersin
1Derin uykudaki kişinin işi düş görmektir
2Gördüğünü söyle; nasıl olur da düşünü anlatırsın
Matlaın uykusu geri dönüyor, ama artık bir sonucu var: uyuyanın anlattığı şey görüntü değil rüya. Böylece görme meselesi konuşma hakkı meselesine dönüşüyor; “göre durduğun söyle” buyruğu muhatabın sözünü aleyhine delil yapıyor.
- 8
Kimsenün yükün sen dost iline aşgıl
Said lik dutavarup dostu bulam sanursun
1Kimsenin yükünü çöz, sen dost iline aş
2Said, “lik dutavarup” dostu bulayım sanıyorsun
Son beyit iki emirle açılıyor ve “aşgıl” fiiliyle yolu bir sınır geçişi gibi gösteriyor. Şair adını andıktan sonra da ikinci tekil kişiden çıkmıyor; yedi beyit boyunca okura yönelttiği ekle kendini de suçluyor. “Lik dutavarup” ise çözülemedi.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144129 numaralı sürüm esas alındı; Ergun'un derlemesindeki ikinci manzume. Son beyitte “Said lik dutavarup” biçiminde dizilen ibare çözülemedi; “lîk” (lâkin) okunuşu doğrulanamadığı için ne düzeltildi ne de günümüz Türkçesi sütununda çevrildi. Yedinci beytin ilk dizesindeki “nengüâr” da kaynaktaki hâliyle bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla bir çelişkiyi yüze vuruyor: sürekli onunla konuşan biri aynı anda onun yerini soruyor. Şiirin redifi de burada kuruluyor — bütün beyitler ikinci tekil kişi ekiyle kapanacak (dirsin, uyursun, sanırsın), yani tekrar eden şey muhataptır.