DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Said Emre/Nagâh yağma eyledi ışk odu canumuzu
İlahi · 13.–14. yüzyıl

Nagâh yağma eyledi ışk odu canumuzu

On beyit boyunca her kafiye birinci çokluk iyelikle biter: canumuzu, nişanumuzu, dükkânumuzu, mekânumuzu. Şiir bir “biz” kurar ve bu bizin tanımlanmasına, ölçülmesine, adlandırılmasına tek tek karşı çıkar. Ticaret dilinden alınmış kelimelerle kurulan dükkân imgesi önce yıkılır, sonra kâr-zarar defteri büsbütün ortadan kaldırılır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    yağma eyledi ışk odu canumuzu

    Hiç kimse nitelükden virmez nişanumuzu

    1Aşk ateşi ansızın canımızı yağmaladı

    2Artık kimse niteliğe dayanıp nişanımızı veremez

    Şiirin redifi ilk beyitte belli oluyor: bütün kafiyeler birinci çokluk iyelik ekiyle bitecek, yani her beyit bir şeyi “bizim” diye sahiplenerek kapanacak. Bu topluluğun karşısında “nagâh” duruyor — olay ansızın ve seçilmeden gelmiş.

  2. 2

    Nice nişan vireler yoldan soralar

    Çün elden bırakdurdu dîn ü îmânumuzu

    1Nasıl nişan verecekler, hangi yoldan soracaklar

    2Çünkü din ve imanımızı elden bıraktırdı

    Soru kimliğin değil yöntemin sorusu: tarif edebilmek için önce sorulacak bir yol gerekiyor. İkinci dize şiirin en açık melâmet hamlesi. Sonraki beyitler bu hükmü geri almıyor, sınırlandırıyor: iddia bir inkâr değil, aracın ortadan kalkması.

  3. 3

    Ne îmâna bakdurur ne hud dine tapdurur

    Kendüyle bile dutar yıkdı dükkânumuzu

    1Ne imana baktırır ne de dine kulluk ettirir

    2Kendisiyle birlikte tutar; dükkânımızı yıktı

    Beyit önceki dizeyi açıklıyor: aşk dini başka bir nesneyle değiştirmiyor, âşığı kendisiyle birlikte tutuyor. “Tapmak” burada bugünkü anlamından çok hizmet etmek demektir. “Dükkân” şiirin iktisadî mecazını başlatıyor: benlik bir dükkândır.

  4. 4

    Verdi birlikden şarab kıldı dükkânı harab

    Cümlesini terkitdük ziyânumuzu

    1Birlikten şarap verdi, dükkânı harap etti

    2Kârımızı zararımızı, hepsini terk ettik

    Şarabın kaynağı belirtiliyor: “birlikden”, yani vahdetten sunuluyor — sarhoşluk duygusal değil öğretiye bağlı bir hâl. İkinci dize yıkılan dükkân imgesini tamamlıyor: kaldırılan şey kâr ile zararın dengesi değil, defterin kendisi.

  5. 5

    Ne var ne ziyan gelsün canuna kıyan

    Cümlesinden geçüben bulduk sultânumuzu

    1Ne kâr var ne zarar; canına kıyan gelsin

    2Hepsinden geçerek sultanımızı bulduk

    “Gelsün canuna kıyan” çağrısı şiiri bir rapordan davete çeviriyor ve bedeli ödülden önce söylüyor. İç kafiye ziyan / kıyan dizenin belini tutuyor. Sultana ulaşmak da “cümlesinden geçmek” şartına bağlanıyor.

  6. 6

    Çünki oldu bilelik kaldı nitelik

    Ayruluk söylemeğe komaz lisânumuzu

    1Birliktelik olunca nelik ve nitelik geride kaldı

    2Dilimiz ayrılık söylemeye elvermez

    “Nelik” mahiyet, “nitelik” vasıf demek; ikisi de medrese tanımının temel sorularıdır ve beyit ikisini birden geride bırakıyor. “Nitelük” matladan geri dönüyor. Ayrılığı söyleyemeyiş bir yasak değil bir yetersizlik: dil elvermiyor.

  7. 7

    Yüzbin lisancı gelür yüzbin can yolda kalur

    Yüzbin gözler göremez bizüm cevlânumuzu

    1Yüz bin dil bilen gelir, yüz bin can yolda kalır

    2Yüz bin göz bizim cevlânımızı göremez

    “Yüzbin” bir beyitte üç kez geçiyor; sayı gerçek bir nicelik değil, “kaç olursa olsun” demenin yolu. “Lisancı” yani tercüman, bir önceki beytin “lisân”ıyla eşleşiyor: söyleyemeyen dilin yerine geçmeye kalkan taraf tam da başarısız olan.

  8. 8

    Gözler nite göriser kimse nite iriser

    İki cihandan öte kurdı sayvanumuzu

    1Gözler nasıl görecek, kimse nasıl erişecek

    2Çadırımızı iki cihandan öte kurdu

    “-iser” eki Eski Anadolu Türkçesinin gelecek zamanıdır (göriser: görecek) ve on beşinci yüzyıldan sonra kullanımdan düşer; metnin eskiliğinin en güvenilir işaretlerinden biri. “Sayvan” çadır demek ve “bizi” iki âlemin ötesine yerleştiriyor.

  9. 9

    Görlüm imdi bu kândan ne biter bu ma’denden

    Ayrılmazuz birlikden bulduk mekânumuzu

    1Şimdi görelim bu ocaktan, bu madenden ne çıkar

    2Birlikten ayrılmayız, mekânımızı bulduk

    “Kân” ile “ma’den” aynı şeyi iki kez söylüyor; tekrar, kaynağın bereketini vurgulamanın yolu. Şiirin geleceğe döndüğü tek beyit burası. Kaynakta “görelim” beklenen kelime “Görlüm” biçiminde dizili; dizgi olduğu gibi bırakıldı.

  10. 10

    Said imdi yüri var çün bir oldu bu ikrar

    Hîç makamdan virmesün kimse nişanumuzu

    1Said, şimdi yürü git; çünkü bu ikrar bir oldu

    2Kimse hiçbir makamdan bizim nişanımızı vermesin

    Mahlas beyti matlaın kafiye kelimesini geri getirerek daireyi kapatıyor: şiir “kimse nişanumuzu veremez” diye açılmış, “kimse vermesin” diye bitiyor. “İkrar” yola girenin verdiği sözün, “makam” derecelerin adıdır; yasak geleneğin kendi terimlerine yöneliyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144129 numaralı sürüm esas alındı; Ergun'un derlemesindeki üçüncü manzume ve beş metnin en uzunu. Dokuzuncu beytin ilk dizesi kaynakta “Görlüm imdi bu kândan” biçiminde dizili; “görelim” beklenirdi, düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirZâhir bâtın bir gerek birlik eri hâlindeSaid Emre · İlahi

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

nagâh

ansızın, birdenbire

od

ateş

nitelük

nasıllık, vasıf

kangı

hangi

assı

kâr, kazanç

nelik

mahiyet, ne olduğu

cevlân

dolaşma, at üstünde tur atma

sayvan

gölgelik, çadır