Dertliyim Dermâna Geldim Yâ İlâhî Kapuña
Fahrî, dertlerine deva ve mahşerde bağışlanma arayarak ihtiyaçlarını ilâhî dergâha sunar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dertliyim dermâna geldim Yâ İlâhî kapuña
Lutf idüp eyle bu za‘îf bî-çâreñe
1Dertliyim, devaya geldim ey Allah'ım, kapına;
2lütfedip bu güçsüz çaresize yardım et.
- 2
Sen Kerîmsin hem Rahîmsin kullarıña Yâ İlâh
Dünye vü ‘ukbâda bizi mazhar it eltâfına
1Ey Allah'ım, kullarına karşı cömert ve merhametlisin;
2dünya ve ahirette bizi lütuflarına eriştir.
İkinci beyit isteği gerekçelendirmek için muhatabın adlarına başvurur: Kerîm ve Rahîm sıfatları anıldıktan sonra dilek, o sıfatların gereği gibi söylenir. Dünya ile ukbânın birlikte anılması lütfu tek bir hayata sığdırmaz.
- 3
Lutf idüp eyle kerem itme hacîl beyne’l-ümem
Mazhar eyle rûz-ı mahşerde bizi gufrânına
1Lütfedip cömert davran, topluluklar arasında utandırma;
2mahşer gününde bizi bağışlamana eriştir.
Burada korkulan şey ceza değil, topluluk önünde mahcup olmaktır; bağışlanma istemi utançtan korunma isteğiyle aynı cümlede yürür. Mazhar sözcüğü affı kulun kazandığı değil üzerine düşen bir şey olarak konumlandırır.
- 4
Hâlıkım sensin efendim gayra muhtâc eyleme
Zâhir u bâtında mazhar kıl bizi ihsânuña
1Yaratanım sensin efendim, başkasına muhtaç etme;
2dışta ve içte bizi ihsanına eriştir.
Yaratıcıyı tanımakla başkasına muhtaç olmamayı istemek aynı dizede birleşir; bağımsızlık burada kimseye değil, yalnız birine bağlı kalmak demektir. Zâhir u bâtın ikilisi ihsanın hem görünen hem görünmeyen yanı kapsamasını ister.
- 5
lutfına had yok dâ’imâ Rabbim senüñ
Lutf-ı ihsân eyle hergiz bu za‘îf nâ-çâreñe
1Rabbim, senin sayısız lütfunun hiçbir sınırı yoktur;
2bu güçsüz çaresize her zaman ihsan lütfet.
Lütfun sayısızlığı ile kulun güçsüzlüğü karşı karşıya konur; ölçüsüzlük burada korkutucu değil, güven verici bir nitelik olarak kullanılır. Hergiz sözcüğü isteği bir kereye değil, hiç kesilmemeye bağlar.
- 6
Bu siyeh-rû Fahrî-i nâ-çîzüñe eyle kerem
iderek geldi senüñ dergâhına
1Bu yüzü kara, değersiz Fahrî'ye cömert davran;
2ihtiyaçlarını sunarak senin dergâhına geldi.
Mahlas beyti açılıştaki kapıyı dergâha çevirir ve gelme eylemini tamamlar: dertli olarak varılan yere bu kez ihtiyaç listesi sunularak girilir. Siyeh-rû nitelemesi dileği zayıflatmaz, tersine dilekçenin gerekçesi yerine geçer.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf176-printed167-n141. Bu görüntü aralığında 141 numarasıyla başlayan kayıt, sonraki numaraya kadar tam 12 dizedir; basılı ölçü satırı aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey ‘âşık-ı sâdıklar yalvaralım AllâhaMehmed Fahrî-i Sünbülî · İlahi→
Şiir bir hastanın hekim kapısına varışı gibi açılır: dert ile derman aynı dizede, biri sebep öteki varış olarak durur. Kapı imgesi daha ilk sözde mekân kurar ve şiirin sonundaki dergâhı önceden hazırlar.