Dest-i Yâr
Sevgilinin eli alında ışıklı bir çiçek açtırır, kalbin üstünde ruhun mezarına konan güvercine dönüşür. Son üçlüklerde küçük el tutulup öpülür ve ayın inci dudağına kadar büyüyen bir temas imgesi kurulur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-i pür zılalim üstünde
Titreyince senin elin ey yâr,
Âsümân-ı hayâlim üstünde
Açılır bir !
1Gölgeyle dolu alnımın üstünde
2senin elin titreyince ey yâr,
3hayalimin göğünde
4ışıklı bir çiçek açılır.
- 2
Kalbimin üstüne tebessümle
Elini va'z edince sen câna,
-i rûhuma terahhümle
Bir gelir konar gûyâ!
1Kalbimin üstüne gülümseyerek
2elini koyduğunda ey can,
3ruhumun mezarına acıyarak
4bir güvercin gelip konar sanki.
İkinci dörtlük aynı yapıyı tekrarlıyor ama yer değişiyor: alın yerine kalp. Ruhun bir mezara benzetilmesi, tesellinin ne kadar geç geldiğini söylüyor. Güvercinin “terahhümle” — acıyarak — konması, dokunuşu bir merhamet edimi yapıyor.
- 3
Neler eyler bana, neler ihsâs
O küçük -i hârikulâde
Ki tutar da zaman zaman öperim!
1Neler yapar bana, neler duyurur
2o küçük olağanüstü el —
3ki tutup zaman zaman öperim.
Şiirin en somut dizesi burada: tutup öpmek. İki dörtlük boyunca el bir güç olarak anlatılmıştı; üçlükte bir nesneye, tutulabilen bir şeye dönüşüyor. “Küçük” sıfatı bütün o gücü ölçekle çelişkiye sokuyor.
- 4
Destine leblerim edince temâs
Sanırım, tâ semâya gitmiş de
Leb-i -i mâhı bûs ederim!
1Dudaklarım eline değince
2sanırım tâ semaya gitmiş de
3ayın inci dudağını öpüyorum.
Dudakların ele değmesi, konuşanda göğe çıkıp ayın inci dudağını öpme duygusu uyandırır. Şiir en küçük fiziksel teması büyük bir gök görüntüsüne bağlayarak kapanır; bu hareket şairin bütün tekniğine genellenmez.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 162663 numaralı sürüm esas alındı. Dergi sayfasının başlık ve imza satırı metne dâhil edilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hâl-i bîreng-i ihtizârındaCenab Şahabeddin · Sone→
Dokunma bir dış olay, sonucu bir iç olay: alna değen el, hayalin göğünde çiçek açtırıyor. “Cebhe-i pür zılâl” — gölge dolu alın — kederi bir yüzey olarak tarif ediyor; el o yüzeye ışık düşürüyor.