Gönlüm Sana Yöneldi Hasan
Hasan adlı sevgiliye yönelen şiir, onun yüzünü ilaç ve lütuf kapısı sayarken siyah kirpiklerin açtığı yarayı anlatır; güzelliğe güvenmemesi ve âşığın ahından sakınması için öğüt verir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dil sana meyletti cânâ dehre sultânım Hasan
Şevk-ı rûyinle hayâlin oldu mihmânım Hasan
1Ey sevgili Hasan, gönlüm sana yöneldi; sen dünyaya sultanımsın.
2Yüzünün coşkusuyla hayalin konuğum oldu, Hasan.
- 2
Rûz-ü şeb âh ü enîn ile vücûdum yâredir
Merhem-i vaslınla sar zahmıma Lokmânım Hasan
1Gece gündüz ah edip inlediğim için bedenim yaralıdır.
2Kavuşma merheminle yaramı sar, ey Lokman’ım Hasan.
Gece gündüz süren ah ve inilti bedeni yaralı hâle getirir. Hasan’ın kavuşması merhem, kendisi de şifa bilgisiyle tanınan Lokman sayılır; böylece yaranın tek tedavisi onu açan sevgiliden beklenir.
- 3
Sînemiz oldu ol siyeh ile
Rûy-i dil göster efendim cûd ile ihsân ile
1Göğsümüz o siyah kirpiklerle yüz parçaya ayrıldı.
2Efendim, cömertlik ve iyilikle gönül yüzünü göster.
Siyah kirpikler göğsü yüz parçaya bölen kesici araçlardır. Buna karşı istenen “gönül yüzü”, sevgilinin cömertlik ve ihsanla içten bir yakınlık göstermesidir; dış güzelliğin yarası iç lütufla sarılmalıdır.
- 4
Eşiğinde çâkerin veş bağladım bel cânile
Bâb-ı lûtfun yasdanan var ahd ü peymânım Hasan
1Eşiğinde kulun gibi canımla bel bağladım.
2Lütuf kapına yaslanan için sözüm ve yeminim sensin, Hasan.
Şair kendini sevgilinin eşiğinde bel bağlamış bir kul olarak tanımlar. Lütuf kapısına yaslanmak korunma umududur; ahit ve yemin sözü, bu hizmetin geçici heves değil canla üstlenilmiş sadakat olduğunu bildirir.
- 5
Gırre olma hüsnüne görme ikende sen seni
Hatt-ı rûyin gelmeden âguşa çektirsen seni
1Güzelliğine aldanıp kendini olduğundan başka görme.
2Yüzündeki tüyler gelmeden seni kucaklat.
Güzelliğe aldanmama öğüdü, gençliğin geçiciliğini hatırlatır. Yüzdeki tüyler çıkmadan kucaklaşma çağrısı, zamanın güzelliği değiştireceğini söylerken sevgiliyi bugünkü yakınlık fırsatını kaçırmaması için uyarır.
- 6
Bâğ-ı hüsnün bâğbânı eylemişken ben seni
Bu garîbin reddedüp ağlatma cânânım Hasan
1Seni güzellik bağının bahçıvanı yapmışken,
2Bu garibi reddedip ağlatma, sevgilim Hasan.
Sevgili güzellik bahçesinin bahçıvanı yapılarak hem güzelliğin sahibi hem onu geliştiren kişi olur. Şair bu ayrıcalığı kendisinin verdiğini söyleyip reddedilmenin ve ağlatılmanın haksızlığını öne çıkarır.
- 7
Bu Ömer’in pendini dinle güzeller serveri
Nâr-ı aşkın def’i yoktur kül ederdim mermeri
1Bu Ömer’in öğüdünü dinle, ey güzellerin önderi.
2Aşk ateşin giderilemez; mermeri bile kül ederdi.
Mahlasla sunulan öğüt, Hasan’ı güzellerin önderi diye överken aşk ateşinin söndürülemeyeceğini bildirir. Mermeri kül edecek güçteki ateş, âşığın kırılgan bedeninden daha sert varlıkları bile yok edebilir.
- 8
Kıl hazer sûz-i derûnum kıla te’sîr ey peri
Seni iflâh etmez ey meh âh ü efgânım Hasan
1Ey peri, içimdeki yangının etkisinden sakın.
2Ey ay yüzlü Hasan, ahım ve feryadım seni iflah etmez.
İç yangının sevgiliye de etki edebileceği söylenerek roller ters çevrilir. Şimdiye kadar yaralanan âşıkken, son beyitte ah ve feryat Hasan için tehlike olur; merhametsizliğin sonuçsuz kalmayacağı uyarısı verilir.
Metnin kaynağı
Basılı gövdedeki görünür Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 13. dize “Bu Ömer’in pendini dinle güzeller serveri”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 445 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Hasan’a hem sevgili hem dünya sultanı diye seslenilmesi, gönlün yönelişini bağlılık yemini gibi kurar. Yüzün uyandırdığı coşku hayali iç dünyaya konuk eder; uzaktaki kişi zihinde sürekli bulunan bir misafire dönüşür.