Gider Ol Dürr-i Deryâ-yı Melâhat Bezm-i Ağyâra
Râmî Paşa-zâde'ye nazire olarak kurulan gazel, güzellik denizinin incisini rakip meclisine gönderir; sövgüyü acı ilaç, feryadı neşter ve sevgilinin yüz yazısını ayrılık-kavuşma tartışmasının nüshası yapar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gider ol bezm-i ağyâra
Salup ‘uşşâk-ı dîrîn âşinâsın bahr-i efkâra
1Güzellik denizinin o incisi rakiplerin meclisine gider;
2eski âşık dostunu düşünceler denizine bırakır.
- 2
Meded kand-i lebin âlûde-i terkîb-i it
Devâ-yı telhin efzûndur tabîbim lutfı bîmâra
1Yetiş; şeker dudağını sövgü karışımıyla bulaştır;
2Ey tabibim, acı ilacının hastaya lütfu daha fazladır.
İkinci beyit hekim-hasta ilişkisini kurar ve şaşırtıcı bir şey ister: iltifat değil sövgü. Şeker dudağın acı bir karışımla bulaştırılması istenir, çünkü ilacın faydası tadına göre değil etkisine göre ölçülür. Sevgiliye “tabîbim” diye seslenilmesi, ağır sözü bile bir tedavi işlemi saymayı mümkün kılar.
- 3
-veş ihrâc eylemek kâbildi ağyârı
Tokunsa -i feryâdımız nabz-ı dil-i yâre
1Rakipleri bozuk kan gibi dışarı atmak mümkün olurdu,
2feryadımızın neşteri sevgilinin gönül nabzına dokunsa.
Üçüncü beyit tıbbı bir adım ileri götürür: rakipler artık kişi değil, bedendeki bozuk kandır. Onları çıkaracak alet de kılıç değil “nîşter”, yani kan alma bıçağıdır ve o bıçak âşığın feryadıdır. Ama beyit bunu gerçekleşmiş saymaz; şart kipi, feryadın sevgilinin nabzına henüz dokunmadığını söyler.
- 4
Güzel hal eylemişdir bahs-i fasl-ı vaslı ‘uşşâka
Bu şeb dikkatle bakdım nüsha-i hatt-ı ruh-ı yâre
1Sevgilinin yüzündeki yazı, ayrılık ve kavuşma tartışmasını âşıklar için güzel çözmüş;
2bu gece sevgilinin yanak yazısı nüshasına dikkatle baktım.
Dördüncü beyit tartışmayı yüze taşır: ayrılık ile kavuşma arasındaki hüküm sözle değil, yanaktaki hat okunarak verilmiştir. “Nüsha” sözü yüzü elle çoğaltılmış bir kitap gibi gösterir; “bu şeb dikkatle bakdım” ise okumanın bir anlık bakış değil, gece boyu süren bir inceleme olduğunu bildirir.
- 5
Ne mümkin Hazret-i Re‘fet Bege ey Râsim
-i nâzın cünbüşi geldikce reftâra
1Ey Râsim, Hazret-i Re‘fet Beg'e nazire söylemek nasıl mümkün olsun,
2naz kaleminin atı yürüyüşe geçtikçe.
Beşinci beyit nazire ilişkisini açıkça söyler ve yenilgiyi baştan kabul eder. Sebep de bir hüner karşılaştırması değil, hareketin kendisidir: karşı şairin kalemi ata benzetilir ve o at yürüyüşe geçtiğinde yetişmek mümkün olmaz. Kalemin yazı yazması böylece bir yarış sahnesine dönüşür.
- 6
Veliyy-i mülk-i dâniş mîr-i mîrân-ı hüner-mendân
Füzûn itsün Hudâ ikbâl-ile ‘ömrini hem-vâra
1O, bilgi ülkesinin yöneticisi ve hüner sahiplerinin seçkin beyidir;
2Allah ömrünü her zaman talih ve yükselişle artırsın.
Kapanış beyti övgüyü unvan diliyle bağlar: karşı şair bilgi ülkesinin sahibi ve hüner sahiplerinin beylerbeyi sayılır; iki tamlama da yönetim sözlüğünden gelir ve ustalığı bir mevki gibi kurar. Son dize bunu duaya çevirir ve istenen şey servet değil, ömrün ikballe birlikte uzamasıdır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:g29-pdf205-206. Ana açık edisyon G29'i basılı s.192–193/PDF 205–206'de tam gövde, basılı kalıp adı ve G30/PDF 206 sınırıyla verir. Başlıktaki Nazîre-i Râmî Paşa-zâde korunmuştur; Râsim şair, Re‘fet Beg övülen muhataptır. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hâcı Muhammed Ağa bâ-ittifâk-ârâEğrikapılı Mehmed Râsim · Tarih→
Matla tek bir denizi ikiye böler: sevgili güzellik denizinin incisidir, geride kalan âşık ise düşünceler denizine bırakılır. Biri değerli bir cismi barındıran su, öteki içinde kaybolunan sudur. “Âşinâ” sözü hem tanıdık hem yüzme bilen anlamını taşıdığı için terk edilen kişi tam da yüzmeyi bilen kişidir.