DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Eğrikapılı Mehmed Râsim/Târîh-i Bezzâzistânî Dellâl-zâde
Tarih · 18. yüzyıl

Târîh-i Bezzâzistânî Dellâl-zâde

Hacı Muhammed Ağa'nın ölümünü dokuz beyitte kaydeden tarih, ticaret bilgisini ve güvenilirliğini över; ecel pençesi ve ölüm kâsesi imgelerinden bağışlanma, gölge, Kevser ve Firdevs dualarına ilerler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Hâcı Muhammed Ağa bâ-ittifâk-ârâ

    Sıdk u hulûsa zâtı olmuşdı

    1Hacı Muhammed Ağa, herkesin birleştiği görüşe göre seçkin biriydi;

    2onun kişiliği doğruluk ve içtenlik için güvenli bir yerdi.

    Açılış övgüyü bir mutabakata dayandırıyor: “bâ-ittifâk”, yani herkesin birleştiği görüş. İkinci dize kişiliği bir mekâna çeviriyor — doğruluk ile içtenliğin sığındığı güvenli yer. Ahlaki nitelikler böylece taşınan bir sıfat değil, başkalarının barındığı bir yapı gibi anlatılıyor.

  2. 2

    Hakkâ ki olmuş idi muhtâr-ı ehl-i dâniş

    Emr-i ticâret içre ma‘lûmı idi her fen

    1Doğrusu bilgi sahiplerinin seçtiği kişiydi;

    2ticaret işinde her yöntemi bilirdi.

    İkinci beyit iki farklı yetkinliği bitiştiriyor: bilgi ehlinin seçtiği kişi olmak ve ticaretin her yöntemini bilmek. Biri onay, öteki beceri. Bir çarşı tüccarı için düzenlenen bu tarihte ilim ile ticaretin aynı beyitte anılması, övgünün hangi çevreye seslendiğini gösteriyor.

  3. 3

    salınca bir pençe nâ-gehânî

    Tâb-âver olmadı hiç te'sîs-i bünye-i ten

    1Ecel aslanı ansızın bir pençe indirince,

    2beden yapısının kuruluşu hiç dayanamadı.

    Üçüncü beyit ölümü bir hayvan saldırısına çeviriyor: ecel aslanı pençe indiriyor ve “nâ-gehânî” sözü hazırlıksızlığı taşıyor. İkinci dize bedeni bir yapı gibi anıyor, kuruluşundan söz ediyor ve dayanamadığını söylüyor; canlı beden bir anda çöken bir bina oluyor.

  4. 4

    Bir ‘âdet-i kadîme zehrin

    Sundı aña da âhir ol kâse-i siyehden

    1Ölüm sakisi, eski bir gelenek uyarınca zehrini

    2sonunda ona da o kara kâseden sundu.

    Dördüncü beyit ölümü ikinci kez, bu kez bir meclis sahnesiyle anlatıyor: ölüm sakisi zehri sunuyor. “‘Âdet-i kadîme” sözü bunu tek kişilik bir talihsizlikten çıkarıp herkese uygulanan eski bir törene çeviriyor. Kâsenin kara olması da meclis mecazının içindeki tek renk.

  5. 5

    Çün emr-i irci‘îye cân üzre idi başı

    Hubb-ı sivâ-yı Mevlâ olmadı aña reh-zen

    1Canı 'dön' buyruğuna baş eğmiş olduğundan,

    2Allah dışındaki şeylerin sevgisi onun yolunu kesmedi.

    Beşinci beyit ölümü bir itaat olarak okuyor: “irci‘î” buyruğuna baş eğmek. İkinci dize bunu yol emniyeti anlatısına bağlıyor; dünyaya duyulan sevgi yol kesen bir eşkıya sayılıyor ve ölen kişinin yolunu kesmediği söyleniyor. Ölüm bir baskın değil, kesintisiz bir yolculuk oluyor.

  6. 6

    Eyle be-hâk-pâ-yı fahr-i rusül haşirde

    ‘Avf u keremle handân yâ ze'l-‘atâ'i ve'l-men

    1Ey bağış ve nimet sahibi, mahşerde onu peygamberler övüncünün ayak toprağı hakkı için

    2bağışlama ve cömertlikle sevindir.

    Altıncı beyit duaya geçiyor ve aracı olarak bir toprak gösteriyor: peygamberin ayağının toprağı. Bağış isteği doğrudan değil, bu aracılık üzerinden kuruluyor. İkinci dize Allah'a iki sıfatla sesleniyor ve ikisi de vermeye ilişkin; hitap ile talep birbirini tutuyor.

  7. 7

    Zıll-i sa‘âdet-i ‘arş altında kıl

    Ehl-i hatâ-yı mahşer zâr u figân iderken

    1Onu arşın saadet gölgesi altında gölgelenenlerden kıl;

    2mahşerin günahkârları ağlayıp inlerken.

    Yedinci beyit mahşeri iki bölgeye ayırıyor: gölge ile ağlayış. İstenen şey arşın gölgesi altında yer bulmak, yani sıcaktan değil hesaptan korunmak. İkinci dize aynı anda inleyenleri anıyor; dua, bağışlanmayı başkalarının hâliyle karşılaştırarak istiyor.

  8. 8

    Ser-şâr-ı itdir lutf eyle cennet içre

    Dest-i sa‘âdet-ile yâ Rab habîbiñe sen

    1Cennet içinde lütfet, onu Kevser'le dopdolu kıldır,

    2ey Rabbim, sevgiline kutlu eliyle.

    Sekizinci beyit isteği cennetin içine taşıyor ve doyuma bağlıyor: Kevser'le dopdolu olmak. İkinci dize sunacak olanı belirtiyor, yani peygamberin kutlu elini. Dua böylece zincirleniyor — bağış, gölge, sonra bir elden içmek — ve her basamakta aracı yeniden anılıyor.

  9. 9

    Târîh-i cevher-ile ahbâbı oldı dâ‘î

    Hâcı Muhammed Ağa firdevsi bula mesken

    1Dostları cevherli bir tarihle dua etti:

    2Hacı Muhammed Ağa Firdevs'i yurt bulsun.

    Makta duayı topluluğa mal ediyor: dostlar dua ediyor. “Târîh-i cevher” sözü, tarihin hangi yöntemle düşürüldüğünü de adlandırıyor. Son dize kısa ve dilekli; adı ile istenen yeri yan yana koyarak manzumeyi tek cümlelik bir temenniyle bitiriyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:t80-pdf180-181. Ana açık edisyon T80'i basılı s.167–168/PDF 180–181'de tam gövde, basılı ölçü satırı ve T81/PDF 181 sınırıyla verir. Ana okuma ve sıra korundu. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHâller Kim Rûyına Nûr-ı Siyehdir Her Biri
Hâller kim rûyına nûr-ı siyehdir her biri
Eğrikapılı Mehmed Râsim · Kıt‘a ber-Vech-i Tanzîr

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

sıdk u hulûs

Doğruluk ve içtenlik

cây-ı me'men

Güvenli yer

şîr-i ecel

Aslana benzetilen ölüm

sâkî-i mevt

Ölüm içkisini sunan saki

irci‘î

Dön; ilahî dönüş buyruğu

müstezıll

Gölgelenen, sığınan

Kevser

İslam inancında cennetteki ırmak

Firdevs

Cennetin yüksek derecesi