DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Yolunda Sular Gibi Akmak Neden?
Şiir · 17. yüzyıl

Yolunda Sular Gibi Akmak Neden?

Şiir, sevgilinin eski yakınlık vaatleriyle bugünkü merhametsizliğini karşılaştırır; aşk zinciri, kıvılcım ve meclis imgeleri üzerinden verilen öpücüğün başa kakılmasına ve gönlün yıkılmasına sitem eder.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Dilberâ yolunda ben sular gibi akmak neden

    Sen neye yâr olmadın yadlar gibi bakmak neden

    1Ey sevgili, yolunda sular gibi akmam neden?

    2Sen bana yâr olmadın; yabancılar gibi bakman neden?

    Sevgili yolunda su gibi akmak, âşığın sürekli ve engellenemez yönelişidir. Buna karşı sevgilinin yabancı gibi bakması, hareket eden bağlılıkla donuk mesafe arasındaki sitemi ilk beyitte kurar.

  2. 2

    Çünkü ben dîvâne mecnûn olduğum fehmetmedin

    Bîsebeb zencîr-i aşkı boynuma takmak neden

    1Benim çılgın bir Mecnun olduğumu anlamadın.

    2Sebepsiz yere aşk zincirini boynuma takman neden?

    Şair kendini Mecnun diye tanımlayarak aşkının ölçüsüzlüğünü sevgilinin bilmesi gerektiğini söyler. Boyna takılan zincir, deliliği bağlayan araçtır; fakat bunun sebepsiz yapılması cezayı haksızlaştırır.

  3. 3

    Dün gece gamhâneye ağyârı teklif eyledim

    Cevr ü kahrından biraz yandım yakıldım neyledim

    1Dün gece rakibi gam evine çağırdım.

    2Eziyetin ve kahrınla biraz yandım; ne yaptım?

    Rakibin gam evine çağrılması şaşırtıcı bir meclis kurar. Şair, sevgilinin eziyetiyle yanmış olduğunu kabul ederken “ne yaptım” sorusuyla bu davranışın suç mu, çaresizlik mi olduğunu tartışmaya açar.

  4. 4

    Bir çakım olduğum bilmezlik ile söyledim

    Merhametsiz âteş-i tâbı verüp çakmak neden

    1Bilmeden, bir çakımlık kav olduğumu söyledim.

    2Merhametsizce parlak ateşi verip çakmak neden?

    Kav, tek kıvılcımla tutuşacak hazır maddedir; âşık kendi yanıcılığını bilmeden söylemiştir. Sevgilinin parlak ateşi verip çakması, bu kırılganlığı merhametsizce gerçek yangına çevirmesidir.

  5. 5

    Aşk delildir irişür elbet behakk-ı

    Dil visâlin ka’rına bir gün misâl-i

    1Aşk delildir; ölümsüz Hak adına elbette ulaşır.

    2Gönül bir gün örümcek gibi kavuşmanın derinliğine iner.

    Aşk, hedefe ulaştıran bir delil ve ölümsüz Hak adına güvenilen yol gösterici sayılır. Gönlün örümcek gibi kavuşmanın derinliğine inmesi, ince fakat ısrarlı hareketle ulaşma umudunu anlatır.

  6. 6

    Bezme geldikte edersin goncalar gibi sükût

    Meclis-i hâr içre bülbüller gibi şakmak neden

    1Meclise gelince goncalar gibi susarsın.

    2Diken meclisinde bülbüller gibi ötmek neden?

    Sevgili mecliste gonca gibi kapalı ve suskundur; buna rağmen dikenler arasında bülbül gibi ötmesi sorgulanır. Sessizlik ve ses imgeleri, davranışın bulunduğu çevreye göre değişmesindeki tutarsızlığı açığa çıkarır.

  7. 7

    Yâr-ı sâdık olmağa ister dilerdin bendene

    Sarılalım bir gece tenhâca derdin bendene

    1Bu kuluna sadık bir sevgili olmak istediğini söylerdin.

    2Bir gece yalnızca sarılalım, derdin bana.

    Geçmişte sadık yâr olma ve yalnızca sarılma sözü veren sevgili, yakınlığı kendi diliyle vaat etmiştir. Bu hatırlatma, bugünkü uzaklığın yeni bir karar olduğunu ve eski sözle çeliştiğini kanıtlar.

  8. 8

    Sadhezâran nâz ile bir verdin bendene

    Gel yine al bûseni başımıza kakmak neden

    1Yüz bin nazla bana bir öpücük verdin.

    2Gel yine öpücüğünü al; onu başıma kakmak neden?

    Yüz bin nazla verilen tek öpücüğün sonradan başa kakılması, küçük bağışın büyük borca dönüştürülmesidir. Şair öpücüğü geri almasını söyleyerek sevginin hesap ve minnet aracına çevrilmesini reddeder.

  9. 9

    Nûş edüp Âşık Ömer geldin ezel peymânesin

    Görüp eylemez câm-ı lebin mestânesin

    1Ey Âşık Ömer, ezel kadehini içip geldin.

    2Dudak kadehinin sarhoşunu görüp görmezden gelmez.

    Mahlas beyti aşkın ezel kadehinden içilmiş olduğunu bildirir; bağlılık sonradan edinilmiş değildir. Dudak kadehinin sarhoşunu görmezden gelememesi, sevgilinin âşığın hâlini tanıma sorumluluğunu vurgular.

  10. 10

    Çünkü âbâd eylemezsin bu gönül kâşânesin

    Yâ bizi berbâd edüp âteşlere yakmak neden

    1Bu gönül köşkünü onarmayacaksan,

    2Bizi yıkıp ateşlere yakmak neden?

    Gönül bir köşk gibi sevgilinin onarımını bekler. Onu mamur etmeyecekse yıkıp ateşe atmasının nedeni sorulur; şiir böylece karşılık veremeyen sevgiliyi en azından gereksiz yıkımdan vazgeçmeye çağırır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı gövdedeki görünür Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 17. dize “Nûş edüp Âşık Ömer geldin ezel peymânesin”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 449 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDili bülbül, yanakları gül
Dili bülbül ruhleri gül
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

gamhâne

Gam evi, kederli yer.

kav

Kıvılcımla kolayca tutuşan madde.

Lâyemût

Ölmeyen; Tanrı.

ankebût

Örümcek.

iğmâz

Görmezden gelme.

bûse

Öpücük.