Dilüm Kanlar Yutar Kanlar Döker Göz Kâna Müstağrak
Kan, su, çiy ve deniz imgelerini “kande ben kande” sorusuyla yineleyen gazel, aşk acısının benliği kendisine yabancılaştırmasını işler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dilüm kanlar yutar kanlar döker göz kâna
Bu demlerde ‘aceb şol cân kande ben kande
1Dilim kanlar yutar, gözüm kanlar döker; kana batmışım;
2bu günlerde o şaşkın can nerede, ben nerede?
- 2
O ile âlûde ben hakkı
Gözümden kanlar akıtdum ya şebnem kande ben kande
1O kızıl gülle lekelenmişim; Âl-i Abâ hakkı için,
2gözümden kanlar akıttım; çiy nerede, ben nerede?
İkinci beyit kızıl gülle lekelenmeyi Âl-i abâ hakkı için edilen bir yemine bağlar. Gözden akan kanla “şebnem”in yan yana konması, çiy tanesini bu ölçek karşısında gülünç kalacak kadar küçük bir karşılaştırma birimine indirger.
- 3
Demüm dâğum gama hem-dem hem âb akıduram hem dem
Gamuñ yoklar beni dem dem de dem kande ben kande
1Nefesim ve yaram gama yoldaştır; hem su hem kan akıtırım;
2gamın beni anbean yoklar; söyle: dem nerede, ben nerede?
Üçüncü beyit “dem” sözcüğünü kan, nefes ve an anlamlarıyla arka arkaya çalar; “dem dem de dem” dizisi gamın aralıksız yoklamasını ritmin kendisinde duyurur. Görseldeki okuma “de dem”dir: emir kipindeki “de” ses zincirini sürdürür, bir baba figürü kurmaz.
- 4
Gözüm âgıştedür hûn ben şehîd-i ‘aşk
Baña âdem dinür mi gayrı âdem kande ben kande
1Göz bebeklerim kana bulanmıştır; ben aşk şehidiyim;
2bana insan denir mi; başka insanlar nerede, ben nerede?
Dördüncü beyitte göz bebekleri kana bulanmıştır ve konuşan kendini aşk şehidi ilan eder. Ardından gelen “baña âdem dinür mi” sorusu insanlık sıfatını tartışmaya açar; redif burada mekân sorusu olmaktan çıkıp bir aidiyet sorusuna dönüşür.
- 5
Egerçi ‘âlem-i âb içreyüm yemm hûna
Bu var iken bende ‘âlem kande ben kande
1Gerçi su âleminin içindeyim, deniz gibi kana batmışım;
2bende bu çalkantı varken dünya nerede, ben nerede?
Makta su âlemiyle kan denizini üst üste bindirir: konuşan hem suyun içindedir hem “yemm”in kanına batmıştır. “Talġunluk” sözü bu çelişkiyi bedende süren bir çalkantıya bağlar ve dünyanın nerede kaldığını sormakla şiiri kapatır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e7912dc2-9d1e-4325-af4a-c55ffa865ab5:g168-pdf304-305-printed296-297. Elbir neşrinde G168, basılı s. 296-297/PDF 304-305; 10 dize, basılı ölçü kalıbının adı ve G168 numarası-incipit-5 beyit-Kânî mahlası-sonraki numaralı başlık ile tam sınır görselden sabittir. Basılı metin “de dem” ve “talġunluk” biçimlerini verir. Profildeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Düşer dil âsitân-ı dilbere meyhâneden soñraKânî · Gazel→
Matlada dil kan yutarken göz kan döker; aynı acı bedenin iki ayrı organında biri içe biri dışa doğru işler. “Müstağrak” sözü bakışı kana batmış bir hâle çevirir ve redifin ilk “kande ben kande” sorusu, şaşkın canı konuşanın kendisinden ayırır.