DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kânî/Düşer Dil Âsitân-ı Dilbere Meyhâneden Soñra
Gazel · 18. yüzyıl

Düşer Dil Âsitân-ı Dilbere Meyhâneden Soñra

Meyhaneden sevgilinin eşiğine düşen gönül, rüya kadehindeki öpücükten âlemde huzur bulunmayışına uzanan beş beyitlik bir arayış kurar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Düşer dil -ı dilbere meyhâneden soñra

    İder bir ammâ neden soñra

    1Gönül meyhaneden sonra sevgilinin eşiğine düşer;

    2ama bir İskender secdesini ancak ne kadar gecikmeden sonra eder?

    Matla iki mekânı tek hareketle bağlar: meyhaneden çıkılır, sevgilinin âsitânına düşülür. Düşmek fiili hem sarhoşun ayakta duramamasını hem secdeyi taşır. “Ammâ neden soñra” kaydı ise bu secdeyi kutlamaz, gecikmesini sorgular; redif baştan bir sitem tonu kurar.

  2. 2

    Der-âgûş eyleyüp kokdum yanağın içre

    Didi rahm eyleyüp nûş it lebüm ammâ neden soñra

    1Rüya kadehinin içinde yanağını kucaklayıp kokladım;

    2merhamet edip ‘Dudağımdan iç’ dedi, ama ne kadar sonra?

    Yakınlık burada uyanık dünyada değil, câm-ı hâb içinde yaşanır: kucaklama ve koklama rüyaya sıkışır. Sevgilinin “nûş it lebüm” izni de rüyada verilir. Redifin sorusu bu kez izne düşer; merhamet gelmiştir ama ancak bütün özlem tükendikten sonra.

  3. 3

    O mest-i sâgar-ı nâzuñ elin ayağın öpdüm lîk

    Lebin öpmek katı müşkil iken peymâneden soñra

    1Naz kadehiyle sarhoş olan sevgilinin elini ayağını öptüm;

    2oysa dudağını öpmek kadehten sonra bile çok güçtü.

    Beyit el ve ayak öpmeyi elde edilmiş, dudak öpmeyi ise güç kalmış diye ayırır; yakınlığın basamakları arasında açık bir eşik vardır. Sevgili de sarhoştur, üstelik şarapla değil nazın kadehiyle. “Lîk” bağlacı kazanılanın yanına hemen kaybedileni koyar.

  4. 4

    Niçün rahm eylemezsin ey

    Bu deñlü şîveden iz‘âr-ı küstâhâneden soñra

    1Ey dünyayı aydınlatan istiğna sahibi, niçin acımıyorsun;

    2bunca eda ve küstahça nazdan sonra?

    Sitem burada doğrudan bir soruya döner: niçin acımıyorsun? Muhatabın sıfatı ise ilginçtir; cihân-efrûz-ı istiğnâ, yani dünyayı aydınlattığı hâlde hiçbir şeye ihtiyaç duymayan. Şairin şikâyeti de bu ihtiyaçsızlığa, gösterilen küstahça edanın ardından yöneltilir.

  5. 5

    Bu sûret-hâne-i ‘âlemde yokdur câ-yı âsâyiş

    ‘Aceb kande gidersin Kâniyâ meyhâneden soñra

    1Bu görüntüler evinde huzur bulunacak yer yoktur;

    2ey Kânî, meyhaneden sonra acaba nereye gidersin?

    Makta dünyayı bir sûret-hâne, yani görüntüler evi sayar ve orada âsâyiş bulunmadığını söyler. Ardından gelen soru şiirin başladığı yeri kapatır: meyhaneden sonra gidilecek yer sorulur. Sığınak sayılan yer bile geçici çıkınca Kânî'ye kalan tek şey sorunun kendisi olur.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.e7912dc2-9d1e-4325-af4a-c55ffa865ab5:g152-pdf294-295-printed286-287. Elbir neşrinde G152, basılı s. 286-287/PDF 294-295; 10 dize, basılı ölçü satırı ve incipit-Kânî mahlası-sonraki numaralı kayıt ile tam sınır görselden sabittir. Sayfa taşması PDF294-295 görsellerinde kapandı; gövdeyi değiştiren basılı aparat yoktur. Profildeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDüstûr-ı Mükerrem Gibidür Rind Bu Demde
Düstûr-ı mükerrem gibidür rind bu demde
Kânî · Kıt‘a

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

âsitân

Eşik, kapı

secde-i İskenderî

İskender'e bağlanan tarihsel secde imgesi

câm-ı hâb

Uyku/rüya kadehi

cihân-efrûz

Dünyayı aydınlatan

istiğnâ

Tokgözlülük, ihtiyaçsızlık tavrı

sûret-hâne-i ‘âlem

Görüntüler evi sayılan dünya