Diyâr-ı Bursa’da Eğlendik Kaldık
Bursa yolculuğu Emir Sultan ziyaretinden Keşişdağı’na, çarşılardan meslek erbabına kadar hareketli sahnelerle kaydedilir. Övgü, mizah ve şehir gözlemi iç içe geçer; kırık basılı yüzeyler korunurken şiir bir seyyahın canlı Bursa hafızasına dönüşür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Diyâr-ı Bursa’da eğlendik kaldık
Sürdük yüzümüzü ziyaret kıldık
1Bursa’da oyalanıp bir süre kaldık.
2Yüzümüzü türbeye sürüp ziyaret ettik.
- 2
Şimdilik budur bize mekân deyu
Kutb-i âlemdir Emir Sultan deyu
1“Şimdilik kalacağımız yer burasıdır” dedik.
2“Emir Sultan, dünyanın manevi önderidir” dedik.
Geçici mekânın Bursa oluşu, Emir Sultan’ın “kutb-i âlem” diye anılmasıyla gerekçelendirilir. Şehrin değeri binalarından önce, dünyaya yön verdiğine inanılan velinin huzurundan doğar.
- 3
Keşişdağı meyva kânıdır gördük
Çukuryaylay-astık tutyasın derdik
1Keşiş Dağı’nın bir meyve kaynağı olduğunu gördük.
2Basılı dize bozuktur; Çukuryayla’dan söz edildiği anlaşılır.
Keşişdağı bir meyve hazinesi olarak görülür; Çukuryayla’nın tutyası da toplanan kıymetli bir unsur gibi anılır. Yolculuk, tabiatın bereketini görüp tanıyan canlı bir şehir çevresi tasviri kazanır.
- 4
Evliyalara çok yüzümüz sürdük
Getürdük yârâna ermağan deyu
1Evliyaların eşiğine defalarca yüz sürdük.
2Dostlara armağan getirdik.
Evliyaların huzurunda yüz sürmekle yârenlere armağan götürmek aynı hareket içinde birleşir. Manevi ziyaretin bereketi, yolcunun yalnız kendinde tutmadığı ve dostlarına taşıdığı bir hediyeye dönüşür.
- 5
Kale’de kar tuttu güç ile kaçtık
Yakacık’tan bakıp deryayı seçtik
1Kalede kara yakalanınca güçlükle kaçtık.
2Yakacık’tan bakıp denizi gördük.
Kalede bastıran kardan güçlükle kaçılır; Yakacık’tan bakıldığında deniz seçilir. Soğuk ve sıkışmış mekândan geniş ufka açılan bu geçiş, şehir gezisinin zahmetle ferahlığı yan yana getiren ritmini kurar.
- 6
Karapınar’ın soğuk suyun içtik
Ateş yaktık seyretsin yaran deyu
1Karapınar’ın soğuk suyundan içtik.
2“Dostlar seyretsin” diye ateş yaktık.
Karapınar’ın soğuk suyu içildikten sonra ateş yakılır ve yâran seyretmeye çağrılır. Su ile ateşin ardışıklığı, yolcuların bedenini dinlendirirken ortak deneyimi de küçük bir şenliğe çevirir.
- 7
Soyran yaylasında üç gece yattık
Kuyulu kayayı ziyaret ettik
1Soyran Yaylası’nda üç gece yattık.
2Kuyulu Kaya’yı ziyaret ettik.
Soyran yaylasında üç gecelik konaklama, Kuyulu Kaya’nın ziyaretiyle tamamlanır. Süre ve yer adlarının kesinliği, şiiri hayalî bir seyahat yerine adım adım izlenebilen bir Bursa güzergâhına bağlar.
- 8
Kurşunlu kilse’yi görmeden gittik
Böreklerin kaymağına ban deyu
1Kurşunlu Kilisesi’ni görmeden geçip gittik.
2“Börekleri kaymağa ban” dediler.
Kurşunlu Kilise görülmeden geçilirken böreğin kaymağına banma arzusu dile gelir. Kaçırılan tarihî durakla gündelik lezzet aynı beyitte buluşur; gezi hem eksik kalan hem tadı çıkarılan anlardan oluşur.
- 9
....... Kısıklı’dan beridir
Mekke’lidir güzellerin biridir
1Basılı dizenin başı eksiktir: “… Kısıklı’dan beridir.”
2Mekkeli olan bu kişi güzellerden biridir.
İlk dizedeki kayıp bölüm Kısıklı’dan başlayan yönü ancak parçalı biçimde bırakır. Buna karşılık Mekke kökenli bir güzelin seçkinliği açıkça söylenir; yorum, okunmayan kısmı tamamlamadan bu övgüyü korur.
- 10
Pir emir Sultan ömrümün varıdır
Oyunlar oynarlar bu meydan deyu
1Pir Emir Sultan ömrümün en değerli varlığıdır.
2“Bu meydandır” diyerek oyunlar oynarlar.
Emir Sultan ömrün en değerli varlığı sayılır; meydanda oynanan oyunlar da onun çevresindeki canlılığı gösterir. Kutsal kişiye bağlılık ile şehir halkının neşesi aynı kamusal alanda yan yana gelir.
- 11
Çamlıca’ya Teferrüc’e varanlar
Umur Beğ’in hamamına girenler
1Çamlıca’ya ve Teferrüç’e gidenler,
2Umur Bey’in hamamına girenler,
Çamlıca ve Teferrüc’e çıkanlarla Umur Bey’in hamamına girenler birlikte anılır. Seyir yeriyle temizlik mekânının ardışıklığı, Bursa’da dolaşmanın hem manzara hem beden deneyimi olduğunu gösterir.
- 12
Monîa Arab câmi’ini görenler
Berberleri sabun sunar yun deyu
1Molla Arap Camii’ni görenler bilir:
2Berberler “Yıkan” diye sabun uzatır.
Monîa Arab Camii’ni gören yolcu, berberlerin sabun sunup yıkamaya çağırdığı gündelik sahneye geçer. Dini yapıdan esnaf hareketine yapılan hızlı dönüş, şehrin çok katmanlı hayatını canlı tutar.
- 13
Eğer âşık olup dîvan durursan
Temenye’nin güzellerin görürsen
1Eğer âşık olarak divanın önünde beklersen,
2Temenye’nin güzellerini görürsün.
Şair, âşıklık iddiasıyla divan duran kişiyi Temenye güzellerini görmeye çağırır. Söz söyleme yetkisi, sevgilinin güzelliği karşısında sınanacak bir duyarlılık ve görgü meselesi hâline gelir.
- 14
Sunup hâkipâye yüzün sürersen
Top oynarlar elem çekmeyin deyu
1Eşiğe yüzünü sürüp saygı gösterirsen
2“Üzülmeyin” diyerek top oynarlar.
Güzellerin ayağına yüz sürmek, âşığın teslimiyetini gösterir; onların top oynarken “elem çekmeyin” demesi ise sahneyi hafifletir. Aşkın ciddiyeti, şehir eğlencesinin şakacı sesiyle yumuşar.
- 15
Soğucuk pınardan doğrudur yollar
Abdülmü’min köşkü doldu güzeller
1Soğucuk Pınarı’ndan çıkan yollar dümdüzdür.
2Abdülmümin Köşkü güzellerle doldu.
Soğucuk Pınar’dan uzanan doğru yollar, Abdülmümin Köşkü’ne ve orayı dolduran güzellere çıkar. Su kaynağıyla insan kalabalığı, gezginin yönünü hem coğrafi hem duygusal olarak belirler.
- 16
Karanfiller kasrı donattı güller
Cem’oluben geldi hâzıran deyu
1Karanfillerle güller köşkü süsledi.
2Bütün konuklar toplanıp geldi.
Karanfiller ve güller köşkü donatırken hazır bulunanlar topluca gelir. Çiçeklerin süsü ile cemiyetin hareketi birbirini tamamlar; mekân, yalnız seyredilen değil birlikte yaşanan bir bahçe meclisidir.
- 17
Üftâd-efendi bahçesin görenler
Yiyüp içüp zevk u safâ sürenler
1Üftade Efendi’nin bahçesini görenler,
2yiyip içerek keyif sürenler,
Üftade Efendi’nin bahçesini görenler yiyip içerek zevk ve safa sürer. Manevi bir ismin çevresi, dünyevi hazdan arındırılmaz; aksine ölçülü neşe ve paylaşmayla canlanan bir ziyaret alanı olur.
- 18
Dilberle Abdal Murâd’a varanlar
Bunda derilüp hep deyu
1sevgiliyle Abdal Murat’a varanlar
2“Bütün bilgeler burada toplandı” der.
Dilberle Abdal Murad’a yönelenler, ariflerin burada toplanmış olduğunu söyler. Sevgili, veli ve bilge topluluğunun aynı yol üzerinde buluşması, şehrin aşk ile irfanı ayırmayan yüzünü gösterir.
- 19
Gazi hünkâr câmi’ini görenler
Eski Kaplukça’da havza girenler
1Gazi Hünkâr Camii’ni görenler,
2Eski Kaplıca’da havuza girenler,
Gazi Hünkâr Camii’ni görmekle Eski Kaplıca havuzuna girmek arka arkaya sıralanır. İbadet yapısı ve şifalı su, Bursa gezisinin ruhu ve bedeni birlikte gözeten iki durağıdır.
- 20
Çekirge’ye varır derdli olanlar
Böbürlenir safâ etti can deyu
1derdine çare arayanlar Çekirge’ye gider.
2“Canım rahatladı” diye övünürler.
Dertlilerin Çekirge’ye varması, orada canın safa bulduğu iddiasıyla bağlanır. Yolculuk, sıkıntıyı geride bırakıp rahatlama duygusunu biraz da övünerek dile getiren bir iyileşme hareketine dönüşür.
- 21
Kara Mustfa Paşa
Bir gidi de börekçiyi döğüyor
1Basılı dize yalnız “Kara Mustafa Paşa…” sözlerini içerir.
2Bir serseri de börekçiyi dövüyor.
Kara Mustafa Paşa adıyla başlayan eksik aktarım, börekçiyi döven bir adam sahnesine keskin biçimde geçer. Metindeki boşluk giderilmeden, şehir hayatının kaba ve gülünç tarafı görünür kalır.
- 22
Kaynarca da nöbetini savlıyor
Ete niçin komadm soğan deyu
1Kaynarca’da nöbetini tamamlıyor.
2“Ete neden soğan koymadım?” diye söyleniyor.
Kaynarca’da nöbet savlayan kişi, ette neden soğan olmadığını sorarak gündelik bir şikâyet yükseltir. Resmî görev çağrışımıyla yemek tartışmasının birleşmesi, anlatıya mizahi bir sokak sesi katar.
- 23
Cehudlar murdardır it gibi kokar
Kalyoncular dâim yollara bakar
1Şair, Yahudileri aşağılayan ve köpeğe benzeten bir söz söyler.
2Kalyoncular sürekli yollara bakar.
Yahudilere yönelen ağır ve tarihsel hakaret, hemen ardından yolu gözleyen kalyoncularla aynı beyitte yer alır. Yorum bu önyargılı dili onaylamadan, dönemin şehir tasvirindeki çatışmalı toplumsal bakışı belirtir.
- 24
Andan yolum Çatal furun’a çıkar
Aceb öldümü bir ala hayvan deyu
1Oradan yolum Çatal Fırın’a çıkar.
2“Acaba güzel hayvan öldü mü?” diye sorarlar.
Yol Çatal Fırın’a çıkarken “ala hayvan”ın ölüp ölmediği merak edilir. Yer adıyla anlaşılması güç soru arasındaki geçiş, gezginin dikkatinin büyük yapılardan küçük ve tuhaf söylentilere kaydığını gösterir.
- 25
Kalenderhâne’den çün şehre sürdük
Çıra pazarında bir civan gördük
1Kalenderhane’den şehre doğru ilerledik.
2Çıra Pazarı’nda genç bir adam gördük.
Kalenderhane’den şehre sürülen yol, Çıra Pazarı’nda görülen bir delikanlıyla renklenir. Hareketin yönü bir anda güzellik karşısında durur; kentsel güzergâh âşığın bakışıyla kişisel bir hatıraya dönüşür.
- 26
Tabaklar’da merdâne konuştuk sorduk
Âşıkına der içinden yan deyu
1Tabaklar’da mertçe konuşup soru sorduk.
2Sevgilisine “İçinden yan” der.
Tabaklar’da mertçe konuşup soran şair, sevgilinin âşığına içinden yanmasını söylediğini aktarır. Esnaf mahallesinin sert sesi ile içe gömülen aşk acısı aynı şehir kesitinde birleşir.
- 27
Andan Âlem oğlu kahvesine var
Âşık elinden koş hatırcığın sor
1Oradan Âlemoğlu Kahvesi’ne git.
2Âşığın yanına koşup hâlini hatırını sor.
Âlem Oğlu Kahvesi, gönül sorulacak ve âşığın elinden tutulacak bir dayanışma noktasıdır. Kahvehane yalnız dinlenme yeri değil, kırılmış hatırın gözetildiği sosyal bir çevre olarak görünür.
- 28
Güneş serviyi seyredip gör
Âh etmede serv-i hirâman deyu
1Güneşin serviyi seyrettiğini gör.
2“Salınan servi” diye iç çekmektedir.
Güneşin servi boyluyu seyretmesi, güzelliği göksel bir tanığa çıkarır; servi boylu sevgili ise âh ederek yürür. Işık, zarafet ve keder tek görüntüde toplanarak şehir manzarasını lirizme açar.
- 29
Bezzazlar saraçlar durmayıp satar
Nâkacılar avretlere söz atar
1Kumaşçılarla saraçlar durmadan mal satar.
2Nâkacılar kadınlara laf atar.
Bezzaz ve saraçlar durmadan satış yaparken başka esnafın kadınlara söz atması kaydedilir. Ticaretin çalışkan ritmiyle rahatsız edici sokak davranışı yan yana verilerek çarşının çelişkili yüzü çizilir.
- 30
Kapucular etti hem derdim beter
Dahi çıkarmadık kılabdan deyu
1Kapıcılar da derdimi daha beter etti.
2“İpliği henüz makaradan çıkarmadık” dediler.
Kapıcıların derdi artırması, makaradan daha ip çıkarılmadığını belirten yarım kalmış işle bağlanır. Şair, şehir kalabalığındaki engellenme duygusunu henüz başlamamış bir işin sıkıntısıyla somutlaştırır.
- 31
K
Sarhoş gavga edüp bir söz atınca
1Basılı dize yalnız “K” harfini içerir.
2Sarhoş kavga edip bir söz atınca,
İlk satırın yalnız “K” harfiyle kalması yorumun sınırını belirler; ikinci satırda sarhoşun kavga çıkarıp söz atması seçilir. Okunamayan bölüm tamamlanmadan, taşkınlığın kamusal düzeni bozduğu anlaşılır.
- 32
..
Ağa meydan eder yol erkân deyu
1Basılı dize iki noktayla eksik bırakılmıştır.
2Ağa, “Yolun yöntemini göstermek için meydan aç” der.
Eksik işaretlerle başlayan dizeye karşılık ağa meydanında yol ve erkânın kurulduğu söylenir. Metin parçası, bir önceki kavgadan sonra düzen ve usul iddiasının yükseldiği geçişi korur.
- 33
Tavuk pazarında aldı beşimi
Sevdâya uğrattı garib başımı
1Tavuk Pazarı’nda “beşimi” aldı; basılı “beşimi” sözünün anlamı kesinleşmiyor.
2Garip başımı sevdaya düşürdü.
Tavuk Pazarı’nda başına gelen olay, şairin “beşimi aldı” sözüyle kişisel kayba dönüşür. Ardından sevdaya düşen garip baş, maddi zararla aşk şaşkınlığını aynı pazarda birbirine bağlar.
- 34
Anadan doğru gitti deyu
Yorgancılar çok çalışır yorulur
1Basılı dize eksiktir: “Anadan doğru gitti” denir.
2Yorgancılar çok çalışıp yorulur.
İlk satırdaki yön bilgisi eksik kalırken yorgancıların çok çalışıp yorulduğu açıkça görülür. Meslek adıyla fiilin ses yakınlığı, şehir emeğini hafif bir söz oyunuyla kayda geçirir.
- 35
Gelinciğin dilberleri sarılur
.....
1Gelincik’in güzelleri birbirine sarılır.
2Basılı dize yalnız noktalardan oluşur.
İlk dize, bir yer adı olan Gelincik’in güzellerinin birbirine sarıldığını anlatır; “Gelincik” gelinlik çağına dönüştürülmez. İkinci dize kaynakta yalnız noktalardan oluştuğu için bu sarılmanın devamı veya nedeni hakkında metinde bulunmayan bir tamamlamaya gidilmez.
- 36
Kardeş meydan görsün gel heman deyu
Bez esnâfı mâil kıymetli taşa
1“Kardeş meydanı görsün, hemen gel” derler.
2Kumaş esnafı değerli taşa ilgi duyar.
Kardeşi meydanı görmeye çağıran söz, bez esnafının kıymetli taşa duyduğu eğilime bağlanır. Gösteri alanıyla ticari beğeni arasındaki sıçrama, çarşının insan ve eşya merakını birlikte taşır.
- 37
Kuyumcular bakakalur gümüşe
Haffaflar da yüz elli der on beşe
1Kuyumcular gümüşe bakıp kalır.
2Ayakkabıcılar on beşlik mala yüz elli ister.
Kuyumcular gümüşe dalarken ayakkabıcılar on beşlik mala yüz elli ister. Değerli madenin gerçek parlaklığıyla abartılmış fiyat arasındaki karşıtlık, esnaf dünyasına açık bir hiciv yöneltir.
- 38
Boncuk ta olsa satar mercan deyu
Âşıka dan ikrarın güdüyor
1Boncuk bile olsa “Mercandır” diye satarlar.
2Âşığa verdiği sözü gözetiyor.
Boncuğun mercan diye satılması aldatıcı ticareti gösterir; âşığın ikrarına bağlı kalması ise bunun karşısına sadakati koyar. Pazar hilesi ile aşk ahlakı aynı ölçüde sınanır.
- 39
Çok ... gidiyor
Elâ gözlülerin medhin ediyor
1Basılı dize eksiktir: “Çok güzel … gidiyor.”
2Ela gözlüleri övüyor.
İlk satırdaki kayıp bölüm, birçok güzelin bir yere gidişini ancak parçalı bırakır; ardından ela gözlülerin övüldüğü anlaşılır. Boşluk doldurulmadan, kalabalığı izleyen hayran bakış korunur.
- 40
Yeni han’da malı deyu
Üstünde gördüm biçaklar var
1“Yeni Han’daki mal tüccarındır” der.
2Üzerinde bıçaklar gördüm.
Yeni Han’daki tüccar malı, şehir dolaşımının ticari merkezini belirler; şairin üstünde gördüğü bıçaklar ise sahneye tehdit ve sertlik katar. Alışveriş ile güvensizlik aynı handa buluşur.
- 41
Abacı dilberlerin
Öyle öğrendik biz küçükten deyu
1Basılı dize eksiktir: “Abacı güzellerin…”
2“Biz küçükken böyle öğrendik” derler.
Abacı güzellerine ilişkin eksik satır, “küçükten böyle öğrendik” sözüne bağlanır. Aktarım kaybı davranışın ne olduğunu gizlese de onun çocukluktan edinilmiş bir alışkanlık sayıldığı bellidir.
- 42
Eğer âşık isen ikrârına dur
Irgandı seyir et binâsını gör
1Eğer âşıksan verdiğin sözün arkasında dur.
2Irgandı’yı seyret, yapısını gör.
Âşıktan ikrarına sadık kalması istenir; ardından Irgandı’nın yapısını seyretmeye çağrılır. İç ahdin sağlamlığı ile köprünün mimari dayanıklılığı, şehir gezisinde birbirini çağrıştıran iki değer olur.
- 43
Elâ gözlülerin safâsını sür
Sed başından çağır bize arslan deyu
1Ela gözlülerle güzel vakit geçir.
2Setbaşı’ndan “Bize bir aslan gönder” diye seslen.
Ela gözlülerin safasını sürmek, set başından “arslan” diye seslenme çağrısıyla hareket kazanır. Sevgiliyi seyretme arzusu, yüksek ve kamusal bir noktadan yükselen coşkulu nida ile birleşir.
- 44
Namazgâhta kıldık hâcet namazı
Eşrefoğlu’na var eyle niyâzı
1Namazgâh’ta dilek namazı kıldık.
2Eşrefoğlu’na varıp niyaz et.
Namazgâhta hacet namazı kılındıktan sonra Eşrefoğlu’na varıp niyaz etmek önerilir. Dileğin gerçekleşmesi, şehrin ibadet yerlerini birbirine bağlayan ardışık bir manevi güzergâha bırakılır.
- 45
Yeşil imâret’te gördük ifrazı
Muradımız verici Sübhan deyu
1Yeşil İmaret’te benzersiz güzellikler gördük.
2“Dileğimizi veren Allah’tır” dedik.
Yeşil İmaret’te görülen zenginlik, muradı verecek olanın Sübhan olduğu inancıyla dengelenir. Mimari ihtişam, dileğin gerçek kaynağı sayılmaz; yalnız ilahî bağışı hatırlatan bir işaret olur.
- 46
Söyle kelâmını kalbinde pişir
Timarhânede deliler çağrışur
1Sözünü söylemeden önce kalbinde olgunlaştır.
2Tımarhanede deliler bağrışıyor.
Sözün kalpte pişirilmesi, düşünmeden konuşmamaya dair güçlü bir öğüttür; tımarhanedeki delilerin çağrışması bu ölçünün karşıtını gösterir. Olgun söz ile denetimsiz ses yan yana konur.
- 47
Her can kıymet bilmez yerine düşür
De ver ol ma’cundan deyu
1Her insan değeri bilmez; onu doğru yerine koy.
2Basılı dize eksiktir: “… o macundan ver” denir.
Her insanın kıymet bilmediği belirtilirken şeylerin uygun yerine bırakılması istenir. Ardından ilaçtan verme çağrısı gelir; düzen, ölçü ve şifa düşüncesi birbirini tamamlayan bir tavra dönüşür.
- 48
Âşık Ömer anı zikreyle her bâr
Şehirli şehbazı ile seyre var
1Âşık Ömer, onu her zaman an.
2Şehrin yiğit delikanlısıyla gezmeye çık.
Âşık Ömer mahlasını anıp bu şehri her zaman zikretmeyi, yiğit şehirliyle birlikte seyretmeyi öğütler. Uzun güzergâh, şairin belleğinde minnetle korunacak ortak bir şehir hatırası hâline gelir.
- 49
Bir hoşça yer imiş hem inmeciler
Rahmet merhamet eder Rahman deyu
1İnmeciler de hoş bir yermiş.
2Rahman oradakilere şefkat ve merhamet eder.
İnmecilerin bulunduğu yer hoş bir durak olarak değerlendirilir; kapanışta rahmet ve merhametin Rahman’dan geldiği söylenir. Bursa’nın gündelik mekânları, ilahî şefkat dileğiyle tamamlanan geniş bir ziyaretnameye dönüşür.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 6; görünür Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması birlikte doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 6; PDF 110–111–112; 49 birim/98 dize. Görünür mahlas, sınırlar, aparat ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gel vuhûş u tuyûru bir yâd edelimÂşık Ömer · Destan→
Bursa’da oyalanıp kalmak, yüz sürülen ziyaretle manevi bir durak hâline gelir. Şair şehirdeki konaklayışını sıradan bir gecikme değil, kutsal mekânlara yönelen bilinçli bir sefer olarak anlatır.