DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Dönmeyiz nedenlu çok olsa âsi
Şiir · 17. yüzyıl

Dönmeyiz nedenlu çok olsa âsi

Şiir din ve iman bağlılığını, Allah zikrini ve ilk halifelerle Hazret-i Ali’yi anarak toplu bir savaşçı kimliği kurar. Gazilerin ve şehitlerin ahiret tasavvurunu, ilahî takdir ve canın emanet oluşunu işler; son bölümde Kerbelâ hafızası, hidayet ve düşmanla çatışma dili öne çıkar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Dönmeyiz nedenlu çok olsa âsi

    Gider kalbimizin silinir pası

    1Ne kadar çok ‘âsi’ olsa da dönmeyiz;

    2kalbimizin pası gider, silinir.

    Açılış geri dönmeme kararlılığını ve kalbin pasının silinişini yan yana getirir. ‘Âsi’nin konuşan topluluğa mı, karşı gruba mı bağlandığı açık değildir; modern satır kaynakta bulunmayan ‘karşımızdaki düşmanlar’ öznesini eklemez, nicelik kapsamını korur.

  2. 2

    Hamdülillâh dîn ü îmânımız var

    Dilimizde vird-i Sübhânımız var

    1Allah’a şükür, dinimiz ve imanımız var;

    2dilimizde tekrarladığımız ‘Sübhân’ zikri var.

    ‘Hamdülillah’ şükür nidası, sahip olunan din ve imanı ortak kimliğin dayanağı yapar. Dil üzerindeki ‘Sübhân’ virdi bu bağlılığın sürekli sözlü işaretidir; modern aktarım zikir ifadesini başka bir dua formuna dönüştürmez.

  3. 3

    Âleme şâyolan o

    Gaziler serdârı Hazret-i Ali

    1Âleme yayılan o açık nur,

    2gazilerin önderi Hazret-i Ali’dir.

    Dünyaya yayılan açık nur önce adsız verilir, ardından Hazret-i Ali gazilerin önderi diye tanımlanır. Işık ile komutanlık aynı kişide birleşir; manevi rehberlik ve savaşçı önderlik şiirin tarihsel inanç ufkunda yan yana durur.

  4. 4

    Evvel âhır dedik kavline belî

    Ebû Bekir Ömer Osman’ımız var

    1Başta da sonda da onun sözüne ‘evet’ dedik;

    2Ebû Bekir’imiz, Ömer’imiz, Osman’ımız var.

    ‘Evvel âhır’ bağlılığın baştan sona sürdüğünü söyler ve kabul ‘beli’ cevabıyla belirtilir. Sonraki dize Ebû Bekir, Ömer ve Osman’ı topluluk adına sahiplenir; şiir böylece Ali anışını ilk halifeler dizisiyle birlikte kurar.

  5. 5

    Gaziler sokunur teller serine

    Ne yüzden varırız yerine

    1Gaziler başlarına teller takınır;

    2mahşer yerine hangi yüzle varırız?

    Başlara takılan teller gazilerin görünür alameti olarak sunulur. Mahşere hangi yüzle varılacağı sorusu ise dış süsün yeterli olmadığını düşündürür; konuşanlar savaşçı kimliğin yanında ahiret hesabı karşısındaki durumlarını da sorgular.

  6. 6

    irişir Hak’kın sırrına

    Bu rütbe cürm ile isyânımız var

    1Şehitler Allah’ın sırrına erişir;

    2bizdeyse bu ölçüde suç ve isyan var.

    Şehitlerin ilahî sırra eriştiği kabul edilirken konuşan topluluk kendi günah ve isyanını itiraf eder. Bu karşılaştırma kesin kurtuluş iddiasını sınırlar; yüksek mertebe anılır ama kişi kendini doğrudan o mertebeye yerleştirmez.

  7. 7

    Bize bu yüzdendir

    Gaza yollarına

    1İlahî takdir bizim için bu yöndedir;

    2gaza yollarına yalnız Allah rızası için çıkarız.

    Yola çıkış ilahî takdirle ilişkilendirilir ve ‘hasbeten lillah’ ifadesi amacı yalnız Allah rızasına bağlar. Şiirin sesi böylece dünyevi kazanç veya kişisel ün gerekçesi ileri sürmez; eylemi kendi dinî niyet beyanıyla açıklar.

  8. 8

    Ölünce dîn için ederiz

    Emânet Hudâ’ya bir cânımız var

    1Ölünceye kadar din için ‘samah’ ederiz;

    2Allah’a emanet bir tek canımız var.

    Tarihî metindeki ‘samah’ yüzeyi açıklığı sınırlı olduğu için günümüz Türkçesi kelimeyi korur ve onu sessizce ‘savaş’ ya da ‘semah’ yapmaz. İkinci dize canı kişisel mülk değil, Allah’a teslim edilecek emanet olarak tanımlar.

  9. 9

    Ömer ser sağ olan yazısın görür

    Bizim ’mız haşre dek sürür

    1Ömer, başı sağ olan yazgısını görür;

    2bizim Kerbelâ’mız kıyamete kadar sürer.

    Mahlasla konuşan Ömer, hayatta kalanın yazısını göreceğini söyler; gelecek, önceden bütünüyle açıklanmış değildir. Kerbelâ adı süregelen toplu acının simgesine dönüşür ve bu acının kıyamete dek devam edeceği ileri sürülür.

  10. 10

    Tâlibe Hudâ’dan hidâyet irür

    Dahi adûlara çok kanımız var

    1İsteyene Allah’tan hidayet erişir;

    2ayrıca düşmanlara karşı çok kanımız var.

    İlk dize hidayetin Allah’tan talibe ulaşmasını bildirir. İkinci dizedeki ‘dahi’ ekleme ve pekiştirme işlevindedir; ‘daha çok’ karşılaştırması için bir kıyas noktası verilmez. Sert kan söylemi tarihsel metin içinde kaydedilir, güncel çağrıya çevrilmez.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.123 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n123-3C89955172D8. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.123, PDF 162–163; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘âsi’nin özne grubu dışlaştırılmadı; ‘dahi ... çok’ karşılaştırma değil ekleme/pekiştirme değeriyle aktarıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDudu dillim meclis üstüne geldinÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

vird-i Sübhân

Dilde sürekli tekrarlanan ‘Sübhân’ zikri.

nûr-i celî

Açıkça görünen, parlak nur.

mahşer

Dirilişten sonra toplanılacağına inanılan yer.

Şühedâ

Şehitler.

takdîr-i İlâh

Allah’ın takdiri.

hasbeten lillâh

Yalnız Allah rızası için.

samah

Tarihî yüzeyi böyle basılmış, bağlamı ayrıca doğrulama isteyen söz.

Kerbelâ

Tarihsel hadiseye bağlanan sürekli acı ve çatışma imgesi.