DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Dudu dillim meclis üstüne geldin
Şiir · 17. yüzyıl

Dudu dillim meclis üstüne geldin

Tatlı dilli sevgilinin meclise gelişi şarap, zevk ve ömür duasıyla karşılanır; boyu Tuba’ya, ağzı taze helvaya ve dudakları şekere benzetilir. Âşık onu iman gibi göğsünde saklar, sırrını yaymaz ve sonunda unutulmamak için yakarır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    meclis üstüne geldin

    Çün bizi ziyâret kasdıyla geldin

    1Tatlı dilli sevgilim, meclisin başına geldin;

    2bizi ziyaret etme niyetiyle geldin.

    Sevgilinin meclise gelişi rastlantı değil ziyaret niyetine bağlanır. ‘Dudu dillim’ tatlı ve güzel konuşmayı kuş sesiyle çağrıştırırken meclisin üstüne gelmek onu topluluğun merkezine yerleştirir; karşılanış daha ilk anda törenselleşir.

  2. 2

    içün

    Bârî Hudâ’m etsin ömrün ziyâde

    1Gönül ferahlığı için şarap iç;

    2Yaratan Allah ömrünü artırsın.

    Şarap içme çağrısı gönül safasını amaçlar; hemen ardından Allah’tan ömür duası gelir. Dünyevi meclis zevki ile dini yakarış çatıştırılmaz. Âşığın ikramı, sevgilinin hayatının uzaması dileğiyle ölçülü ve koruyucu bir tona kavuşur.

  3. 3

    Mey içüp felekten alanlar kâmı

    Gonca veş elinden bırakma câmı

    1Şarap içip felekten muradını alanlar—

    2gonca gibi, kadehi elinden bırakma.

    İlk dize felekten murat alanları anar; ikinci dizedeki açık ‘bırakma’ ise haber kipi değil buyruğu taşır. Modern aktarım çoğul özneyi kadehi bırakmayanlar diye dönüştürmez; muhataba yönelen emir ve gonca benzetmesi ayrı işlevleriyle korunur.

  4. 4

    Geçirir zevk ile hem subh u şâmı

    Hâtır-ı şerîfin olsun

    1Sabahı ve akşamı zevkle geçirir;

    2şerefli gönlün açık ve ferah olsun.

    Sabah ve akşamın zevkle geçirilmesi meclisin zamanı bütünüyle kaplamasını sağlar. Şerefli hatırın açık olması dileği yalnız neşe değil gönül genişliği ister. Böylece içki, fiziksel tüketimden çok sıkıntıyı açan bir dostluk işaretine dönüşür.

  5. 5

    Kıyâmet kametin Tûbâ-yi şerdir

    Letâfette femin helvâ-yi terdir

    1Kıyamet gibi boyun ‘Tûbâ-yi şer’dir;

    2zarif ağzın taze helvadır.

    İkinci dize ağzı taze helvaya benzetir. İlk dizedeki exact ‘Tûbâ-yi şerdir’ yüzeyi ise doğrulanmış şâh veya dal biçimi değildir; Tuba ağacıyla bağ görülebilse de görünmeyen bir kelime eklenmez. Modern, glossary ve yorum belirsizliği açıkça taşır.

  6. 6

    Mahbublar içinde bâlâ-yi serdir

    Leblerin sükkeri getürür yâde

    1Güzeller içinde baştan üstündür;

    2dudaklarının şekeri hatıra getirir.

    Sevgili güzellerin arasında baştan üstün tutulur ve dudakları şeker hatırasını uyandırır. ‘Bâlâ-yi ser’ hem yükseklik hem seçkinlik taşır; tatlılık imgesi bir önceki helva benzetmesini sürdürerek övgü zincirini tutarlı kılar.

  7. 7

    Şu fenâda gibi

    Saklarım sînemde îmânım gibi

    1Bu fani dünyada seni tatlı dilli sevgilim gibi

    2göğsümde imanım gibi saklarım.

    Âşık sevgiliyi iman gibi göğsünde sakladığını söyler; bu, aşkı hem mahrem hem vazgeçilmez değer yapar. Fani dünyanın geçiciliği karşısında içte korunan bağ kalıcılık iddiası taşır, fakat açık bir kutsallaştırma hükmüne zorlanmaz.

  8. 8

    Bir hup yok sen kaşı kemânım gibi

    Fâşetmem sırrını bilişe yâde

    1Senin gibi bir güzel yok, ey yay kaşlım;

    2sırrını tanıdığa da yabancıya da açmam.

    İlk dize sevgiliye doğrudan hitap eder ve onun gibi bir güzel bulunmadığını söyler; ‘yay kaşlım’ hitap öğesidir. İkinci dizedeki ‘bilişe yâde’ iki ayrı hedefi, tanıdığı ve yabancıyı kapsar; sır hiçbirine açıklanmayacaktır.

  9. 9

    Ciğer pârelendi akmada kanım

    Ağlatma lûtfeyle yeter sultânım

    1Ciğerim parçalandı, kanım akıyor;

    2ağlatma, lütfet artık sultanım.

    Ciğerin parçalanması ve kanın akması önceki tatlı meclis sahnesini birden bedensel acıya çevirir. Âşık ‘sultanım’ diye yücelttiği kişiden ağlatmayı bırakmasını ister; hiyerarşik hitap, lütuf talebinin çaresizliğini artırır.

  10. 10

    Derdinle eflâke çıktı fiğânım

    Ömer’i unutma

    1Feryadım derdinle göklere çıktı;

    2bu fani dünyada Ömer’i unutma.

    Feryat göklere kadar yükselmiş olsa da asıl istek küçüktür: fani dünyada unutulmamak. Mahlasın son dizede görünmesi talebi kişiselleştirir. Şiir, meclisteki ziyaretle açılıp hafızada kalma dileğiyle kapanan bir karşılaşma yayı kurar.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.30 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n30-C675D4790326. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.30, PDF 126; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘bırakma’ buyruğu korundu; exact ‘Tûbâ-yi şerdir’ dal diye onarılmadı; ‘bilişe yâde’ tanıdık ve yabancı hedeflerini kapsar.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDünüm kadir günüm bayram olurduÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Dudu dillim

Papağan gibi tatlı ve güzel konuşan sevgilim.

Safâ-yi kalb

Gönül ferahlığı.

nûşeyle bâde

Şarap iç.

küşâde

Açık, ferah.

Tûbâ-yi şer

Kaynakta bu biçimde duran; Tuba ağacıyla ilişkili, fakat ‘şer’ yüzeyi ikinci tanıkla çözülmemiş ifade.

helvâ-yi ter

Taze, yumuşak helvadır.

şûh-i zebânım

Tatlı ve cilveli dilli sevgilim.

dâr-ı fenâda

Fani dünyada.