DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Fuzûlî/Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn
Gazel · 16. yüzyıl

Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn

Dostun kayıtsızlığından feleğin acımasızlığına, kavuşma yolunun tehlikelerinden rehbersizliğe uzanan engelleri sıralayan ve Fuzûlî'nin yüzündeki gözyaşı renkleriyle kapanan gazel.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Dost felek bî-rahm ü devran

    Derd çoh hem-derd yoh düşmen kavî tâli' zebûn

    1Dost kayıtsız, felek acımasız, zaman kararsızdır.

    2Dert çok, dert ortağı yok; düşman güçlü, talih güçsüzdür.

    Açılış beyti altı kısa hükmü art arda dizer: dost, felek, devran, dert ortağı, düşman ve talih. Cümlelerin hepsi olumsuzla bağlandığı için yardımın nereden geleceği sorusu daha ilk dizede boşlukta kalır.

  2. 2

    Sâye-i ümmîd zâ'il âfitâb-ı şevk germ

    Rütbe-i âlî pâye-i tedbîr dûn

    1Umut gölgesi yok olmuş, şevk güneşi yakıcıdır.

    2Ters talihin derecesi yüksek, tedbirin basamağı alçaktır.

    İkinci beyit iki ışık ögesini karşı karşıya koyar: umut gölgesi çekilmiş, şevk güneşi kızgındır. Ardından yükseklik ile alçaklık ekseni gelir; ters talihin rütbesi yüksek, tedbirin basamağı alçaktır.

  3. 3

    Akl dun-himmet sadâ-yı tâ'ne yer yerden bülend

    Baht kem-şefkat belâ-yı ışk gün günden füzûn

    1Akıl himmetsizdir; kınama sesleri her yerden yükselir.

    2Baht az şefkatlidir; aşk belası günden güne artar.

    Üçüncü beyit sesleri devreye sokar: kınama her yerden yükselir. Aklın himmetsizliği ile bahtın şefkatsizliği aynı düzlemde anılır, aşk belası ise `gün günden` artan bir eğri çizer.

  4. 4

    Men garîb ü râh-ı mülk-i vasl pür-teşvîş ü mekr

    Men harîf-i ü dehr pür-nakş-ı füsûn

    1Ben garibim; kavuşma ülkesinin yolu kaygı ve hile doludur.

    2Ben saf yürekli bir adamım; dünya aldatıcı nakışlar ve büyülerle doludur.

    Dördüncü beyit birinci tekile döner ve iki karşıtlık kurar: garip kişiye karşı hileli yol, `sâde-levh` kişiye karşı nakışlı dünya. Saflık burada erdem değil, aldanmaya açık bir zayıflık olarak konur.

  5. 5

    Her cilvesi bir seyl-i tûfân-ı belâ

    Her hilâl-ebrû kaşı bir ser-hat-ı meşk-i cünûn

    1Her servi boylunun cilvesi bir bela tufanıdır.

    2Her hilal kaş, delilik meşkinin başlangıç çizgisidir.

    Beşinci beyit güzellik ögelerini tehlikeye çevirir: servi boyun cilvesi bela tufanı, hilal kaş delilik meşkinin ilk çizgisidir. `Ser-hat` yazı dersinin başlangıç satırını imler; delilik öğrenilen bir şey gibi anlatılır.

  6. 6

    Yelde berg-i lâle tek temkîn-i dâniş bî-sebât

    Suda aks-i serv tek te'sir-i devlet

    1Bilginin temkini, rüzgârdaki lale yaprağı gibi kararsızdır.

    2İkbalin etkisi, sudaki servi yansıması gibi ters dönmüştür.

    Altıncı beyit iki kırılgan görüntü verir: rüzgârda titreyen lale yaprağı ve suda ters duran servi aksi. Birincisi bilgi temkininin kararsızlığını, ikincisi ikbalin baş aşağı çalışan etkisini gösterir.

  7. 7

    Ser-had-i matlûba pür-mihnet tarîk-i imtihân

    Menzil-i maksûda pür-âsîb râh-ı âzmûn

    1Arzulanan sınıra giden sınav yolu mihnet doludur.

    2Amaç menziline giden deneme yolu afetlerle doludur.

    Yedinci beyit yolculuğu iki eş yapılı dizeyle kurar: `ser-had` ile `menzil` hedefleri, `tarîk` ile `râh` yolları adlandırır. İki yol da doludur, ama mihnet ve afetle; ilerlemek engelin kendisiyle ölçülür.

  8. 8

    nevâ-yı çeng tek perde-nişîn

    Sâğar-ı işret habâb-ı sâf-ı sahbâ tek nigûn

    1Amacın güzeli, çeng sesi gibi perde arkasındadır.

    2Neşe kadehi, duru şarabın kabarcığı gibi baş aşağıdır.

    Sekizinci beyit iki meclis nesnesi getirir: perde ardındaki çeng sesi ve baş aşağı dönmüş kadeh. Hedef duyulur ama görünmez, neşe elde tutulur ama boşalmıştır; erişilmezlik iki duyuya birden yayılır.

  9. 9

    Tefrika hâsıl tarîk-i mülk-i cem'iyyet mahûf

    Ah bilmen neyleyem yoh bir muvâfık reh-nümûn

    1Birlik ülkesinin yolunda ayrılık doğmuş; yol korkuludur.

    2Ah, ne yapacağımı bilmiyorum; uygun bir rehber yoktur.

    Dokuzuncu beyit birlik ile ayrılığı aynı yolda buluşturur: cem'iyyet ülkesinin yolunda tefrika doğmuştur. Şair burada ilk kez doğrudan `ah` der; şikâyet, rehbersizlik itirafıyla çaresizliğe bağlanır.

  10. 10

    Çihre-i zerdin Fuzûlî'nün dutupdur eşk-i âl

    Gör ana ne rengler geçmiş

    1Fuzûlî'nin sarı yüzünü kızıl gözyaşı kaplamıştır.

    2Mavi göğün onun başına ne türlü renkli oyunlar getirdiğine bak.

    Makta renk düzenine geçer: sarı yüzü kızıl gözyaşı kaplar, arkada mavi gök durur. `Rengler geçmiş` deyişi hem bu üç rengi hem feleğin oynadığı oyunları taşır; şikâyet kişisel bir yüz tasvirinde toplanır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'ın 140803 numaralı sabit revizyonundaki tek poem gövdesi incipitten kapanışa kadar esas alındı; 20 dize korundu. Revizyon SHA-1 (base36) 6g8dk12gw6i3pw7a0eqzabkziesxra6. Sabit sayfa şiiri gazel olarak inceleyen akademik çalışmayı ve şiire özgü vezni ayrıca bağlar; sayfanın Kasideler kategori etiketi bu biçim bilgisiyle uyuşmuyor. Sayfadaki vezin yazımı “fâîlâtün fâîlâtün fâîlâtün fâîlün”dür; aynı kalıp yaygın olarak “Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün” biçiminde de yazılır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSu Kasidesi (Kasîde Der Na't-ı Hazret-i Nebevî)
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Fuzûlî · Kaside

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

bî-pervâ

Kayıtsız, çekincesiz

bî-sükûn

Durulmayan, kararsız

idbâr

Ters talih, bahtsızlık

sâde-levh

Saf, kolay aldanan

sehî-kad

Servi gibi uzun boylu sevgili

vâj-gûn

Ters dönmüş

şâhid-i maksad

Arzulanan hedefin güzeli; amaç

sipihr-i nîl-gûn

Lacivert/mavi renkli gök