Düştü dil bir mehlika dildâra şeksiz şübhesiz
Gönlün ay yüzlü ve hilekâr bakışlı sevgiliye düşmesi her bölümde ‘şeksiz şübhesiz’ sözüyle kesinlenir. Konuşan aşk zincirine bağlanır, sevgilinin mahallesini gece gündüz dolaşır ve iradesiyle onurunu yitirdiğini söyler. İç yaraya hekim bulunmaz, gurbette kavuşma belirsiz kalır; Ömer’in canla yöneldiği sevgili yüzünden feryat, eziyet ve ayrılık ateşi bedeni sarar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Düştü dil bir dildâra şeksiz şübhesiz
Şübhesiz bir gamzesi mekkâra şeksiz şübhesiz
1Gönül, ay yüzlü bir sevgiliye düştü; bunda hiç kuşku yok.
2Onun hilekâr bir yan bakışa sahip olduğu kuşkusuzdur.
- 2
Şübhesiz zencîr-i aşkında beni bend eyledi
Bend olup kıldım tevâzu’ yâra şeksiz şübhesiz
1Beni aşk zincirine bağladığı kuşkusuzdur.
2Bağlanıp sevgilinin önünde boyun eğdim; bunda kuşku yok.
Aşk zinciri konuşanı bağlar; buna karşılık o, sevgilinin önünde isteyerek boyun eğer. Zorlayıcı bağ ile gönüllü tevazu yan yana gelerek âşığın iradesindeki çelişkiyi gösterir.
- 3
Şübhesiz kûyin tavâf etmekteyim leyl ü nehâr
Leyl ü nehâr âteşinle kalmışım
1Sevgilinin mahallesini gece gündüz dolaştığım kuşkusuzdur.
2Gece gündüz ateşinle iradem dışında kalmışım.
Sevgilinin mahallesini gece gündüz dolaşmak, bitmeyen bir çevre hareketidir. Aynı zaman kalıbının ikinci dizede yinelenmesi, aşk ateşinin konuşanı iradesi dışında tutan sürekliliğini güçlendirir.
- 4
İhtiyârım ile gitti gayret ü nâmûs u âr
Âr eder sormaz beni mehpare şeksiz şübhesiz
1Gayretim, namusum ve utancım kendi isteğimle gitti.
2Ay parçası sevgili utanır da beni sormaz; bunda kuşku yok.
Konuşan gayretini, namusunu ve utanmasını kendi seçimiyle yitirdiğini söyler. Buna karşılık ay yüzlü sevgilinin onu sormaya utanması, “âr” duygusunu iki tarafa ters görevlerle dağıtır.
- 5
Şübhesiz derd-i derûnum zahmına olmaz tabîb
Tabîb etmez bir devâ şermende dil haste garîb
1İçimdeki derdin yarasına hekim bulunmayacağı kuşkusuzdur.
2Hekim, utanmış ve hasta garip gönle bir çare bulamaz.
İçteki yaranın hekimi bulunmaz; bulunan hekim de utanmış, hasta ve garip gönle çare üretemez. Şifa sözlüğünün iki kez sonuçsuz kalması, aşk derdini tıbbi müdahalenin dışına taşır.
- 6
Gurbet ilde yâ ola yâ olmaya vaslın nasîb
Nasibim çün uğradı efkâra şeksiz şübhesiz
1Gurbet elde kavuşman bana nasip olur mu, olmaz mı?
2Nasibim yüzünden düşüncelere düştüğüm kuşkusuzdur.
Gurbette kavuşmanın nasip olup olmayacağı açık bir ikilikte bırakılır. Nasibin konuşanı düşüncelere düşürmesi, belirsiz geleceği zihinsel sıkıntının nedeni yapar; dize bu bağı ters çevirmeden okunur.
- 7
Şübhesiz meyletti bu Ömer ile
Cân ile dil bülbülü kıldı hezâr efgan ile
1Bu Ömer’in sana bütün içtenliğiyle yöneldiği kuşkusuzdur.
2Can ile gönül bülbülü bin türlü feryat etti.
Ömer’in bütün canıyla sevgiliye yönelişi mahlası duygusal tanıklığa bağlar. Gönül bülbülünün bin türlü feryadı, içten bağlılığın dışarı çıkan çoğul sesini oluşturur.
- 8
Efgan ile cevr ile derd ü sitem hicrân ile
yaktı cismim nâra şeksiz şübhesiz
1Feryat, eziyet, dert, sitem ve ayrılık yüzünden
2Ayrılığın acısı bedenimi ateşe yaktı; bunda hiç kuşku yok.
Feryat, eziyet, dert, sitem ve ayrılık ilk dizede yığılarak acının bileşenlerini sayar. İkinci dize bunların hepsini ayrılık ateşinin bedeni yakmasıyla birleştirir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.594 gövdesinde “Şübhesiz meyletti bu Ömer hulûs-i cân ile” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n594-2504188B5C65. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.594, PDF 454; 8 birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Düştü gönlüm bir saçı reyhâne bilmem neyleyimÂşık Ömer · Şiir→
Gönlün ay yüzlü sevgiliye düşmesi ve yan bakışın hilekârlığı aynı kesinlik nakaratıyla bildirilir. “Şeksiz şübhesiz” tekrarı, aşkın hem çekimini hem tehlikesini tartışılmaz hâle getirir.