Efendim sevdiğim sizde kadîmî bu mudur âdet
Şair sevgilinin kadim âdetinin cefa olup olmadığını sorar; artık dayanacak gücü kalmamıştır. Şöhreti dünyayı tutan, servi boylu ve peri yüzlüler arasında eşsiz sevgiliye ağlatmaması için yalvarır; serencamı gamla geçer, bir saat huzur bulamaz ve Ömer vefadan vazgeçse de cefanın sonunu sorar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Efendim sevdiğim sizde bu mudur âdet
bizde nedendir koymadı
1Efendim, sevgilim, sizde eskiden beri âdet bu mudur?
2Eziyetiniz bizde nedendir; dayanacak güç bırakmadı.
- 2
Ne mâ’dendir acep kânın ki tutmuş âlemi şânın
Peri rûlerde bulunmaz ey
1Kaynağın acaba hangi madendir ki şanın dünyayı tutmuş?
2Ey servi boylu, peri yüzlüler arasında bir eşin bulunmaz.
“Mâ’den” ve “kân” sözleri sevgilinin özünü değerli bir cevherin çıktığı kaynak gibi araştırır; şanı bütün âlemi kaplamıştır. İkinci dize onu “peri rû” güzeller arasındaki rakipsiz kişi sayar. “Sehî kamet” eli açık olmakla birlikte uzun, düzgün boy çağrışımını taşır ve dış güzelliği cömertlik niteliğiyle birleştirir.
- 3
Beni ağlatma Allah’ı seversen hubların şâhı
Uyutmaz kimseyi âh ü figanım eylemez râhat
1Güzellerin şahı, Allah’ı seversen beni ağlatma;
2ahım ve feryadım kimseyi uyutmaz, rahat bırakmaz.
Konuşan “Allah’ı seversen” kalıbıyla sevgilinin merhametine en güçlü gündelik yemini sunar; istek yalındır: beni ağlatma. Gözyaşının sesi sonraki dizede “âh ü figan” olur ve özel acıyı çevreye yayar. Feryat yalnız âşığın uykusunu kaçırmaz, “kimseyi” uyutmayıp başkalarının rahatını da bozar.
- 4
Bilinmez çok gamınla geçti encâmım
Anınçün yoktur ârâmım benim bir yerde bir sâat
1Uzun serüvenim bilinmez; sonum senin gamınla geçti.
2Bu yüzden huzurum yok, hiçbir yerde bir saat duramam.
“Serencâm” baştan geçen uzun olaylar dizisini, “encâm” ise onun sonunu aynı ses çevresinde buluşturur. Konuşanın bilinmeyen hikâyesi sevgilinin gamıyla tükenmiştir. Bunun sonucu “ârâm” yokluğudur; bir yerde tek bir saat duramamak, iç huzursuzluğunu sürekli yer değiştiren bedensel harekete çevirir.
- 5
Ömer der ey gözü âhû yeter cevrin cihandır bu
Vefâdan geçtim ey mehrû cefâna yok mudur
1Ömer der ki: ey ceylan gözlü, yeter artık; burası dünyadır.
2Ey ay yüzlü, vefadan vazgeçtim; cefanın bir sonu yok mudur?
Mahlaslı beyit “cihandır bu” diyerek sevgiliye dünyanın geçiciliğini hatırlatır ve cefa için “yeter” der. Ömer “vefâdan geçtim” sözüyle olumlu karşılık beklentisini en aza indirmiştir; artık istediği yalnız eziyetin sınırıdır. “Cefâna yok mudur gayet” sorusu, umudu kavuşmadan son bulacak acıya indirir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.242 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer der ey gözü âhû yeter cevrin cihandır bu mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n242-3CC00D867736. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.242, PDF 208; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
El irişmez zülfüne çeşmi siyeh hoş âmedî hoşÂşık Ömer · Musammat→
“Efendim” ve “sevdiğim” yakın hitapları, hemen ardından gelen hesap sorusunu yumuşatır: cefa sevgilide “kadîmî” bir âdet midir? İkinci dize “cefâ vü cevr”i çoğaltarak aynı eziyet alanını iki sözcükle pekiştirir. “Koymadı tâkat” sonucu, bu davranışın konuşanda dayanma gücü bırakmadığını açıklar.