Eğer dosttan belli haber sorarsan
Dört dörtlük ve tek bir cevap: seher yelleri. Sorulan her soru rüzgâra havale ediliyor; şiirin sonunda haber gelmiyor ama soran kişi değişmiş oluyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Eğer dosttan belli haber sorarsan
Sana haber versin seher yelleri
Dost illeri deyu ararsan
Sana haber versin seher yelleri
1Eğer dosttan kesin haber sorarsan
2sana seher yelleri haber versin.
3Dost illeri nerede diye ararsan
4sana seher yelleri haber versin.
- 2
Baharı açıldı mı güllerinin
Feryadı var mıdır bülbüllerinin
Doğru yolun bilir dost illerinin
Sana haber versin seher yelleri
1Güllerinin baharı açıldı mı,
2bülbüllerinin feryadı var mı?
3Dost illerinin doğru yolunu bilir;
4sana seher yelleri haber versin.
Gülün açıp açmadığı ve bülbülün feryadı sorulur; dost illerine giden doğru yolu seher yellerinin bildiği söylenir. Beyit o yere gidilemediğini değil, haber ve yol bilgisinin rüzgâra emanet edildiğini açıkça verir.
- 3
Aşkımın ateşi tutuşup yandı
Dud-i ahım feleklere boyandı
Kandedir der isen güzel efendi
Sana haber versin seher yelleri
1Aşkımın ateşi tutuşup yandı,
2âhımın dumanı feleklere boyandı.
3“Nerededir” dersen güzel efendi,
4sana seher yelleri haber versin.
Soruyu soran ile cevap veren yer değiştiriyor: artık şair sorulanı değil, kendi hâlini anlatıyor. Duman göğe çıkıyor — rüzgârın taşıyabileceği tek şey de o.
- 4
Derviş Himmet kendin hayran eylemiş
Yıkıp suret mülkün eylemiş
illerini eylemiş
Sana haber versin seher yelleri
1Derviş Himmet kendini hayran etmiş,
2suret mülkünü yıkıp virân etmiş,
3canan illerini seyretmiş;
4sana seher yelleri haber versin.
Mahlas dörtlüğü şiirin sonucunu veriyor: aranan yer görülmüş. Ama bunun bedeli “suret mülkünün yıkılması” — yani bedensel varlığın harap olması. Nakarat son kez dönerken artık bir soru değil, bir tanıklık taşıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 145530 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nakarat dörtlüğün yarısını kaplıyor ve muhatabı baştan belirliyor: haberi veren insan değil rüzgâr. Bu, cevabın kesin olmayacağını da baştan söylemek demek.