DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Elif kaddim reftârına beyuna
Şiir · 17. yüzyıl

Elif kaddim reftârına beyuna

Şair sevgilinin boyunu, yürüyüşünü, yüzünü, kaşını ve gamzesini servi, ay, yay ve ok imgeleriyle över; inci dişler, güneş güzelliği ve yakut dudakla eşsizliğini büyütür. Son bölümde sözünün baldan tatlı oluşunu ve hâl ehlinin bu tavırları beğeniyle seyretmesini anlatır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Elif kaddim reftârına beyuna

    Nazar eyledikçe reng ü rûyine

    1Elif gibi boyum, senin yürüyüşüne ve boyuna;

    2rengine ve yüzüne baktıkça

    İlk dize konuşanın elif gibi dik boyunu sevgilinin yürüyüşü ve boyuyla ilişkilendirir; cümle ikinci dizede bakış eylemine açılır. Tarihî kuruluş eksiltili olduğundan günümüz Türkçesi kimin boyunun nasıl değiştiğini kesin bir fiille tamamlamaz.

  2. 2

    Nice servi gibi dal pesend eyler

    Yetirir aklını el pesend eyler

    1Nice servi, böyle bir dalı beğenir;

    2‘Yetirir/yitirir aklını; el beğenir.’

    İlk dize servi ile dal benzetmesini beğeni üzerinden kurar. İkinci dizedeki ‘yetirir’ yüzeyi yitirmek veya eriştirmek değerlerinden hangisini taşıdığı ve öznesinin kim olduğu bakımından kapalıdır; ‘herkes’ genellemesi eklenmeden ‘el’ sözü korunur.

  3. 3

    Bir kerre bakanlar yüzün ayına

    Gamzen oklarına kaşın yayına

    1Yüzünün ayına bir kere bakanlar,

    2gamzenin oklarına ve kaşının yayına bakınca

    Yüz ay, gamze ok, kaş ise yaydır; tek bir bakışta göksel ışık ile savaş araçları birleşir. İki dize sonuç cümlesini sonraki birime taşır; modern aktarım, göğün ayından vazgeçme sonucunu erken eklemeden bu hazırlığı korur.

  4. 4

    Nazar etmez bu feleğin ayına

    Nice , nice pesend eyler

    1artık bu göğün ayına bakmaz;

    2nice Rüstem, nice Zal seni beğenir.

    Sevgilinin yüz ayı görüldüğünde gökteki gerçek ay önemini kaybeder. Rüstem ve Zal gibi güçlü destan kahramanlarının onu beğenmesi, güzelliğin yalnız hassas âşığı değil, kuvvet simgelerini de etkilediğini gösteren abartıdır.

  5. 5

    Cihanda nazîrin mislin bulunmaz

    İnci dişlerine kıymet olunmaz

    1Dünyada eşin ve benzerin bulunmaz;

    2inci dişlerine paha biçilmez.

    Dünyada eş ve benzer bulunmadığı doğrudan üstünlük iddiasıdır. İnciye benzetilen dişlerin fiyatının biçilememesi ise bu eşsizliği maddi değer diliyle yeniden kurar; kıymet vardır ama onu ölçecek bir piyasa yoktur.

  6. 6

    Hüsnün güneşidir doğar dolanmaz

    Leb-i yâkutuna lâ’l pesend eyler

    1Güzelliğin güneşidir; doğar, dolaşmaz;

    2yakut dudağını lâl taşı bile beğenir.

    Güzellik güneş gibi doğar, fakat ‘dolanmaz’ sözü onun sıradan göksel döngüye uymadığını düşündürür. Yakut dudak ile lâl taşı karşılaştırıldığında değerli taş bile dudaktaki rengi ve parlaklığı beğenen ikincil tanığa dönüşür.

  7. 7

    Bülbülün de gerçi adı anılır

    Dehânın bârında yâre unulur

    1Bülbülün adı gerçi anılır;

    2‘Dehânın bârında yâre unulur.’

    Bülbülün adının anılması ilk dizede açıktır. İkinci dizede dehân, bâr, yâre ve ‘unulur’ arasındaki bağ güvenle çözülemez; sevgilinin ağzı yanında başka bir sevgilinin unutulduğu gibi kesin bir sahne kurulmaz, basılı yüzey aparat olarak bırakılır.

  8. 8

    Güftârın işitse virdin yanılır

    Şîrin cevâbına bal pesend eyler

    1Sözünü işiten ezberindeki zikri şaşırır;

    2tatlı cevabını bal bile beğenir.

    Sevgilinin sözünü duyan kişi sürekli tekrar ettiği virdi bile şaşırır; konuşma zihinsel düzeni bozan yeni bir cazibedir. Tatlı cevabın bal tarafından beğenilmesi, balı ölçü olmaktan çıkarıp sevgilinin diline hayran bir varlık yapar.

  9. 9

    Bu Ömer üftâden tab’ı nedîmin

    Cünbiş-i etvârın nâz ü naîmin

    1‘Bu düşkün Ömer’in tab’ı; nedîmin...’

    2‘Tavırlarının hareketi, naz ve naîmin...’

    Son dört dize tek bir sentaks alanıdır. Bu birimde Ömer, tab, nedim, tavır, naz ve naîm sözleri dizilir; iyeliklerin hangi öğeye bağlandığı sonraki dizeler görülmeden kapanmaz. Modern satırlar parçaları bir listeye dönüştürmeden eksiltili yapıyı korur.

  10. 10

    Âşık-ı sâdıkın yâr-ı kadîmin

    Seyreden pesend eyler

    1‘Sadık âşığın, eski dostun...’

    2seyreden hâl ehli beğenir.

    İlk dize önceki birimde başlayan iyelik zincirini sürdürür; konuşanın sadık âşık ve eski dost oluşu muhtemeldir, fakat tüm bağlar kesin değildir. Son dizede özne ‘seyreden erbâb-ı hâl’dir ve beğenme eylemini yapar; edilgen anlatım kurulmaz.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.124 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n124-399F5A469A8E. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.124, PDF 163; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘yetirir’, ‘yâre unulur’ ve son dört dizenin iyelik/özne zinciri kesinleştirilmedi; erbâb-ı hâl etkin özne olarak korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirElimle ihtiyârım gamze-i bîdâda ben verdimÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Elif kadd

Elif harfi gibi dik boy.

reftâr

Salınarak yürüyüş.

Rüstem

İran destan geleneğinin güçlü kahramanı.

Zal

Rüstem’in babası olan destan kahramanı.

Leb-i yâkut

Yakuta benzetilen dudak.

Güftâr

Söz ve konuşma biçimi.

tab’

Yaratılış ve şiir söyleme yetisi; birimdeki iyelik bağı kapalıdır.

erbâb-ı hâl

Yaşanmış manevî veya duygusal hâlden anlayan kişiler.