Elimle ihtiyârım gamze-i bîdâda ben verdim
Âşık kendi iradesini zalim bakışa teslim ettiğini söyler; sevgiliye güç verenin de kendisi olduğunu kabul eder. Ferhat ve aşk külahı imgelerinden sonra ömür taneleri tükenir, ruh kuşu avcının eline verilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Elimle ben verdim
Yazıklar ol yetîmi cellâda ben verdim
1Kendi elimle irademi o zalim bakışa verdim.
2Yazık, o günahsız yetimi cellada ben teslim ettim.
- 2
Nola hançer çeküp bu bendesin kasd-ı helâk etse
mecliste ana hadden ziyâde bâde ben verdim
1Şimdi hançer çekip bu kulunu öldürmeye kalksa şaşılır mı?
2Mecliste ona ölçüyü aşacak kadar şarabı ben verdim.
Sevgilinin hançer çekip öldürmeye yönelmesi, mecliste ona fazla şarap sunulmasının sonucu gibi okunur. Konuşan yine eylemin başlangıcını kendine bağlar. Birim, aşk meclisindeki cömertliği ölüm tehdidine dönüşen bir yetkilendirme olarak kurar.
- 3
ezber eylemiş ma’nâyı öğrenmiş
Anı bir iken ol üstâda ben verdim
1Aşkın bütün inceliklerini ezberlemiş, anlamını öğrenmiş.
2Onu bir ‘akl-ı evvel’ iken o ustaya ben verdim; terim tanıksız açılmadı.
Sevgilinin aşk ilimlerini ezberleyip anlamı öğrenmesi, onun ustaya verilmesinden önce kurulur. ‘Akl-ı evvel’ hem tarihsel bir metafizik terim hem de üstün veya ilk akıl çağrışımı taşıyabilir; ikinci tanık bulunmadığı için modern satır bunu ‘önceki saf hâl’ diye daraltmaz ve özgün terimi görünür bırakır.
- 4
kıldım işgalinden işbu
Külâh-ı aşkı çün ol ’a ben verdim
1Bu mihnet yurdunun uğraşlarından vazgeçtim.
2Aşk külahını o Ferhat kazmasına verdim; külah ile kazma arasındaki bağ kapalıdır.
Konuşan mihnet yurdunun meşguliyetlerinden el çektiğini söyler. İkinci dizedeki ‘tîşe-i Ferhâd’ açıkça Ferhat’ın kazmasıdır, ikinci bir külah değildir; buna karşılık aşk külahını kazmaya verme ilişkisinin mecazı kapalı kalır. Yorum kazmayı korur, fakat bu nesne bağını yeni bir efsane ayrıntısıyla tamamlamaz.
- 5
Tükendi dâne-i ömrüm Ömer sahn-ı vücûdümde
Çıkardım niçe ben verdim
1Ömer, varlık meydanımda ömür tanelerim tükendi.
2Ruh kuşumu çıkardım; nice avcıya ben teslim ettim.
Ömür, varlık meydanına saçılmış ve artık tükenmiş taneler olarak tasarlanır. Bunun ardından ruh bir kuş gibi bedenden çıkarılıp avcıya verilir. Mahlas, ölüm imgesini kişisel kapanışa bağlar; kaç ayrı avcı bulunduğu metinden kesinleştirilmez.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.203 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n203-FD16A3A5BE6B. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.203, PDF 195; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İrade, sevgilinin zalim gamzesine konuşanın kendi eliyle teslim ettiği bir emanet gibi gösterilir. Günahsız yetim benzetmesi, korunmasız iradeyi cellada vermenin pişmanlığını büyütür. Suç yalnız sevgiliye yüklenmez; âşık kendi payını açıkça kabul eder.