Ey Benim Behîce-vech-i Hasenüm Hoş Geldüñ
Hoş geldin redifli gazel, sevgiliyi gül beden, şeker ülkesinin papağanı ve güzellik zekâtı dağıtan nazlı bir söz ustası olarak karşılar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey benim -i hasenüm hoş geldüñ
Gülşen-i hüsn-i dilim gül-bedenüm hoş geldüñ
1Ey güler yüzlü güzelim, hoş geldin;
2gönlümün güzellik bahçesi, gül bedenlim, hoş geldin.
- 2
saña mı mansıb oldu
Ey benim -i nâ kes sühanum hoş geldüñ
1Güzelliğin şeker ülkesi sana mı makam oldu;
2ey benzersiz sözlü papağanım, hoş geldin.
Güzellik burada bir ülkeye, üstelik şekerden bir ülkeye benzetilir ve sevgilinin ona mansıb, yani resmî görev olarak atanıp atanmadığı sorulur. Tûtî imgesi soruyu tamamlar: şeker ülkesinin memuru, tatlı söz söyleyen papağandır.
- 3
Uzayup nâzişi günden güne mânend-i
Defter-i mihr-i vefâyı dürenüm hoş geldüñ
1Nazı günden güne bir ferman gibi uzayıp,
2sevgi ve vefa defterini dürenim, hoş geldin.
Beyit iki zıt hareketi karşılaştırır: naz berât gibi uzarken vefa defteri dürülür. Biri açılıp uzayan, öteki kapanıp toplanan bir kâğıttır. Sevgiliye yakıştırılan sıfat da bu yüzden övgü değil sitemdir; karşılanan kişi aynı zamanda defteri kapatandır.
- 4
Dilenüp gezmede ben gâh zekât-ı hüsnüñ
Dilimi kârd-ı gamla delenüm hoş geldüñ
1Ben zaman zaman güzelliğinin zekâtını dilenerek gezerken,
2gönlümü gam bıçağıyla delenim, hoş geldin.
Zekât benzetmesi ilişkiyi mülkiyet diline taşır: güzellik bir servettir ve âşık ondan yalnız dağıtılması farz olan payı dilenir. İkinci dize bu dilenciye ödenen karşılığı verir; eline geçen şey pay değil, kârd-ı gamla açılmış bir deliktir.
- 5
Nâz idüp âhir-i hüsnüñde hatt-ı sebzi ile
Da‘vi-i hüsnede hüzra irenüm hoş geldüñ
1Güzelliğinin sonunda yeşil ayva tüyleriyle naz edip,
2güzellik davasında yeşilliğe erenim, hoş geldin.
Hatt-ı sebz güzelliğin sonuna işaret eden bir alâmettir, ama beyit onu bitiş değil yeni bir koz gibi kullanır: sevgili tüylerin yeşiliyle naz eder. Da‘vi sözcüğü de güzelliği bir iddiaya çevirir; yeşile ermek o davanın son delili olarak sunulur.
- 6
Dilini çineyerek nâz iderek Kânîye
Şekerin harf-i zebânın günüm hoş geldüñ
1Kânî'ye dilini çiğneyerek naz edip,
2ey dilinin harfi şeker olan günüm, hoş geldin.
Makta, sevgilinin naz ederken dilini çiğnemesini şairin adıyla eşler. Kapanış ise ses düzeyine iner: zebân üzerindeki harf şekere dönüşür, karşılama sözü tadı olan bir şey hâline gelir.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e7912dc2-9d1e-4325-af4a-c55ffa865ab5:g106-pdf266-printed259. Elbir neşrinde G106, basılı s. 259/PDF 266; 12 dize, basılı ölçü adı, incipit-Kânî mahlası-sonraki numaralı kayıt ile tam sınır görselden sabittir. Aparatta 2a oldu/idi ve 5a idüb/iden kısa varyantları vardır; ana gövde korunmuştur. Behîce ve Hasen biçimleri hem nitelik hem ad olarak okunabilir. Profildeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gam aldı benüm dört yanımı cân saña kaldıKânî · Gazel→
Şiir bir karşılama sesiyle açılır ve redif her beyitte o karşılamayı yeniler. İlk beyit sevgiliyi önce yüzünden, sonra bedeninden tanımlar: behîce-vech ile gül-beden. Gülşen sözcüğü de gönlü bir bahçeye çevirerek karşılananın gireceği yeri hazırlar.