Ey Bütün Dünyâ Değer Gül Yüzlü Yârım Kandesin
Şair bütün dünyaya bedel sevgiliyi durmadan “neredesin” diye arar. Hasret sabrını yırtar, utanç şişesini kırar ve gönül evini harap eder; Ömer karanlık yolda kalmışken kavuşma umudunu yine sevgiliye bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey bütün dünyâ değer gül yüzlü yârım
Gün begün artmaktadır feryâd ü zârım
1Ey bütün dünyaya bedel gül yüzlü sevgilim, neredesin?
2Feryadım günbegün artıyor; neredesin?
- 2
sen ey tabîbim ben helâk oldum helâk
Yoksa âh-ı sana gelmez mi bâk
1Neredesin ey hekimim? Ben mahvoldum.
2Yoksa gönül yakan ahımdan sana korku ulaşmıyor mu?
Sevgili hekim, şair ise mahvolmuş hastadır. Gönül yakan ahın ona korku vermemesi, tedavi edebilecek kişinin hastanın sesini duymadığını ya da önemsemediğini düşündürür.
- 3
Âh-ı hasret bir yana sabrım yakasın etti çâk
Vaslını hayli zamandır intizârım
1Hasret ahı bir yana, sabrımın yakasını yırttı.
2Uzun zamandır kavuşmanı bekliyorum; neredesin?
Hasret sabrın yakasını yırtarak iç dayanıklılığı görünür biçimde parçalar. Uzun kavuşma bekleyişi takvime bağlanmaz, fakat “hayli zamandır” sözü acının geçici bir nöbet olmadığını açıkça gösterir.
- 4
bir kerre bak bu ben garîbin âhına
Yüz sürüp her dem hayâl-i şâhımın dergâhına
1Neredesin? Bir kez bu garibin ahına bak.
2Her an hayalimdeki şahın dergâhına yüz sürüyorum.
Garibin ahına bir kez bakma isteği çok küçük bir merhamet talebidir. Hayaldeki şahın dergâhına yüz sürmek, gerçek kavuşma yokken zihinsel bir ziyaret kurar; sevgili yine hükümdar konumundadır.
- 5
Bir meded kıl yoksa ben girdim
Taşa çaldım şîşe-i nâmûş u ârım
1Yardım et; yoksa kınanma yoluna girdim.
2Namus ve utanç şişemi taşa çaldım; neredesin?
Kınanma yoluna girmek ve namus şişesini taşa çalmak toplumsal itibardan vazgeçiştir. Şişenin kırılması geri dönüşsüzdür; âşık sevgili bulunmadan önce bile dünya önündeki koruyucu kabını parçalamıştır.
- 6
sen aşkın ile eylerim sînem
Âh-ı hasret derd ü gam dilhânesin kıldı harâb
1Neredesin? Aşkınla göğsümü rebap gibi çalıyorum.
2Hasret ahı, dert ve gam gönül evini yıktı.
Göğsün rebap olması, acının bedenden müzik çıkarmasını anlatır. Hasret, dert ve gam gönül evini yıkarken bu yıkım sessiz kalmaz; şairin ahı çalgının teli gibi sürekli titreşir.
- 7
Gülşen olur sâde sensiz meskenim yerim
Ey yüzü bâğ-ı İrem kaddi çinârım
1Sensiz gül bahçesi bile kuru, yerimse topraktır.
2Ey yüzü İrem bağı, boyu çınarım, neredesin?
Sevgili yoksa gül bahçesi bile çoraklaşır ve mekân toprağa iner. İrem bağı yüz ile çınar boy imgesi, dış dünyanın kaybettiği bütün canlılığı sevgilinin bedeninde toplar.
- 8
sen ben reh-i mihnette kaldım gel yetiş
aldı yolum zulmette kaldım gel yetiş
1Neredesin? Ben sıkıntı yolunda kaldım, gel yetiş.
2Keder gecesi yolumu kapladı; karanlıkta kaldım, gel yetiş.
Sıkıntı yolu ve keder gecesi hareketi durdurur. “Gel yetiş” tekrarları yer sorusunu acil yardım çağrısına çevirir; şair artık sevgiliyi yalnız görmek değil karanlıktan çıkmak için ister.
- 9
Bir belâ-yi va’de-i hayrette kaldım gel yetiş
Der ki Ömer vaslını candan umarım
1Şaşkın bırakan bela dolu bir sözün içinde kaldım, gel yetiş.
2Ömer der ki: Kavuşmanı candan umuyorum; neredesin?
Mahlas beyti, şaşkınlığa dönüşen kavuşma vaadine rağmen umudu korur. Ömer soruyu son kez yineler; şiir cevap bulmaz, fakat gerçekleşmeyen sözün içinde aramanın ve beklemenin hâlâ sürdüğünü mühürler.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.479; görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer baskısındaki 479 numaralı metnin 18 dizesi ve 9 birimi basılı sırayla, harfi harfine korunmuştur. Kaynak sürümü: ergun1936-n479-C8FFACB0E4DE.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sevgilinin bütün dünyaya bedel olması yokluğun ölçeğini belirler. “Kandesin” tekrarı basit yer sorusu değil, her gün büyüyen feryadın ritmidir; şair değer biçtiği varlığın izini hiçbir yerde bulamaz.