Ey bütün dünyâyı bünyâd eyleyen Mevlâ meded
Dünyayı ve varlıkları yaratan Mevlâ’dan yardım istenir; beden şehrindeki amaç Kâbe’sini bayındır eden kudret anılır. Hicran ateşine düşen konuşan İbrahim, Eyyub, Yakup ve Yusuf kıssalarıyla Allah’ın kurtarıcı lütfunu hatırlar. Gönül kuşu bela tuzağından kurtulamaz ve gam girdabından çıkarılmayı diler. Peygamber, Ali, Ehl-i beyt, Ebubekir ve Osman aşkına murat istenir; Halî[l] baskı kusuru aparatta görünürdür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey bütün dünyâyı bünyâd eyleyen Mevlâ meded
Bunca îcâd eyleyen Mevlâ meded
1Ey bütün dünyayı kuran Mevlâ, yardım;
2Bunca gizli varlığı yaratan Mevlâ, yardım.
- 2
bu vücûdum şehrine
âbâd eyleyen Mevlâ meded
1Kudretli lütuf eliyle bu bedenimin şehrinde;
2Murat Kâbe’sini bayındır eden Mevlâ, yardım.
Kudret “dest-i lûtf” yani lütuf eli olarak beden şehrine dokunur; soyut güç somut el kazanır. “Kâ’be-i maksûd” amaç ve kıbleyi birleştirir, onun vücut içinde âbâd edilmesi insan bedenini kutsal şehir düzenine çevirir.
- 3
içre düştüm kalmadı sabr ü arâm
Rûz ü şeb yanmaktayım işim tamâm oldu tamâm
1Ayrılık ateşine düştüm, sabır ve huzur kalmadı;
2Gece gündüz yanıyorum, işim tamamen bitti.
Hicran “nâr”dır ve sabırla “arâm”ı birlikte yok eder; hem dayanma hem dinlenme biter. “İşim tamâm oldu tamâm” tekrarında tamamlama başarı değil tükeniştir, gece gündüz yanış bütün hayat faaliyetinin sonuna dönüştürülür.
- 4
Âteş-i Nemrûd’a cism-i pâkini edüp harâm
Ey ’e dâd eyleyen Mevlâ meded
1Temiz bedenini Nemrut ateşine haram edip;
2Ey Halî[l] İbrahim’e adalet/yardım eden Mevlâ, yardım.
Nemrut ateşinin İbrahim’in temiz bedenine “harâm” kılınması, ateşin yakma hakkının ilahî biçimde kaldırılmasıdır. Kaynaktaki “Halî[l]” son harfi köşeli ayraçla görünür; baskı kusuru sessiz onarılmadan kıssa kurtuluş örneği olarak kullanılır.
- 5
Dîde bu veçhile mestûr eyleyüp mahbûbunu
Yedirüp kurtlara cism-i hazret-i Eyyûb’unu
1Gözü bu biçimde örtüp sevgilisini [özne zinciri kapalı];
2Hazret-i Eyyub’un bedenini kurtlara yedirip.
İlk dizede gözün örtülmesi ve mahbubun kişi bağı kapalıdır; hangi kıssanın hangi görme kaybına bağlandığı eklenmez. Eyyub’un bedeninin kurtlara yedirilmesi ağır imtihanı somutlaştırır, ilahî yardım acının yokluğu değil içinden çıkış beklentisidir.
- 6
Derdile beytülhazenden ağladup Ya’kub’unu
Dîdesinden Yûsuf’un şâd eyleyen Mevlâ meded
1Yakub’unu dertle hüzünler evinde ağlatıp;
2Gözünden Yusuf’unu sevindiren Mevlâ, yardım [kişi bağı açık].
“Beytülhazen” Yakup’un hüzün evi, ağlayışın uzun mekânıdır. İkinci dizede göz, Yusuf ve “şâd eyleyen” fiilinin kişi bağları tam kapanmasa da ayrılık kıssasının sevince çevrilmesi Allah’ın teselli kudretine örnek olur.
- 7
Düşmüşem bir derde nâgeh eylerim feryâd dâd
Mürg-i dil dâm-ı belâdan olmadı bir dem küşâd
1Ansızın bir derde düştüm, feryat edip adalet isterim;
2Gönül kuşu bela tuzağından bir an kurtulmadı.
Kendi derdi “nâgeh” gelir; peygamber kıssalarından kişisel âna ani geçiş yapılır. Gönül kuşu “dâm-ı belâ”dadır ve bir dem bile “küşâd” olmaz; tuzak kapalı kaldıkça feryat ile dâd ilahî kapıya yönelir.
- 8
Gel demidir kurtarup girdâb-ı gamdan eyle şâd
Ey niçe mahzûnu dilşâd eyleyen Mevlâ meded
1Gelme vaktidir; gam girdabından kurtarıp sevindir;
2Nice mahzunu gönlü sevinçli eden Mevlâ, yardım.
Kurtuluş için “gel demidir” denmesi yardımı geleceğe değil şimdiye çağırır. Gam bir “girdâb”dır; çıkış yukarı doğru çekilmeyi gerektirir. Nice mahzunu dilşad eden geçmiş kudret, konuşanın sevindirilmesi için emsal gösterilir.
- 9
Fahr-ı âlem o sultân aşkına
Hayder-i Kerâr hem âl-i emîrân aşkına
1Âlemin övüncü, iki âlemin efendisi o sultan aşkına;
2Haydar-ı Kerrar ve emirler soyunun aşkına.
Dua Peygamber’i “Fahr-ı âlem” ve “Seyyidü’l-kevneyn” diye iki dünya ölçeğinde över. Hayder-i Kerrar ve “âl-i emîrân”ın hürmeti eklenerek yardım talebi peygamberden Ali ve seçkin soy çevresine genişler.
- 10
Ver murâdın bendenin Bûbekr ü Osmân aşkına
Bu Ömer adın bana ad eyleyen Mevlâ meded
1Ebubekir ve Osman aşkına kulunun muradını ver;
2Bu Ömer, adını bana ad eden Mevlâ, yardım [dizim kapalı].
Ebubekir ile Osman’ın adları dua aracılığı zincirini dört halife çevresinde tamamlar. “Bu Ömer adın bana ad eyleyen” dizimi mahlas ile ilahî adlandırma arasında kapalıdır; görünür olan, kulun muradının verilmesi ve medet çağrısının son kez yinelenmesidir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.310 gövdesinde “Bu Ömer adın bana ad eyleyen Mevlâ meded” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n310-5194A6851DE3. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.310, PDF 254–255; 10 iki dizelik birim/20 dize. Kaynak aparatı: dize 8 Halî[l] İbrâhim’e: Basılı yüzeyde Halîl son harfi ile İbrâhim başlangıcı baskı kusuruyla birleşmiş/silik; tamamlanan harf köşeli ayraçta tutuldu. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Mevlâ önce “bütün dünyâ”nın mimarı, sonra “meknûnât”ın yaratıcısı olarak anılır; görünür evren ile gizli varlıklar aynı kudrete bağlanır. Her dize sonundaki “meded” açıklama değil doğrudan acil yardım çağrısıdır.